Ekim 2007 için Arşiv

Bu kahramanlarla arkadaş olun

Çarşamba, 31 Ekim 2007

Yıldırım Türker’in Türkçeye çevirdiği ‘Tostoraman’, ‘Kasabanın En Şık Devi’ ve ‘Süpürgede Yer Var mı?’ adlı kitaplarda ilginç kahramanlar cirit atıyor

Bir çocuğun, sayfalarını harap edecek kadar çok çevirdiği, resimlerine bakmaktan bıkmadığı, ezbere bildiği hikâyesini her defasında bir kez daha merak içinde ve keyifle okuduğu bir kitabın yazarı olmak kim bilir ne şahane bir duygudur! Julia Donaldson’ın Tostoraman, Kasabanın En Şık Devi ve Süpürgede Yer Var mı? adlı resimli çocuk kitaplarını okuyup bitirdikten sonra, bu düşünce geçiyor aklımdan. Çünkü üçü de, okuyucusundan bu tarz bir yakınlığı görebilecek türden kitaplar.
Aslında Julia Donaldson Türkçeye yabancı bir isim değil; özellikle kız çocuklarının tanıdığı bir yazar. Tatlı, çekingen Ellen’ın başına dert açan, hafif kafadan çatlak ve çokca şımarık ‘yansıması’nın, Prenses Aynagüzeli’nin maceralarının yazarı (bu dizi İş Kültür Yayınları kitapları arasında (daha fazla…)

İZLANDA YOLCUSU

Çarşamba, 31 Ekim 2007

Kuzey denizlerine sıcak yolculuk

Ömer Bozkurt, Ataköy Marina Yacht Club Yayınları, 2007, 120 sayfa
Bilindiği üzre edebiyat dünyasında yollar, yolcular ve yolculuklar her zaman önemli bir yere sahip oldu. Yazarlar ve şairler bu üç tema ve onların yan unsurlarıyla metinlerini, dizelerini donatmaktan büyük bir haz duymuş, bu haz okuyuculara olumlu yansımış, böylelikle ‘yol’ konuları sadece gezi edebiyatında değil, edebiyatın her alanında rüştünü ispatlamış oldu. Kamu yönetimi profesörü olan Ömer Bozkurt, sosyolojiyle ilgili yaptığı çalışmaların dışında yolculuk edebiyatı ve coğrafyaya olan ilgisini bundan üç yıl önce kaleme aldığı, Kerguelen Adaları’nı anlatan Her Yere Uzak Topraklar adlı kitabıyla okuyucuya sundu. Şimdi ise Kuzeyin soğuk denizlerinde kendisinin ve diğer insanların hikâyelerine yer verdiği bir anlatı kitabıyla karşımıza çıkıyor. (daha fazla…)

YERYÜZÜ KİTAPLIĞI

Çarşamba, 31 Ekim 2007

Seksen yedi yaşındaki Lessing, evinin önünde taksiden güçlükle inerken, muhabirlerden biri yaklaştı ve ‘Nobel Edebiyat Ödülü size verildi. Ne düşünüyorsunuz?’ dedi. Lessing’in ilk sözleri ‘Aman Tanrım!’ oldu.

Kırk yıl sonra gelen Nobel
“Sabahtan beri durmadan konuşuyorum. Yayıncımla, ajansımla, beni sürekli arayan dostlarımla konuştum. Birçokları ne zamandır Nobel’i almamı istiyorlardı, o yüzden çok iyi oldu. Ama bitkinim. Kutlamak için gidip bir şampanya almak gerekirdi belki, ama gidip yatacağım…”
Bir Nobel Edebiyat Ödülü daha geride kaldı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da birçoklarının tahmini tutmadı. Nobel adayları arasında öncelikle İsrailli yazar Amos Oz ile Perulu yazar Mario Vargas Llosa adı sıkça geçenler arasındaydılar. Ama seçici kurul, bu kez de, adı yıllardır adaylar arasında anılan Doris Lessing’de karar kıldı. Yaygın bir ünle birlikte 1.6 milyon dolar Lessing’in oldu.
Bu yıl, bir yazarın Nobel’i aldığını öğrenişini ilk kez televizyondan “canlı olarak” izledim. Seksen yedi yaşındaki Lessing, Londra’daki evinin önünde taksiden güçlükle inerken, muhabirlerden biri yaklaştı ve “Nobel Edebiyat Ödülü size verildi. (daha fazla…)

KAPAK

Çarşamba, 31 Ekim 2007

‘Merak edip araştırmaya başlıyorum sonra bakıyorum kitap olmuş’ diyen Metin And, elliden fazla kitaba bin beş yüz civarında makaleye imza attı. Yazar iki yeni kitabını da tamamlamak üzere…

Kültür arkeoloğu Metin And
TÜYAP Kitap Fuarı’nın onur yazarı Metin And, seksen yıllık bir çınar. O, on parmağında on marifet olan bir sanatçı. Tükenmeyen enerjisiyle yepyeni projelerin peşinde koşuyor, durmaksızın yazıyor, üretiyor.
Metin And, başta Türk tiyatrosu olmak üzere sanat tarihi hakkında ellinin üzerinde kitap yazdı ve bu nedenle kendisini “Kültür arkeoloğu” olarak tanımlıyor. Ankara’daki evinde Radikal Kitap’ın sorularını yanıtlayan And, bugünlerde yeni bir kitap üzerinde çalıştığının müjdesini veriyor. ‘İstanbul’un Çarşı Ressamları’ ismiyle gelecek yıl YKY’den çıkacak kitap, çarşılarda çalışan yerli ressamları bugüne taşıyor. Dönemine damgasını vuran ressamların yapıtlarında özellikle günlük hayat ve kadınlara odaklanacak bir belgesel kitap olacak bu. Metin And, bu araştırma sayesinde, (daha fazla…)

Aşık Tarzı Edebiyat Geleneği ve İstanbul

Çarşamba, 31 Ekim 2007

Aşık Tarzı Edebiyat ve Kültür Geleneği: 16. Yüzyıldan 19. Yüzyıla kadar ktahvehane odaklı olarak sözlü kültür ortamında sürdürdüğü hayatiyetini,19. Yüzyılda İstanbul Cağaloğlu Babıali’de gerçekleşen yazılı kültür ortamı ve 20 yüzyılda da İstanbul Unkapanı Müzik Çarşısı ile de ‘elektronik kültür ortamı’na taşıyarak ülkemizin en geniş yerli ve kitlesel popüler kültür kategorisini oluşturmuştur. Görülüyor ki, İstanbul her üç kültürel üretim kategorisinde de bu geleneği oluştuğu merkez konumundadır. O halrde, aşık tarzı ile ilgili yüzyıllak romantik tasavvurlarımızı bir yana bırakarak konuya gereken önemi vermek ve onu mevcut delillerden hareketle kendi gerekliliği içinde değerlendirmek zamanı gelmiştir.

Bir Ene’l-Hak Şiiri Yunus Emre Aşık Yunus ve Yunuslar

Çarşamba, 31 Ekim 2007

Bu kitap, Yunus şiirlerini tek bir kişiye ve yüzyıla aitmiş gibi ele alan yorum ve incelemelerin bir eleştirisi olarak doğdu. Amacı, Yunus’ların çokluğu sorununu tartışmak değil -çünkü bu zaten bilinen bir gerçektir-, üslup ve yapısal bağlam çözümlemeleri ile ortaya çıkan dönemlerin ve ozanların kanıtlanabilir tanımlarına ulaşmak, divanların en az üç yüz yıl süren oluşumları içinde zamandaş (senkronik) gibi yer almış olmakla birlikte gerçekte zamandaş olmayan (diakronik) üst üste katları birbirinden ayırmaya çalışmaktır. Bu yönde yapılan bir çalışma iledir ki, on üçüncü, on dördüncü, on beşinci ve on altıncı yüzyılların, kent ve kır yaşamlarının tek bir kişiye aitmiş gibi okuna gelen ürünleri, üzerlerini örten sırlı gelenek örtüsünden sıyrılarak kendi asıl kimlikleri ile görünebilmededir.

Ulaşılan bu sonuçta, okuyucu, Horasan illerinden kopup gelmiş, işlenmiş bir dil ve saf bir inanışın Ortadoğu’da ve Diyâr-ı Rûm’da aldığı yeni biçimleri tanımlama imkânını da bulacaktır.

Mekanlar ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı

Salı, 30 Ekim 2007

Her taşına Fatih’in cihangirliğinin, Bayezid’in hassas ruhunun, Yavuz’un heybetinin, 4. Murad’ın yiğitliğinin, 3. Selim’in musiki nağmelerinin sindiği Topkapı Sarayı’nı oradaki yaşanmışlıklarla anlatan bir eserin yokluğu hissedilmekteydi. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın kaleminden çıkan ‘Mekanlar ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı’, bu ihtiyacı karşılayacak ciddi bir kaynak. İlber Ortaylı, kendine has üslubuyla kaleme aldığı kitapta sarayın pek az yerde rastlanan fotoğraflarlarla geçmişini, işlevini önemini ve bölümlerini sade bir dille anlatıyor.

Topkapı Sarayı Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın kaleme aldığı ‘Mekanlar ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı’ adlı kitap, sade ama çarpıcı bir dille okuyuculara, sarayın geçmişini, işlevini, önemini ve bölümlerini anlatıyor.

Kitabın Yazarı:Prof. Dr. İlber Ortaylı

Demokrasimizle Yüzleşmek

Salı, 30 Ekim 2007

Bu kitapta günümüzde gündemde olan ‘Türkiye nereye gidiyor?’ sorusuna çok iyi bir anlatımla cevap veriyor.Emre Kongar kısa dürede 200 bin satışa ulaşan Tarihimizle Yüzleşmek kitabının ardından Demokrasimizle Yüzleşmek kitabıyla karşımıza çıkıyor.Bu konular hakkında bilinçlenmek için güzel bir kitap.

Kitabın Adı:Demokrasimizle Yüzleşmek
kitabın Yazarı:Emre Kongar

ÇAĞLAYANLAR

Pazartesi, 29 Ekim 2007

AHMET HİKMET MÜFTÜOĞLUNUN BU ROMANINDA 18 TANE BİRBİRİNDEN MUHTEŞEM HİKAYELER YER ALMAKTADIR.BU HİKAYELER TAMAMEN VATANİ VE MİLLİ DUYGULARLA YAZILMIŞ NESİRLERDİR.TRABLUSGARP,BALKAN,1.DÜNYA SAVAŞI VE KURTULUŞ SAVAŞLARININ UYANDIRDIĞI DERİN DUYGU VE ACILARDAN BAHSEDİYOR.
BİR TÜRK EVLADI OLARAK OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM.

Kitabın Adı:Çağlayanlar
Yazarı:Ahmet Hikmet Müftüoğlu

Toprak Uyanırsa

Pazartesi, 29 Ekim 2007

Kitapta emekli bir öğretmenin hikayesi anlatılıyor.Bence günümüzde bu gibi öğretmenler yok.Çünkü bir öğretmenin ekmeksiz bir köyü sonradan ekmekli bir köy haline nasıl çevirdiği,adeta bataklığa benzeyen bir köyü cennet gibi bir yere nasıl çevirdiğini anlatıyor.Bu kitapta mucizelerin aslında gerçekleşebileceği güzel bir şekilde anlatılmıştır.

Okumaya değer bir kitap…

Kitabın Adı:Toprak Uyanırsa
Yazarı:Şevket Süreyya Aydemir

Harb-i Umumide Çanakkale Muhaberat-ı Berriyesi Kumkale Muharebatı

Cumartesi, 27 Ekim 2007



Mehmed Celaleddin
Murat Karataş
NOBEL YAYIN DAĞITIM

25 Nisan 1915 tarihinde İtilaf Devletleri’nin Çanakkale’ye çıkarma yaptıkları yerlerden biri olan Anadolu Yarımadası’ndaki Kumkale, bugün Çanakkale Savaşları’nın unutulmuş bir alanıdır; oysa burası, Türk ve Alman rütbelilerinin riski yüksek olarak değerlendirdikleri bir bölgedir. Hatta burada, Gelibolu Yarımadası’na nispeten daha fazla kuvvet bulundurularak olası çıkarmaya karşı savunma düzeni alınmıştır. Fransız birlikleri Kumkale’ye çıkıp gerilerde kümelenmiş Osmanlı birlikleri ile karşılaştıklarından, Kumkale’nin kolayca elden çıkmayacağını anlamışlardır. İki gün boyunca süren çetin çarpışmalar neticesinde, Fransızlar burada tutunamamış, apar topar tahliye edilerek Seddülbahir bölgesine alınmışlardır. Fakat akıllarda halen şu soru vardır:

Acaba, Kumkale çıkarması sadece bir gösteri harekatı mıydı?

Çanakkale Savaları’nın ilginç bir yönünü teşkil eden Kumkale Savaşı, bir bütünün parçası olarak görülse de içerisinde barındırdığı çelişkiler, yaşanan olaylar ve sonuçları bakımından İtilaf Devletleri’nin Çanakkale serüveninin özeti niteliğindedir.

Vatan Lafla Değil Eylemle Sevilir

Cumartesi, 27 Ekim 2007



Nasuh Mahruki
GÜNCEL YAYINLARI

Türkiye 1999 Depremi sonrasında AKUT’la birlikte sivil toplumun gücünü fark etti. Toplumun tümünde zihin haritası değişimi kavramı altında hayata yepyeni bir bakış açısının doğmakta olduğu gözlendi. Ancak zihin haritasının değişim yolculuğu kendi karşıtlarını da yarattı doğal olarak. Türkiye tarihte ancak büyük olaylar sonucunda ortaya çıkan zihin haritası değişim fırsatını kaçırdı mı?

Vatan Lafla Değil Eylemle Sevilir isimli son kitabıyla Nasuh Mahruki AKUT lideri ve bir sivil toplum öncüsü olarak bu zihin haritası değişim yolculuğunda gerek bireysel gerekse kurumsal anlamda karşı karşıya kaldıkları olayların ışığında bu soruya yanıt arıyor. Mahruki geniş kapsamlı ve somut olaylarla zenginleştirilmiş iddialı ve ses getirecek bu kitapla, okuyucularına kendi zihin haritalarını değerlendirme ve şekillendirme konusunda yeni ve güçlü bir çağrı yapıyor.

Şimdiye kadar yazdıklarının yanı sıra, bu kitapta da genişçe yer verdiği düşünce dünyasının yazınsal verimlerine bakıldığında, Mahruki’nin dünyanın en yüksek zirvelerinden dünyayı sadece gözleriyle izlemekle kalmayıp hayata, insan ilişkilerine ve tüm olan bitene çok daha derin, felsefi ve inançlı bir bakış geliştirdiğini görüyoruz.

Vatan Lafla Değil Eylemle Sevilir, çağrısı aslında size, bize, herkese….

Açıkla Bana Bu Işığı

Cumartesi, 27 Ekim 2007



Cezmi Ersöz
TEKİN YAYINEVİ

Hayatı anlamak için, tıpkı yazmaktan vazgeçtiğim zamanlarda olduğu gibi başımı bir suyun içine sokuyor, tam boğulacağım sırada başımı yukarı kaldırıyor, can havliyle nefes alıyor, o anda yaşadığımı ve hayatımı anladığımı hissediyorum.Yazmak, budur benim için. O boşluğu başım suyun içindeyken bir kez daha görür, kimsesiz kalmış ve hep kalacak olan sevgimin kanında boğulmamak için yazmaya koyuluyorum.Bir daha soracak mısınız bana o siyah önlüklü çocuk neden yazıyor diye? O zaman güneşe bakın ve açıklayın bu ışığı!

Duyguları Fark Etme ve İfade Etme Psiko-Eğitim Programı

Cumartesi, 27 Ekim 2007



Yaşar Kuzucu
NOBEL YAYIN DAĞITIM

Uygulamalı Grup Rehberliği Programları Dizisi kitaplarımız arasında yer alan ve editörlüğünü Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak’ın yaptığı duyguları fark etme ve ifade etmeye yönelik hazırlanan çalışma, alan uzmanlarınca eğitim kurumlarında ve psikolojik danışmanlık hizmeti veren kurumlarda kullanılabilecektir. Bunun yanında kitap, okullarda öğrenci kişilik hizmetleri çerçevesinde yürütülen çalışmalarda kullanılması durumunda öğrencilerin kişisel ve sosyal gelişmelerine katkı sağlayacaktır. Özelikle psiko-eğitim programı kapsamında ele alınan duygu ve psikolojik iyilik arasındaki önemli ilişki göz önüne alındığında olumlu duyguların akıl sağlığı ve öznel iyi oluş halinin önemli bir unsuru olduğu görülecektir ki duyguları fark etme ve ifade etme eğitimi de faydalarını bu noktada göstermektedir

29 Ekim

Cuma, 26 Ekim 2007

29 Ekim

Cumhuriyet bayramı
Geldi bize ne mutlu !
Bayraklarla donattık,
Güzel okulumuzu.

Sokaklarda, evlerde
Al bayrak dalgalanır.
Onun o al rengini
Bütün bir dünya tanır.

Yirmi dokuz Ekimi
Karşılarız neşeyle
Çünkü bugün erdik,
Büyük Cumhuriyet’e (daha fazla…)