Ocak 2008 için Arşiv

Türbanın Yeniden İcadı

Perşembe, 31 Ocak 2008



Cihan Aktaş
KAPI YAYINLARI

Başörtüsü tartışmalarının olumsuz bir sürü anlam yüklenerek yıpratılan “türban” üzerinden sürdürülmesi, bu konudaki çözümsüzlüğün nedeni olmaya devam ediyor. Başörtüsü sorunu çözümlenecekse, türbandan değil başörtüsü sorunu çözümlenecekse, türbandan değil başörtüsünden söz etmek gerekecek. Ben ikame bir isim olan “türban”ın yaygın bir şekilde kullanımının sorunun çözümünü zorlaştırdığı kanısındayım. Bu çalışmayla, “türban” konusunda yaşanan ve doğrudan doğruya insanların kişisel gelişim süreçlerini etkileyen kavram kargaşasına bir parça da olsa açıklık getirmeyi umuyor, diliyorum. Türban yasaklarının bugün olduğu gibi neredeyse otuz sene önce de “otuz yıl önce türban yoktu, o zaman Müslüman değil miydik?” şeklinde bir soruyla savunuluyor olduğunu gösteren ifadelere hâlâ rastlanmaktadır. Dileğim, bu sorunun otuz yıl sonra sorulmayacak olmasıdır.

Ergenekon’un Çöküşü

Perşembe, 31 Ocak 2008



Zihni Çakır
NEDEN? KİTAP

VATANSEVER KUVVETLER GÜÇ BİRLİĞİ Milli
İstihbarat Teşkilatı ve Emekli Subaylar Derneği’ne Sızan Örgütlenmenin Sırları
Zihni Çakır

Türk tarihinin en çarpıcı çeteleşmelerinden biri, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve uzantılarının yasadışı faaliyetleri tüm boyutlarıyla karşınızda… Dolandırılan şehit eşlerinden, Danıştay’a yapılan kanlı saldırıya, Ümraniye’deki cephanelik gecekondulardan, türlü yolsuzluklara adı karışmış olan bu oluşumun üzerindeki sis perdesi aralanıyor… “Vatansever”lerin kirli ilişkileri, karanlıkta kalan yönleri günışığına çıkıyor.

Ne ile suçlanıyorlar?
“Suç işlemek için örgüt kurmak.”
“Dolandırıcılık.”
“Yağma.”
“İhaleye fesat karıştırma.”
“Zimmet.”
“Tarihi eser kaçakçılığı.”
Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye yönelik provokatif eylemler düzenlemek.”

Girdap Operasyonu da dahil olmak üzere çeşitli hamlelerle deşifre olan Ergenekon’un kuruluşunu ve çöküş operasyonunu bu çalışmada okuyacak, derin devletin açılımları karşısında hayrete düşeceksiniz.

Hükümdar

Çarşamba, 30 Ocak 2008



Niccolo Machiavelli
DERGAH YAYINLARI

Machiavelli’nin, Avrupa’nın Osmanlı Devleti’ne karşı güdeceği siyaset ve Avrupa’nın doğu karşısındaki geleceği meselelerinde en önemli görüşleri ortaya koyan ilk kişilerden olduğu söylenebilir.O, doğuyu Osmanlı kanadından gözlemlemiştir.Serasi’ninŞerhu’s-Siyeri’l-Kebir eserinde teferruatıyla açıkladığı, Osmanlı dış siyasetinin temel noktaları olmuş ilkeleri,İtalya’ya yönelik iç siyaset ilkelerine dönüştürülmüştür.

Hayalinizi Yorganınıza Göre Uzatın

Çarşamba, 30 Ocak 2008



Prof.Dr. Acar Baltaş
REMZİ KİTABEVİ

Son yıllardaki yaygın anlayışa göre, başarının sırrı sadece istemekte yatıyor. Oysa bu doğru değildir. Hiç kuşkusuz “başaran”lar “isteyen”ler arasından çıkar, ancak her isteyen başarılı olamaz. Başarılı ve mutlu bir hayat için kişinin, istemenin ötesinde, kendi gerçeklerini fark etmesi ve onların peşinden gitmesi gerekir. Bu kitap başarı konusunda, iş ve özel hayattaki yaygın anlayış dışında, farklı ve çarpıcı yaklaşımlar getiriyor.

Tarihsiciliğin Sefaleti

Salı, 29 Ocak 2008


Karl Popper
PLATO FİLM YAYINLARI

Tarihsiciliğin Sefaleti, 1957 senesinde ilk kez basıldığında Arthur Koestler tarafından ‘bu sene basılan ve muhtemelen tüm yüzyıl boyunca değerini koruyacak tek kitap’ diye tanımlanmıştı. Popper, tarihteki maktu ve önceden kestirilebilir kuralların yıkıcı bir eleştirisi mahiyetindeki kitabını, tüm ‘tarihsel kaderin amansız kanunları adına faşist ve komünist inançlarının kurbanı olanlara ithaf etmiştir.

Kısa ve etkileyici yazımıyla eser; okurlara, entelektüellere, tarihçilere ve politika üreten kuşaklara ilham kaynağı olmuştur. II. Dünya Savaşı’ndan bugüne sosyal bilimlerin en önemli kitaplarından biri kabul edilen eser, bu büyük düşünürün fikirlerini anlamamız yolunda bize ışık tutuyor.

Güneşi Bile Tamir Eden Adam

Salı, 29 Ocak 2008


Behiç Ak
GÜNIŞIĞI KİTAPLIĞI

Ülkemizin uluslararası üne sahip çocuk kitabı yazarı, karikatürist, mimar, yazar ve çizer Behiç Ak çocuklar için yazdığı yeni öyküsüyle Günışığı Kitaplığı’nda! Günümüzün bazen çılgınlığa varan bazen
de sahip olduklarımızın değerini tümüyle unutturan aşırı tüketim eğilimlerini kendine özgü mizahi üslubuyla anlatan Behiç Ak, öyküsünü karikatür tadında renkli resimlerle destekliyor. Japonya’da
on binlerce çocuk tarafından okunan, oyunları Avrupa’da sergilenen, kitaplarıyla pek çok ülkede tanınan Behiç Ak’ın yeni öyküsü, geçmişe saygı duyarak yenilenmenin ve değişebilmenin ipuçlarıyla dolu. Büyük küçük hepimizin okuyacağı, keyifli tartışmalara neden olacak bu sevimli öykü özellikle 1, 2 ve 3. sınıf öğrencilerini gülümseterek düşündürecek. (daha fazla…)

Evliliğin Yol Haritası

Salı, 29 Ocak 2008


Mustafa Topaloğlu
YAKAMOZ YAYINCILIK

Uzmanlar evlilik hayatını 3 döneme ayırıyorlar. Bunlardan birincisi; “Romantik” dönem. İkncisi; “Çatışma” dönemi. Üçüncüsü de; “Normal” Dönemdir.

Tabi normal döneme birden ulaşılamıyor. Ömür boyu sürecek bir hayat için belli zorluklara göğüs germek ve sabır göztermek için özel gayret sarf etmek yeni evleneceklerin veya evlenenlerin asli görevidir.

Ömrünüzde bir defa evleniyorsunuz. Hata yapmamak için bütün tedbirleri almak zorundasınız. Hayat hata kabul etmez, evlilik ise hiç kabul etmez. Bir kez hata yaptınız mı bedelini çok acı bir şekilde ödemek zorunda kalabilirsiniz? Atalarımız ne güzel söylemişler: “Hayata nasıl balarsanız, öyle sürdürürsünüz.” (daha fazla…)

Son Haçlı Seferi & Kuma Gömülen İmparatorluk

Salı, 29 Ocak 2008


Von Kress
YEDİTEPE YAYINEVİ

-Alman Subayın Gözüyle 1914 Yılı İstanbul’u
-Alman Subayların Tük Genelkurmayında Görev Almaları
-Kendilerinden Genç Olan Türk Subayların Emri Altında Çalışan Almanlar Neler Düşünüyordu?
-Kanal Harekatı’na Girişen Osmanlı Ordusunun Durumu Nasıldı?
-Savaş Boyunca Türk Subaylarla Alman Subayların Aralarındaki Problemli İlişkiler
-Kanal Harekatı Gereklimiydi?
-Gazze Muharebeleri
-Sina Cephesi’nde Yaşananlar
-Cemal Paşa’nın Suriye ve Çevresindeki Yanlış Tutumları (daha fazla…)

Büyük Osmanlı Projesi

Pazartesi, 28 Ocak 2008



Mustafa Armağan
TİMAŞ YAYINLARI

ESER HAKKINDA YAZILAN TANITIM YAZILARI
Bir bakıyorsunuz Belçika’da bir “Türk köyü”, bir bakıyorsunuz Himalayaların eteklerinde bulunan Keşmir eyaletinde de kendilerine “Osmanî” diyen Türk Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği… ingiltere Parlamentosu üyesi olup şimdilerde Londra Belediye Başkanlığı yarısına giren Boris Johnson’ın son Osmanlı İçişleri Bakanı’nın torunu olduğu haberi gazete manşetlerinde çınlarken, Meksika’da bir Osmanlı çeşmesinin ortaya çıktığı notu düşüyor önümüze. Nicolas Sarkozy’nin de. Fidel Castro’nun da atalarının Osmanlı Yahudisi çıkması yetmiyormuş gibi, besteci Wagner’in Sultan Abdülaziz’den para yardımı istediğini, Abdülhamid’in Pasteur’e beraber çalışma teklifinde bulunduğunu okuyoruz hayretle.
Ve düşünüyoruz: Acaba tarihimiz hakiki çehresiyle arz-ı endam ettiğinde nasıl bir manzara karşısında kalacağız?
Misak-ı Millî sınırlan içinden görmeye ve düşünmeye alıştırılmış bir neslin dramıdır yaşadığımız. “Biz neydik?” sorusu, ete şaplanan bir kurşun gibi hemen her adımda karşımıza çıkıyor veya biz hatırlamak istemesek de, başkaları tarafından çıkarılıyor. Bunun en son örneğini, Avusturya sağının temsilcisi Andreas Möller’in, “Türkler AB’ye girerse Viyana’yı kaybederiz’ mealindeki demecinde gördük. Demek ki, dedik, bu demeci okuyunca, biz unutsak da dünya bizi unutmuyor.
Mustafa Armağan son kitabı BÜYÜK OSMANLI PROJESİ’nde bu nicedir unuttuğumuz dünyanın kapılarını açıyor önümüze ve bize bir hafıza tazelemesi çalışması öneriyor. “Hatırla onu!” ikazı, kitabın her satırında karşımıza çıkıyor ve giderek “Hatırla kendini!” uyarısına bürünüyor. Osmanlı’yı, yaşadığı çağların küresel aktörü olarak konumlandıran ve bu yüzden de küreselleşmekte olan dünyamızda bunu daha önce tecrübe etmiş bulunan Osmanlıların birikiminden yararlanmanın önümüzü görmemize yardım edeceğini vurgulayan yazar, hem “küresel tarih” çalışmalarına Osmanlı’nın katkılarına atıfta bulunuyor, hern de Osmanlı tecrübesinin kendiliğinden bir ‘oluşum’ değil, bilinçli bir ‘proje’ olduğuna dikkat çekiyor.
Armağan, “BÜYÜK OSMANLI PROJESİ” adını verdiği bu projenin ana hatları hakkında ufkumuzu genişletecek bilgiler veriyor ve daha da önemlisi, Türkiye’nin içine girdiği yeni bir gelişme çizgisinde ‘Bir kere başarılan neden bir kere daha başarılanlasın?’ sorusunun umut vadeden kuyusu içine gömüyor okurunu.

Lord Edgware’i Kim Öldürdü?

Pazartesi, 28 Ocak 2008



Agatha Christie
ALTIN KİTAPLAR

Jane, kocası ile arasının açıldığını ve ondan kurtulabilmek için cinayeti bile göze alabileceğini söylediğinde Dedektif Poirot da ora-daydı. Şimdi, o korkunç adam öldürülmüştü ve ünlü dedektif oyuna getirildiğini hissediyordu.Ayrıca, ortada çözüm bekleyen sorular vardı: Jane bir yandan arkadaşlarıyla yemek yerken bir yandan da aynı saatlerde kütüp-hanesinde akşam vaktinin keyfini çıkaran Lord Edgware’i nasıl bıçaklayarak öldürebilirdi? Üstelik lord, boşanmaya razı olduğuna göre Jane’in adamı öldürmesi için nasıl bir nedeni olabilirdi?…
Poirot’nun özel yetenekleri sayesinde olay zaferle çözümleniyor.
Times Literary Supplement

H2O ve Unutmanın Suları

Pazartesi, 28 Ocak 2008



İvan İllich
YENİ İNSAN YAYINEVİ

Bu yüzyılın ikinci yarısında etkili olan düşünürlerden biri olan ünlü felsefeci ve sosyal analizci Ivan Illich, dikkatini berraklığın ve hayal gücünün olmazsa olmazı olan bir yaratıcı güç maddesinde -”su” üzerinde- yoğunlaştırır. Üzerine başlıca efsanelerin ve kültürel manifestoların inşa edildiği bir yaşam kaynağı ve varlığın başlangıcı olarak suyun iki yönlü doğasını inceler: temizleyici olarak, ev ihtiyacı olarak, dini ve manevi gücün bir gereksinimi olarak…

Kokusuz ve sağlıklı oluşuyla yirminci yüzyılda ender bulunan H2O`nun kullanımına ve suiistimal edilişine dikkat çeken Illich, su ile ilişkilendirilen fikirlerin tarihleriyle, mitolojilerle ve bakış açılarıyla bir benzetme yapar. Geçmişten günümüze su saflık saçan bir madde olan olarak biline gelir. Oysa günümüzde insanın hayatını idame ettirmesi için ihtiyat bellediği H2O`dur. Aslında H2O ve su birbirinin zıttıdır

Horgeneral

Pazartesi, 28 Ocak 2008



Şenol Onay
GÜNCEL YAYINCILIK

Doktorların hastalarının reçetelerine bu kitabı da yazmaları gerektiğine inanacağınız kadar çok güleceğinizi düşündüğümüz, son derece tempolu ve bir o kadar da eğlenceli olan Horgeneral’i okuduktan sonra, düşünce dünyanızda meydana gelecek depremler yüzünden artık hiçbir şeyi eskisi gibi görmeyeceksiniz.

Özellikle edebiyat dünyası üyeleriyle, askerler, hayvanseverler, borsacılar ve sporcuların yoğun ilgisini çekebileceğine inandığımız eserin en azından bir sayfasında, “yazar burada beni anlatmış,” diyeceksiniz.

Horgeneral, adından da anlaşılabileceği üzere ağzıyla kuş tutsa bile kimselere yaranamayarak “hor görülen” onbinlerce üstün yetenekli vatandaşın dramını dile getirirken, ko-medyaya dönüşmüş kitle iletişim araçlarının güdümündeki bozuk düzene de ağır eleştiriler yöneltiyor.

“Adım Ekrem Cesur, ama siz George Rummel de diyebilirsiniz. İkisi de gerçek ismim; hoşunuza gideni seçebilirsiniz. Eğer serüvenlerimi sonuna kadar sabırla okursanız, Ekrem Cesur ile George Rummel’in aynı kişiler olduğunu öğrenirsiniz. “Yok kardeşim, ben kitabı baştan sona okuyamam, bir an önce meseleyi bilmek istiyorum, derseniz “Sağdan gidin, para bulursunuz,” gibi kaba bir cevap vermek yerine, okuyanların canına okunduğu bir ülkede, büyük başarılarla dolu, uzun bir yaşamın sizi beklediğini müjdeleyebilirim. Odunculuk yapmadığım veya kereste uzmanı olmadığım halde okumayanların nasıl kişiler olduklarını görmeden bile söyleyebilirim.

Aşk Coğrafyasında Konuşmalar

Pazar, 27 Ocak 2008



Nihat Genç
DESTEK YAYINLARI

Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin gibi hikâyelerimiz var. Bugün bile yüzlerce türkümüz, bu hikâyelerden alınmadır. Bu aşıklar, çok acı çekerler ama buluşamazlar. Hikâyenin sonu ise çok enteresandır. Aslı, gerdeğe girmek için düğmelerini çözerken elbisesi alev alır, yanar. Kerem de yanar. Aşkla yanarlar ve yine buluşamazlar. Fakat hikâye burada da bitmez. Kerem ile Aslı’nın külleri kalır ve küller birbirine karışır…

İşte Anadolu toprakları: Kayseri, Erzurum, Bursa, İskenderun Kerem ile Aslı’nın külü. Bu topraklarda anneannelerimiz, dedelerimiz, birbirinin küllerine karıştı. Biz burada insanlığın külüne karıştık. En çok ziyaret edilen, tarihin en çok mezar adları taşıyan, sandukaların, kral mezarlarının, evliya türbelerinin en çok olduğu topraklardayız. Bu topraklar, Kerem ile Aslı’nın külüdür ve bu kül, bizi ilahi tutkallarla bağladı.

Şimdi bize etnik ayrımcılık dayatıyorlar. Ama hiçbirimizin annesi, babamıza aşık olurken, ‘bu, inşallah Çerkez’dir, Boşnak’tır’ demedi. Ancak hepimizin annesi ve babası, bir düğünde karşılaştıkları zaman, ‘seni yaratan ne güzel yaratmış, ben sana kurban olayım’ demiştir. Biz, Allah’ın yarattığı her insana evlenirken kurban olduk, çoluk çocuk kurban olduk. Bu topraklara da kurban olduk. Biz, şehirlerimizi böyle kurduk. Birliğimizin temelinde, bu aşk felsefesi, bu evliyalar ve bizi kardeş yapan bu türküler, bu halaylar, bu kemençeler yatıyor…

Karne Notlarini Öğrenme

Cumartesi, 26 Ocak 2008

karne notlarını öğrenmek hakkında geniş bilgi için tıklayın

Daha öncede yazdığımız üzere sistem bu dönem için tam oturmadığı söyleniyor.

Bazı okullar verememiş filan.

ödev sitesi

Ecevit ve Gizli Arşivi

Çarşamba, 23 Ocak 2008


Rıdvan Akar/ Can Dündar
İMGE KİTABEVİ YAYINLARI

Oran’daki büro-evin salonunun hemen arkasındaki odanın dört duvarı kütüphaneyle çevriliydi. Kütüphanede raflar…
Raflarda dosyalar…
Dosyalarda mektuplar, yazılar, raporlar…

Kapağını kaldırdığımız her dosya, yakın tarihin bir başka karanlık köşesini aydınlatıyor; okuduğumuz her sayfa, bilmediğimiz bir olaya ışık tutuyordu. Kısa zamanda bunun sadece Ecevit’in değil, Türkiye’nin arşivi olduğunu fark ettik. Orada yazılanlar hepimizin tarihiydi. Bir kısmı tarih olsa da çoğu hâlâ günceldi. Belgeselde ve kitapta kullanmak için izin istedik. Ecevit, izin verdi.

İşte bu kitapla o paha biçilmez arşivin bazı önemli belgeleri kamuoyuna açılıyor; arşivin sahibinin yaşamöyküsüyle birlikte… Büyük çoğunluğu ilk kez yayınlanan bu belgeler, sadece Ecevit’i merak edenlere değil, yakınçağ Türkiye siyasi tarihini inceleyenlere de ışık tutacak nitelikte…