->
Genç Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında ve Kurtuluş Savaşı için başlama gongunu çaldığında ne arkasında donanımlı, tam teçhizatlı bir ordu, ne bir büyük rütbe, ne bir dini sıfat, ne de tonlarca külçe altın vardı. O yalnız bu büyük manevrayı beraber örgütleyeceği halkına güveniyordu. Onlarla beraber adım adım, tırnaklarıyla toprağı kazarak, tarihin akış yatağını değiştireceği unutulmaz hamleleri hazırlayacaktı.
Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919′dan Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihine kadar geçen o kısa sürede halkıyla beraber yükseldi ve onlarla birlikte tarih yarattı. Cumhuriyet’in kurulması yolunda seve seve canını veren bu isimsiz kahramanlar halkın ta kendisiydi.
Cumhuriyet’in temel harcını koyan bu insanlarla Mustafa Kemal arasında oluşan bu güven ve dayanışma paha biçilmez bir zenginlikti. Belki bu yüzden de Ulu Önder dünyada başka hiçbir devrimcinin girişemeyeceği boyutta değişimleri inanılmaz kısa sürede yaşama geçirmeyi başardı. Kıyafet Devrimi, Harf Devrimi, Medeni Kanun, Anayasa bu inanılmaz atılımın ilk akla gelen öğeleri oldu. Zaten Mustafa Kemal her kararını, her eylemini, her devrimini de kurduğu mecliste halkın temsilcileriyle tartışarak, oylayarak, demokratik olarak kabul ettirerek gerçekleştirdi. 2. Cumhuriyetçilerin iddia ettiği gibi hiçbir atılım tepeden inme ve zorlamayla olmadı.
“Fuad, eğer matematiğin üzerinde durduğum kadar şiir ve resmin üzerinde dursaydım, Harbiye’de dört duvar arasında kapanıp kalmazdım. Mehtaplı gecede okuldan kaçıp buraya gelir ve şiir yazardım. Sabahleyin ortalık aydınlanır aydınlanmaz da resim yapmaya başlardım”
Lord Kinross’un kitabından yaptığımız bu alıntı, Mustafa Kemal’in her şeyden önce bir birey olarak sanata ne kadar yakın durduğunu bize en iyi anlatan verilerden biridir. M. Kemal içinden çıktığı Osmanlı İmparatorluğu’nun düşüş nedenleri arasında kültürel temele dayalı olanları çok iyi görmüştür. “600 yıllık Osmanlı döneminin son 300 yılı yenilgi ve çöküntülerle geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıl boyunca egemenlik kurması hep onun büyük örgütlenme gücünde ve hukuk düzeninde görülür. Ama Osmanlı’nın o görkemli fütuhat döneminde Avrupa’nın ortaçağ düşüncesi içinde olduğu, yani Osmanlı karşısında güçsüz kaldığı düşünülmez; Rönesans’la birlikte Avrupa uyanıp bilim, sanat ve teknik alanda büyük ilerleme yaparak güçlenince, ona ayak uyduramayan Osmanlı Devleti’nde de yenilgi ve çöküntüler başladığı nedense görülmez. Avrupa’da bilimsel düşünüş daha önce başlamış olsaydı, o ‘mükemmel teşkilat’ işe yarar mıydı acaba? Avrupa’nın teokrasi içinde olması yüzünden bilimsel düşünüşü gerçekleştirememesi ve bilimin gelişmemiş olması Osmanlı fütuhatlarına karşı durmasını engelleyip geciktiriyordu. Ancak yeniden doğuşla birlikte uyanan Avrupa, bilimsel kültürel gelişmesiyle Osmanlı egemenliğini kırabilmiştir”.[1]
M. Kemal her şeyden önce büyük bir asker, devlet adamı, diplomat olmanın ötesinde, büyük bir kültür devrimcisi ve gerçek medeni bir ‘rafine sanatsever’, mükemmelliyete erişmiş bir ‘Aydınlanma Dehası’dır. Hayatının her noktası ve vücudunun her zerresiyle Atatürk ömrü boyunca her fırsatta sanata ve sanatçıya yakınlığını en açık şekilde ortaya koymuştur. 1919′da Ankara’da yerleştiği bağ köşkünün oturma odasında Molteke’nin alçıdan bir büstü ve Bonaparte’ın aynı büyüklükte yarım bir heykeli vardır. Kendisi cephede bile her fırsatta Alphonse Daudet, Rousseau ve Tevfik Fikret gibi birçok Türk ve yabancı yazarı okuyacak kadar kendini edebiyatla ve kitaplarla geliştirmeye açık tutmuştur. Ayrıca, hangi zor şartlar içinde yaşarsa yaşasın, Mustafa Kemal daima bulunduğu ortamın en şık giyinen insanı olmuştur. Adeta bir moda tasarımcısı veya bir karizmatik manken gibi iddialı ve temiz giysilerini taşır. [2]
Sürekli olarak kütüphanesi ve ansiklopedileri, dil kitapları ile kendini geliştirmesi, dansı ve güzel içkileri, sohbeti sevmesi onu bir yaşam artisti haline getirmektedir. Paris, Berlin, Viyana ve Sofia’da bulunmuş olmak, ileri uygar toplumların yaşayış stilini yakından görmek, Mustafa Kemal’de büyük bir imrenmeyle beraber, bu toplumların seviyesini Türkiye’de aşma arzusu yaratmıştır.
Dolayısıyla Alman şehirci Jantsen’i getirterek Ankara’ya çağdaş bir görünüm veren M. Kemal, ayrıca daha Cumhuriyet’in ilanından bile önce, 1 Mart 1923′de bu konuda hedeflerini ortaya koymuştur: “Vatanın önemli merkezlerinde modern kitaplıklar, konservatuvarlar, müzeler, güzel sanatlar sergileri kurmak, bütün ülkeyi basımevleri ile donatmak”.
Bu önemli karar lafta kalmadı ve uygulamaya hemen geçildi. Sonucunda da 1923′de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi kuruldu, bunu Antalya, Bursa ve Edirne Arkeoloji müzeleri izledi. 1 Nisan 1924, Topkapı Sarayı eşyaları ile müzeye çevrildi. 24 Kasım 1934′de Ayasofya, 1925′de Eski Şark Eserleri Müzesi, 1926′da Konya Mevlana, Tokat, Amasra ve Sinop Müzeleri, 1927′de İslam Eserleri Müzesi, İzmir, Sivas, 1929′da Kayseri, 1931′de Afyon Müzesi, 1934′de Efes, Diyarbakır, 1935′de Manisa, Silifke, Isparta, 1937′de Dolmabahçe Sarayı’nın bir bölümü Resim ve Heykel Müzesi olarak düzenlendi.
Oldukça tutucu bir yapıda olan o günkü toplum yapısını çağdaşlaştırmaya gayret ettiği günlerde, ilk meclisinde bir hoca mebus “Bu asri kelimesi ne demektir?” diye sorunca, reis yerinde bulunan Mustafa Kemal “Adam olmak demektir hocam, adam olmak” der.
Birçok ressamla tanışmış, onlarla yakın dostluklar kurmuştur. “Büyük Sanatçı” olarak nitelediği İbrahim Çallı’yı defalarca sofrasına davet etmiştir. Mihri Müşfik hanım ise, en sevdiği portresini yapan ressamdır.
M. Kemal sanatçının neyi nasıl yapması veya yapmaması konusunda hiçbir baskı veya tavır koymaz. Onun kafasındaki sanatçı, tabii ki dokunulmazlığı olan ve her şeyden önce özgür olan bir yapıdadır. Bir istisna anektodu ise şudur: Bir Yunanlı’nın göğsüne süngüsünü saplayan Mehmetçik’i betimleyen bir tablonun kendisine gönderilmesi üzerine “Kapatın ve kaldırın şunu… Ne iğrenç bir manzara, gönderenin şaşarım aklı perişanına” diye tepki gösterir.
O bir sanat eserinin bile uluslararası dostluklara ve barış kavramına karşı gelmesine müsamaha gösteremeyecek kadar temiz ve tutarlı bir çizgide kalacaktır.
Cumhuriyet’in 10. Yılı’nda Anadolu’ya “Yurt Gezileri” adı altında ressamlar gönderilir. Yapılan resimler, Ulus’ta 1947 yılında yanan Eski Maarif Vekaleti binasının çatı katında “Türk İnkılap Sergisi” adı altında sergilenir. Açılışı bizzat kendi yapar. Saatlerce sergide kalır. Tüm resimleri dikkatle inceler. Sergide Çallı İbrahim de vardır. O’na “Efe hiç böyle örtü üzerine oturur mu” ya da “Nerede bu üçünün (efelerin) atları?” gibi sorular yöneltir. Aslında sanatçıların işlerine hiç karışmaz.[3] Amaç, onların şevkle çalışmasıdır. Sergilerdeki yapıtların alınması için çevresine önerilerde bulunur.
O’nun yarattığı yeni Ankara, sanatçıların uğrağı olur ve sonunda 1929′lardan bu yana bu yeni bozkır kentine yerleşmeye başlarlar.[4] Atölyelerin harıl harıl çalıştığı görülür. Yabancı heykelciler de çağrılır.[5] Yarışmalar düzenlenir. Binalara sanat yapıtları girmeye başlar. Cadde ve meydanların heykellerle donandığı görülür. Sanat sergileri başkentte birbirini izler.
Bütçesi 198 milyon iken, 1927′de 4. Ankara Sergisi’nde “Maarif Vekaleti”nin aldığı 34 tablo karşılığı 2300 TL. ödenmiştir. Bugünkü bütçeyle oranlarsak 2 trilyon eder. Ülke, savaştan çıkalı henüz 5 yıl olmuştur.[6] Bunu günümüzün sanata ve sanatçıya tek kuruşluk bir katkı yapmaktan kaçmak için olmadık kılıflara bürünen çağdaş (!) devlet anlayışı ile Büyük Önder’in tavrını kıyaslayabilir misiniz?
Atatürk’ün özel ilgi alanlarından birisi de arkeoloji olmuştur. Türk kültür varlıklarının kazılarla gün ışığına çıkarılması, korunup sergilenmesine, tarih için bir belge olarak kullanılmasına büyük önem vermiştir.[7] Alacahöyük, Eti Yokuşu gibi kazılara bizzat katılmış, tiyatro, müzik, Karagöz, halkoyunları gibi güzel sanatların bütün alanlarıyla yakından ilgilenmiştir.
Tiyatroya ve sinemaya verdiği önem de son nefesini verdiği yıla kadar hep gündeminde kalmıştır. Muhsin Ertuğrul, Bedia Muvahhit gibi isimlerin birçok oyununu takip eden Atatürk, sinemanın da parlak geleceğini keskin zekasıyla en başında tespit etmiştir:
“Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini tanımalarını, sevmelerini temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş ve düşünüş farklarını silecek; insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz…”
Cumhuriyet’in kurulduğu yıl, 1923′de Bursa’da yaptığı bir konuşmada, kelimelerin üstüne basa basa heykelin ülkenin sanatla olan ilişkisindeki yerini vurgulamış, dinimizin canlı tasvir yapmaya ve heykel dikmeye karşı olduğunu öne sürenlerin yanılgı içinde bulunduğunu vurgulamıştır:
“Dünyada medeni, ileri ve olgun olmak isteyen herhangi bir ulus, mutlaka heykel yapacak ve heykeltraş yetiştirecektir. Anıtların şuraya buraya tarihi anılar olarak dikilmesinin dine aykırı olduğunu iddia edenler, din hükümlerini gerektiği gibi araştırıp incelememiş olanlardır. Bir ulus ki resim yapmaz, bir ulus ki heykel yapmaz, fennin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli o ulusun ilerleme yolunda yeri yoktur. Halbuki ulusumuz, gerçek araçlarıyla ve ileri olmaya layıktır ve olacaktır” tezini büyük bir ustalık ve ciddiyetle ortaya koyan Atatürk, fikir hareketlerini sistemleştirmiş ve sanatı başlıca görevleri arasına almıştır.
3 Mart 1924′de çıkarılan üç yasayla (Halifeliğin kaldırılması, Din işleri ve Evkaf Başkanlığı’nın kaldırılması, Eğitim ve Öğretim Birliği) ulusun önünü açan M. Kemal’in girişimleriyle, 1931′de Türk Tarih Kurumu, 1932′de Türk Dil Kurumu kuruldu. Üniversite reformu 1933′da yapıldıktan sonra 1936′da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi ve Devlet Konservatuvarı da hayata geçebildiler.
Bu 1924 tarihli üçlü yasanın en önemlisi “Tevhid-i Tedrisat” yani “öğretmi birleştirme” yasasıydı. Mustafa Kemal eğitim için “Eğitimdir ki bu ulusu ya özgür, bağımsız, ünlü ve yüce bir toplum olarak yaşatır, ya da tutsaklığa sürükler” demişti. Özellikle Hasan Âli Yücel’in bakanlığı döneminde eğitimde birçok hamle yapıldı. 17 Nisan 1940′da Köy Enstitüleri Yasası devreye girdi. Ülke, 21 eğitim bölgesine ayrıldı ve biner öğrencilik yatakhaneli, eğitim, kültür ve sporu ön plana çıkaran aydınlık siteleri kurulmuş oldu. Köy Enstitüleri ve Halkevleri genç Cumhuriyet’in yüz akı oldular. Edebiyat, resim, folklor, el işleri ve her türlü sanatsal faaliyet yurdun her noktasından başlayarak vatandaşların buluşup beraberce kendilerini geliştirebildikleri kültürel kozalar haline geldi.
Şayet Köy Enstitüleri ve Halkevleri büyüyerek varlıklarını sürdürebilselerdi bugün çağdaş sanat, jazz, klasik müzik, dünya edebiyatı gibi konular herhalde 3-5 milyonun değil, 30-40 milyonun ilgi alanı içine girerdi. Türkiye’nin yetiştirdiği dünyaca ünlü sanatçı sayısı çok daha fazla olurdu. Ve toplum bugün olduğu gibi medyanın dayattığı yoz bir kültür anlayışına esir düşmezdi.
İstememesine karşın kendi heykellerinin dikilmesine izin vermesi, heykel ve resim yapmanın günah olduğu düşüncesindeki bir toplumun yaşamına sanatı sokma amaçlarından biri olarak değerlendirilmelidir.[8] O tutucu ortamda meydanlara anıt diktirebilmenin anlamını, heykellerin kırıldığı ve kaldırıldığı, sanatın içine tükürenlerin ülkeyi idare eder duruma geçtiği bugünkü ortamda daha iyi kavrayabiliyoruz.
Ne de olsa sonuçta sanatla ilgili en meşhur sözleri, “Efendiler, herkes mebus olabilir, başvekil olabilir ve hatta reisicumhur olabilir ama sanatkar olamaz, sanatkar el öpmez, eli öpülür” “Sanatkar, cemiyette uzun ceht ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hissedendir” ve “Sanattan uzaklaşmış bir toplumun en önemli hayat damarlarından biri kopmuştur” gibi iddialı olanlardır.
Tutuculuğu yenmek için kendi karizmatik görüntüsünü “kullanıma açmaya” izin verecekse, bu fazlasıyla değer ve “amacına hizmet eden” bir ödündür!
Umalım ki 21. yüzyıldan itibaren bu ülke, artık geçen yüzyılda başaramadıklarının acısını içinde taşıyarak sanata hizmet etmeyi gerçek anlamda içinde hissederek sorumluluk alan yeni devlet adamlarıyla tanışsın.
Yine umalım ki, sahte demokrasi yorumlarıyla Mustafa Kemal’e sinsi düşmanlıklar planlayan kimi medyatik yazarlar çizerler de bugün sanat ve yazın alanında kullandıkları tüm özgürlükleri büyük öndere borçlu olduklarını anlasınlar ve şer odaklarının küçük maşaları olmaktan vazgeçsinler.
ya ben burda atatürkle ilgili diyorum siz gidiyonuz aşk şiirleri bana mustafa kemal atatürkün eğitime verdiği önemle ilgili şiirlazım ya bakın size bişey diyorum çok yararlı olur vallaha bir ödev sitesi kurun çocuklar ondan yaralansınlar nolur ya bize yardım edin
çoook güzel ama gereksiz konular var atatürk le gençleri aydinlatırsanız daha çoook mutlu olacaz küçüklere örnek olun
yaaaaaaaaaaaaaa ne olur ya cevap gönderin bu benim performans ödevim bana mesaj gönderin yaaaaaaaa yarına lazım bişeyler yapın meldaya bana ve cerene yardım edin bize mesaj gönderin ve kübra benim en iyi arkadaşım diye e-mailime öyle yazdım bidaha yapıcam oraya koyana kadar
atatürk hayatını filan koyarsınız birkaç resim falan kayarız bence öyle daha güzel olurrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr ceren bu konuda haklı onlara gerek yooooooooookkkkk BENCE !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
ya çok saolunn da ben bu kadar yazı yazamam üşenirim…
atatürkün sanata verdiği önemi resimlerle önemini biraz daha acıklayınız
ya çok guzel yorumlar yapssınız ama bu bi tek yasayanlar bilir dimi
size msn adresimi veriyım farkl ı dusunen burdan bana ulasabilirler
crazy-man-17@intikam.org oke
ben çok beğendim gayet açık ve net ama biraz böyle şarkı felan veyatta resimlerle anlatsaydınız daha güzel olurdu:):D
süper saol
Lütfen resim koyun arkadaşlarıma katılıyorum eğer resim koysanız daha süper
olur ve burada yazı çok güzel yazı güzel olmasına rağmen siz konu ile ilgili olmayan şeyler koyuyorsunuz eğer bunları yapmazsanız sitenizi bütün anne babalar çocuklar çok sever size teşrkkür ederim
sizi seviyorum bay öpücük
bencede ceren’in dediği doğruuu
arkiler yaa bana atatürkün sanata verdii önemi bulsanıza bide türk tiyatrosuna sizi seviyorum saol
ya atatürkün yazdığı kitaplar internetten okunmaz mı?okunsa süper olur.
bence çok güzel herkes okusun!!!!!!!!!!
ya burda her şey iyi güzel de diğer arkadaşarında söylediği gibi resim konulsaydı daha iyi ve açık olurdu çünkü ödev bulma konusun da bize daha yardımcı ola bilirdi BU UYARILARI DİKKATE ALIRSANIZ SEVİNİRİZ!!!
bazıları yorum yapıyo ama ark.yüzsüzlük yaptığını kimse anlamıyo sanarak msn sini vermiş pehh ne yapılacaksa msn burası bir kere ödev sitesi buraya girenin msn ile ne ilgisi olurki ödevler sınavlar varrrr hergün her saat hatta her dk. çalışılmalı bence…
BENCE GAMZE HAKLI NE MSN ADRESİ YAAAAAAAAAAAAAAA
biraz daha atatürk hakkında şey koyun
ceren haklı güzel olmuş ama bana tiyatroya verdiği önem lazım ya lütfen yarın ödevi teslim edeceğim yaaaaaaa
bizi sen korudun sen bu dünyaya getirdin atatürkümmmmmmmmm….
sevgili osman hocam suç benim sizin değil…
aslında güsell ama anasayfasını beğenmedim bide istediğim fotoğrafları bulamadımm
yani bence biras daha şeyler yapılsa mükkemmel bi site olur
nbr büşra tanıdın mı beni
kızlar harka bnende ben cemre duyduğum kadarıyla beni çok seviyomuşsunuz gülçinlaride hepimiz çok mutlt olduk size msne adresimi vereyim cemreyim_ben@hotmail.comekleyebilirsiniz çocuklarrrrrrrrrrrrrrrr
Atatürk, sanatı seven, sanatçılara değer veren ve onları destekleyen bir devlet adamıdır. Çocukluğundan itibaren sanata ilgi duymuş ve sanatın bazı dallarıyla çok yakından ilgilenmiştir. Gençliğinde şiir ve edebiyata yakınlık duymuş, Namık Kemal’in şiirlerini okumuş ve ondan etkilenmiştir.
Atatürk’ün kaleme aldığı ve 1927 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde okuduğu “Nutuk” adlı eseri, Atatürk’ün en büyük edebî eseridir. Yazmış olduğu “Oğuz Oğulları” adlı şiir de Atatürk’ün şiir konusundaki yeteneğini sergileyen ve her Türk’ün okuması gereken bir eserdir.
Atatürk, şiir ve edebiyat dışında müziğe de büyük bir ilgi duymuştur. Şarkı ve türküleri dinlemekten büyük bir zevk alan Atatürk, zaman zaman okunan şarkılara eşlik etmiş, oynanan halk oyunlarına katılmıştır. Bazı Rumeli türküleri, onun sesinden notalara dökülmüş ve müzik repertuarımızda yer almıştır.
Atatürk, askerî ataşe olarak Sofya’da görevli bulunduğu dönemde çok sesli müziğe ilgi duymaya başlamıştır. Klâsik müzik konserlerine ve operalara giderek bu müzik türlerini tanıma fırsatı bulmuştur. Cumhuriyetin ilânından sonra, ülkemizde bu müzik türlerinin sevilmesini ve müzik kültürümüzde yer almasını sağlamak amacıyla yapılan çalışmalara önderlik etmiştir. Ülkemizde müzik sanatının gelişmesi için bütün olanaktan kullanmıştır.
Atatürk’ün zamanında yapılmış bazı binaların güzelliği, ülkemizdeki çağdaşlaşma hareketini ifade edebilecek nitelik taşımaktadır. Ayrıca mimarî eserlerin korunmasına verdiği önem de Atatürk’ün mimarîye olan ilgisinin önemli kanıtlarındandır.
Atatürk’ün, tiyatro, bale, edebiyat, heykeltıraşlık, mimarî, resim, müzik gibi sanat dallarıyla ve sanatçılarla ilgilenmesi, onları desteklemesi Atatürk’ün sanatla çok yakın bir ilişki içinde olduğunun göstergesidir.
Atatürk,sanatla ilgili düşüncelerini,Türkiye Büyük Millet Meclisindeki konuşmalarında, Çankaya Köşkünde sanatçılarla yaptığı sohbet ve tartışmalarda belirtmiştir. Atatürk’ün bu konuşma ve tartışmalarda dile getirdiği sanatla ilgili düşünceleri, Türk halkına ileti niteliği de taşımaktadır.
Atatürk, sanatın tanımını şu sözlerle açıklamıştır: “Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu anlatım sözle olursa şiir, ezgi ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur.”
Sanatın, bir toplumun ilerlemesindeki öneminin ve vazgeçilmezliğinin bilincinde olan Atatürk, bu düşüncesini şu sözlerle ifade ediliştir: “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir,” “Bir millet sanata önem vermedikçe büyük bir felâkete mahkûmdur,” “Dünyada medenî, ileri ve gelişmiş olmak isteyen herhangi bir millet, mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir.” Atatürk’ün bu sözleri, sanalla ilgili temel düşüncelerini ifade etmesi bakımından önemlidir.
Atatürk’ün sanatçılarla ilgili düşüncelerini ifade ettiği sözleri ise şunlardır: “Sanatçı, toplumda uzun çalışma ve uğraşlardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.” “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkâr olamazsınız.”
“Adımız Andımızdır” adlı şarkıyı öğrenelim. Şarkıyı, sınıfımızda seslendirelim.
Büyük bir sanatsever olan Atatürk’ün gönlünde, müziğin ayrı bir yeri vardı. Bu nedenle millî kültürümüzde önemli bir yer tutan güzel sanatlar içinde müziğe ayrı bir önem vermiştir. Müziğin önemiyle ilgili düşüncelerini, şu sözleriyle ifade etmiştir: “Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar, insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat insan hayatı ise müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten mevcut değildir: Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.”
Yapılacak inkılâpların başarıya ulaşmasına, müzik alanındaki gelişmeleri ölçü gösteren Atatürk, bu konudaki düşüncelerini şu sözleriyle ifade etmiştir: “Osmanlı müziği, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki büyük devrimleri söyleyecek güçte değildir. Bize yeni müzik gereklidir. Bu müzik, özünü halk müziğinden alan çok sesli bir müzik olacaktır.” “Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.”
Atatürk’ü konu alan aşağıdaki marşı öğrenelim. Marşı, sesimizle ve çalgımızla seslendirelim.
Atatürk, müziğin önemle ve öncelikle, modern müzik (çok seslilik) kuralları içinde ele alınmasını istemiştir. Bu konuyla ilgili düşüncelerini şu sözleriyle ifade etmiştir: “Arkadaşlar, güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk musikisidir.”
Atatürk, Türk müziğinin evrensel müzikteki yerini bir an önce alması amacıyla yapılan çalışmalara önderlik etmiştir. Müzik eğitimi görmeleri için çok sayıda öğrenciyi Avrupa’ya göndermiştir. Ankara’da Musiki Muallim Mektebi ile İstanbul’da Sanayi-i Nefise mekteplerinin açılmasını sağlamıştır. Bu konudaki düşüncelerini de şu sözleriyle ifade etmiştir: “Ulusal ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce genel son musiki kurallarına göre işlemek gerektir. Ancak bu sayede Türk ulusal musikisi yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir.”
cok güzel harikaaaaaaaaaaaaaa
çok hos bir site çok dehset aradığım her seyi buldum.gizem_5959@hotmail.com herkes alsın abiiiiiiiiiiiiiiiiii
çokkkkk güzeeellll olmuş elllerinize sağlıkkk…..
ya süper tek kelimeyle muhteşem
ya çoook güzel
YA TMM HERSE SÜPR FELAN AMA Bİ RESİM KOYUN YAFF
bi kac resim please….:(
gerçekten çok güselll birşey kelke atatürk şimdi de yaşasaydı hatta hiç ölmeseydi………………..
pardon eklemeyi unuttum :(( :((
gerçekten çok güselll birşey kelke atatürk şimdi de yaşasaydı hatta hiç ölmeseydi………………..:(( ::(8
işte atatürkçü millet budur böle giderse bu vatan asla bölünmez bravoo0 !!!
ben esra çok güzel ama resim de koyunda tam olsun
KAHROLSUN KADINA KALKAN ELLER
idare eder işte daha güzel olabilirdi ama
sağolun teşekkürler
size cok teşekürler ederiz…bunları yazacaktım ama çok uzun olduğundan yazamadım bu ödevi dezaten müzik öğretmeni verdi coooooook gıcık biri cinsiyeti kız bilirsiniz kızların sesi cırtlak gibidir boğazları yırtılana kadar bağarırlar…………biz yapmayıncada bağazımıza sülük gibi yapışır…kız sesiyle…ayol niye yapmadınız siz göreceksiniz bıdıbıdıbıdıbıdıbıdıbıdıbı kendi çapında konuşuyor işte heeeeeeeeee sülük gibi yapışıyor derkenaynen bu şekide@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@ sagılarımla berat arucan bybybybyby
çook güzel yazılar beğendim burada atatürk ün sanata verdiği önemi iyi kavradım
burada atürkün sanata verdiği önem yazısı çok güzelllllllllll çokta beğendimmm
cok güzel bir site cok begendim artık öğrendim herzaman gireceğim birde bu itenin sahibinin isimini ve soyismini öğrenebilirmiyim erkekmi kizmi acaba
gerçekten ii olmuş hem bana lazımdı iiiki böle birşey yapmışsınız
ya sev ya terket
şehitler ölmez vatan bölünmez
keşke atatürk ölmeseydi heep o olsaydı buşekilde türkiye çokk gelişmiş olurdu
bu arada YAZI ÇOK GÜZEL :-]
bu yazıda emeği geçen herkese teşekkürlerrrrrrr:-):-)
çok güzel okey doslar:(
harika! bir yazı
çok beğendim keşke atatürk ölmeseydi
emeği geçen herkeze ve “atatürk” e çok tüşekür ederim
harika!harika!harika
çok güzel bi yazı
tekrar tekrar okudum ve çok beğendim
çok güzel ya ben gülçin merhaba arkadaşlar
ELEKTİRİK AKIMI WE ÇEŞİTLERİ BULURSANIZ BANA ULAŞIN XX_336@HOTMAİL.COM
şiir veya yazı bulursanız ayakkabımın 40 numaraya göderrin
arkasalar ben bu sıteye yenı gelıyorum atatürkün bilime sanata edebibiyata verdiği önemin bana bı denemesını yazabılecek var mı yha :s
bende çok üzülüyorum atatürk ün ölmesine keşke ölmeseydi
atatürkü çooooooooooooooooookkkkkk seviyorum keşke ölmeseydi
bn bunu hiç okumadım ama atatürk olduğu için güzeldir kesin..
ya bi kaç resim koysaydınız tam süpır olurdu:D
bunu yazanlara içten bir teşekkür ederim
arkadaslar ben de sizin aranıza gellliiiyoooruum
gencfenerliyusuf38@hotmail.com u kaydettin arkadaşlar
çok sağolun bu kadar yazıyı yazdım iki günde
çok soğolu 100 aldım
zaten çok başarılıyım
ben cemreyim hepinize selamlar msn adresim
cemre_kenan@hotmail.com
çok iğrenç olmuş çünkü resim yok ama güzel olmuş
bana ulaşmanız için adresim benim_590@hotmail.com yazarım bybybybbbbbbbbbbb
cook süpeeeeeeeeeeeeeeeer olmus
arkadaş valla süper olmuş yaaaaaaaaaaaa.)l=)l=
sagol hatice
benimki kartal_esat@hotmaail.com
resimsiz olmuş ama yarar
YA İSTİKLAL YA ÖLÜM
yaaaaaaaaaaaa ben bunu nasıl yazcammmmmmmmmmmm bu yazı çokkkkkkkkk dillmiiiiiiiiiiiiii biraz
yawww şu ögret men lere gıcık oluyorum var ya bana katılanlar bas_kan_1907@hotmail.com burayı eklesinler durmadan ödev veri yor bu ögretmenler
arkadaşın dedigi gibi var
atatürkün sanata verdiği önemi birazdaha kısa anlatın siteniz harikaaaaaaaaaa
eyer birisini sevdiysen önce dürüst ol
çünkü ben bunu yaşadım
BENCE BU SİTEDEKİ ENGÜZEL KIZ BENİM KIS KANANLAR ÇATLASIN BNEDEN GÜZELİ YOK VE SAĞOLUN ÖĞRETMENİM BEĞENDİ KIZLAR ATLAYINN
site harika çok beyendim ama biraz uzun değilmi arkadaşlarrrrrrrrr
siz öle aşk meşk işlerine bakarsanızz öle olurr insan ihtiyacı olan şeii ararrrr ceren sen çok merklısın heralde aşk meşk işlerinee
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!……………YETER.
Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.”
“Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk musikisidir. Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.”
“Güzel sanatlara da alakanızı yeniden canlandırmak isterim. Ankara’da bir Konservatuvar ve Temsil Akademisi kurulmakta olmasını zikretmek, benim için bir hazdır. Güzel Sanatların her şubesi için Kamutay’ın göstereceği alaka ve emek, milletin insani ve medeni hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir.”
bence tam kkonuyu anlatmı?
benimde öyle ödevim var banada yardım edin lütfen acele edin
çok beyendim bu siteyi çok güzel ve gerekli bilgiler var
tebrik ederim çok kullanılan bir site
çok bilgili bir site tebrik ederim sizi
çokkkkkk güzelllllllmmmmiiiiiişşşşşşşşşş yawwwwwwww
çok güzel olmuş.onu yazmak günlerce sürer valla aferin yazana tebrik ederim çok hoşuma gitti
güsel olmus ellerinize saglık
bunu resim dersi için aldığım kesin
atatürk sanata çokk önem veriyomuş
yaaa
ya lütfen yardım edin yarına ödevim var öğretmen çok sinirli atatürkün sanata verdiği önem yazıyorum seda sayan falan çıkıo 1 site söleyin
MAŞALLAH TÜ TÜ TÜ TÜ……….
ya arkadaşlar kopyala yapıştır yapamıom yardım edinnnnnnnnn bana. allah bu türkçe hocalarına bilinmez dert versin
gerçekten harika ama sanata önemi kısa olsa çok güzel olur çünkü ödevi fazla yazmak istemiyorum by
çok beyendim çok güzel ama Atatürk çok yakışıklı birisi bunuda yazın ülennnnnnnnnnn
ya of bende cerene aynen katılıyorum bize yardım edik oks’ye giricemmmmmmmmmmmmm
atatürkünsanata ve sanatçıya verdiği önem ile ilgiliresimvarsa bana gönderin
atatürk sanata önem verdiği gibi sanatçıya da önem verirdi
ben gizeme deliler gibi aşığım soy adı artık sarıçayır olucak amaaaaaaaaaaaaaaaaa niyeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee o beni sevmiyor
abicim eline sağlık amaaa uzun yaa
ya offffffffffffffffffffffffffffffff benım odevım ataturkun tıyatyoya verdıgı onemdı ama güzel olmuş
yaaa abi çok güzelde çoook uzun yazmışsınız.ee ben bunu yazamamki canım çıkar yazana kadar biraz daha kısaltsanız hemde konunun dışına çıkmışsınız. bi dahakine kısa yazın yaww.
bencede güsel olmus ama resime gerk görmüyom sonuçta güzel hepinize teşekkürler
saolun hepiniz fatma insanı kanser edion ama
seni sevdim
bu site çok ğüzel ne alarsan var atatürkle ileilğili ödevi olan buraya ğelsin hey arkadaşlar size sesleniyorum bu site çok ama çok ğüzel arkadaşlarrrrrrrrrrrrr!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
çok dandik sevmedim
BU SİTEDEKİ EN GÜZEL KIZ SEN OLAMASSIN BİLKİ SENDEN GÜZELLERİDE VARDIR
SEN KENDİNİ POFPOFLUYOSUN SADECEEEEEEEEEEEEEEE
ya performans ödevim
bende cerene katılıyorum biz burda atatürk’ün sanata verdiği önemden bahsediyoruz ama siz saçma şeyler koyuyosunuz konuyla ne alakası var…
bana atatürkün sanata ve sanatçıya verdiği önemi gösteren sözlerini söyler misiniz?
acil ödevim var
benimde ödevim var atatürk ün sanat hakkında söylediği söz ve anlamı nolur söleyin
ne demessiniz bu site çok güzelmişşşş
ay kimse yokmu
doğru akşam akşam kim olur byyyyy
(:
atatürk e sevgiler ve atatürk keşke ölmeseydi.
ya ben diyorum Atatür’ün sanata ve sanatçılığa verdiği değer nedir diyorum siz başka bişi veriyosunuz aaaaaaa