Eki
31
Bu kahramanlarla arkadaÅŸ olun
Ekim 31, 2007 |
->
Yıldırım Türker’in Türkçeye çevirdiÄŸi ‘Tostoraman’, ‘Kasabanın En Şık Devi’ ve ‘Süpürgede Yer Var mı?’ adlı kitaplarda ilginç kahramanlar cirit atıyor
Bir çocuÄŸun, sayfalarını harap edecek kadar çok çevirdiÄŸi, resimlerine bakmaktan bıkmadığı, ezbere bildiÄŸi hikâyesini her defasında bir kez daha merak içinde ve keyifle okuduÄŸu bir kitabın yazarı olmak kim bilir ne ÅŸahane bir duygudur! Julia Donaldson’ın Tostoraman, Kasabanın En Şık Devi ve Süpürgede Yer Var mı? adlı resimli çocuk kitaplarını okuyup bitirdikten sonra, bu düşünce geçiyor aklımdan. Çünkü üçü de, okuyucusundan bu tarz bir yakınlığı görebilecek türden kitaplar.
Aslında Julia Donaldson Türkçeye yabancı bir isim deÄŸil; özellikle kız çocuklarının tanıdığı bir yazar. Tatlı, çekingen Ellen’ın başına dert açan, hafif kafadan çatlak ve çokca şımarık ‘yansıması’nın, Prenses Aynagüzeli’nin maceralarının yazarı (bu dizi İş Kültür Yayınları kitapları arasında yayımlandı). Ama resimli çocuk kitapları kesinlikle bir baÅŸka!
Boş zamanlarında hikâyeler uyduran, tiplemeler yaratan, skeçler yazan, şair olmayı isteyen bir çocukmuş Donaldson. Hakkında şarkı yazamayacağı (ve yazmadığı) bir konu neredeyse yokmuş; televizyona bir çocuk programı için yazdığı bir şarkıyı hikâyeleyerek girmiş zaten çocuk kitaplarının dünyasına. Şiirsel hikâyeleri ve çağdaş fabllarıyla çok geçmeden yirmi dokuz dile çevrilmiş, dünyanın her yerinde tanınan, ama eleştirmenlerin yine de az tanındığından şikâyet ettiği bir çocuk kitapları yazarına dönüşmüş!
Axel Scheffer’ın resimleriyle hayat bulan bu üç resimli kitaptan biri, Tostoraman; Avrupa’nın en çok satan çocuk kitaplarından, üstelik yakında beyaz perdede de görünecek. Ormanda hayatta kalmaya çalışan akıllı bir farecikle tanışıyoruz Tostoraman’la. Farenin kendisini, yemek isteyen hayvanları korkutmak için uydurduÄŸu ve çok geçmeden gerçekten var olduÄŸunu fark ettiÄŸi bir hayvanın, bir canavarın dünyada bir milyona yakın satmış hikâyesi Tostoraman… Korkunç pençeleri, korkunç aÄŸzında korkunç diÅŸleri, burnunda zehirli bir çıban olan, dizleri yumru yumru, sırtı mor dikenli, aklı da biraz kıt bir canavar Tostoraman (Üstelik bütün canavarları kıskandıracak bir ismi var bence. Türkçe isim babası Yıldırım Türker’i tebrik etmek gerek).
Aksilik dolu bir yolculuk
Süpürgede Yer Var mı? ise, bir cadının süpürgesinin üzerinde yaÅŸananları anlatıyor. Bu cadının “var bir kedisi, başında da siyah ÅŸapkaların en sivrisi, uzun kızıl saçlarının örgüsüne takmış bir kurdele. Kedisi mırıldaya mırıldaya kendisi sırıta sırıta, süpürgelerine oturmuÅŸ”uçuyorlar rüzgârda. Rüzgârın cadıyla süpürgesine ettiÄŸinin ÅŸiirsel hikâyesi Süpürgede Yer Var mı? Aksiliklerle dolu ama güzel bir yolculuÄŸun, tatlı bir dostluÄŸun öyküsü. Güzelin sadede saklı olduÄŸunun da ispatı bir anlamda.
Kasabanın En Şık Devi, kasabanın en hırpani devi olmaktan usanan George’un kendine çeki düzen vermeyi neden baÅŸaramadığını öykülüyor. Çevresindekilerin mutluluÄŸuna, fiyakalı görünmekten daha çok önem veren George, uzun süre kasabanın en şık devi olarak kalamasa da, kasabanın en iyi kalpli devi oluyor sonunda.
Hayata dair her şey -entrika, zorluklar, dostluk, dayanışma, fedakârlık- var bu kitaplarda. Zayıfın, güçsüzün zekâsıyla en güçlüyü, en korkuncu bile yenebileceği; vermenin de sahip olmak kadar güzel bir duygu olduğu; bazı şeylerin keyfine kalabalıkla varıldığı gibi mesajlar zekice, güzelce yedirilmiştir satır aralarına.
Üstelik insanı dönüp tekrar okumaya iten bu hikâyeleri yazarken, çocukluÄŸunda Nesbit’le Shakespeare’e duyduÄŸu hayranlığı boÅŸa çıkarmayan bir dil kullanıyor Donaldson. Buna Yıldırım Türker’in kitapları TürkçeliÅŸtirme ustalığı da eklenince, insan bir dalganın yumuÅŸak sırtında yolculuk eder gibi hissediyor kendini Kasabanın En Şık Devi, Süpürgede Yer Var mı? ve Tostoraman’ı okurken.
Resimli çocuk kitapları, çocuÄŸu kitapla tanıştıran kitaplar. Bu yüzden anlattığı hikâye kadar, görselliÄŸi ile de çocuk için cezbedici olmalı ki, çocuk kitap okumanın keyifli bir uÄŸraÅŸ olduÄŸu duygusunu edinsin, bu duyguyu içine sindirsin. Donaldson’ın bu üç kitapla, çocuklarda okuma ve zaman zaman, özellikle bu üç kitaba dönme ihtiyacı yaratacağına şüphe yok. En azından bu koca çocuÄŸu yakalamayı baÅŸardı!
# TOSTORAMAN
# KASABANIN EN ŞIK DEVİ
# SÜPÜRGEDE YER VAR MI?
Julia Donaldson, Çeviren: Yıldırım Türker, Resimleyen: Axel Scheffer, Popcore Çocuk Kitapları, 2007, her bir kitap 30 sayfa ve 15 YTL.
Yeni çıkanlar
# ZAMANIN BEKÇİLERİ-Anılan
Marianne Curley, Çeviren: Seçil Sönmez, Tudem Kültür Yayınları, 408 sayfa
GeçmiÅŸi deÄŸiÅŸtirebileceÄŸinizi düşünün. Ufacık bir deÄŸiÅŸiklikle bir felaketler zincirini baÅŸlatabilirsiniz. Ethan, Anılanlardan biri. GeçmiÅŸe yolculuk etme yeteneÄŸine sahip ve gittiÄŸi yerde tarihin akışını bozma niyetindeki karanlık güçleri yeteneklerini kullanarak engellemek zorunda. Aynı zamanda bir öğrenci olan Ethan için çift kimlikle tek bir hayat sürdürmek bazen çok güç olabiliyor. Hele normal hayatı gittikçe karmaşık bir hal alırken… Avustralyalı yazarın bilinmeyenin gizemine dokunan, fantastik ama gerçekçiliÄŸi de elden bırakmayan bu romanını heyecanlı bir kitap okumak isteyenler ellerinden düşüremeyecekler. Üçlemenin ikinci cildi Karanlık da yolda.
# DOĞUM GÜNÜ PASTASI
Sven Nordqvist, Çeviren: Ali Arda, Güzel Kitaplar Yayınevi, 24 sayfa
Yaşlı Pettson, kedisi Findus ve birkaç tavuk, şehrin dışında küçük bir çiftlikte yaşarlar. İnsanları, hayvanları, bitkileri, canlı olan ne varsa şu yeryüzünde hepsini, aynı derecede seven yaşlı Pettson, davranışlarıyla komşularına biraz kaçık bir tip gibi görünür. Sevgili kedisi için yılda üç kez doğum günü düzenleyen, pasta hamuruna pantolonunu da koyan birini görseniz, siz ne düşünürdünüz acaba? Ama işler uzaktan göründüğü gibi değildir.
Nasıl olduÄŸunu merak ediyorsanız, İsveçli yazar ve ilüstratör Sven Nordqvist’in Pettson ve Findus dizisinin bu matrak kitabını okumanız gerek. İnsancıl ve esprili bir öykü okuyacağınız garanti!
# NASIL KORSAN OLURSUN
Yazan ve Resimleyen: Cressida Cowell, Çeviren: Mine Kazmaoğlu, Günışığı Kitaplığı, 224 sayfa
Denize açılıp korsanlık dersleri alma zamanının geldiÄŸini düşünen Korkunç Gıcık III. Hıçkıdık’ın en büyük hedefi, kılıç kullanmada ustalaÅŸmak ve define peÅŸinde koÅŸmaktır. Ama, ‘Korsan EÄŸitim Programı’nın daha ilk gününde eÄŸitim gemisi batar. Gemideki herkes yakındaki bir adaya sığınır. Geminin batmasına neden olan ÅŸeyse bir tabuttur. Hem de, gelmiÅŸ geçmiÅŸ en korkunç korsan olan Karasakallı Karabasan’ın tabutu. Viking ÅŸefinin sıradan görünüşlü ama akıllı oÄŸlu Hıçkıdık’ın maceralarının
ikinci cildi yine kendi kaleminden ve kendi çizdiÄŸi resimlerle karşımızda…
Haftanın çizeri
1972 yılında Ankara’da doÄŸan AyÅŸe İnan Alican, 1994′de H.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalı’ndan mezun oldu ve aynı yıl Ankara’da, Siyah Beyaz gazetesinde karikatürist olarak iÅŸe baÅŸladı. Aynı görevi Günlük Haber ve Schwarz auf Weiss gazetelerinde de sürdürdü. 1996′da özgün yayıncılıkta grafik tasarım ve ilüstrasyon çalışmalarını birlikte yürüttüğü ders kitapları çalışmaları oldu. 2003 yılında Birgün gazetesinin çocuk sayfasını hazırlamaya baÅŸladı. Elma KelebeÄŸi, Okusun da Büyüsün, BebeÄŸimin İlk Yılları, Çocuk Oyunları, Duygu Profesörü gibi kitapları resimleyen sanatçı, dergilere de karikatür ve ilüstrasyonlarıyla katkıda bulundu. 2004′ten bu yana serbest çalışan AyÅŸe İnan Alican, Ankara’da eÅŸi ve 7 aylık kızı YaÄŸmur’la birlikte yaşıyor. Sanatçının Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık adlı kitabı için yaptığı ilüstrasyonlardan birini sizlerle paylaşıyoruz.