Kitap özetleri, e kitap, e okul
buraya slogan gelecek
Anasayfa  Anasayfa  |  Sayfa 1  |  Sayfa 2

"Kitap Özetleri" konulu yazılar

Yaratıcı düşünme tekniklerinin doğrudan öğretimi konusunda uluslar arası bir otorite olan yazar, insanlar faydalansın diye düşünme teknikleri üretmiştir. Aslında burada açıklanan her şeyi bilmekteyiz ama bunları bir teknik olarak uygulamaktan kaçınmakta, ya da yanlış uygulamaktayız. Öncelikle şunu bilmeliyiz: Bir düşünür gibi davranırsak; gerçekten bir düşünür olur çıkarız. Yazar, altı şapkalı düşünme tekniğini kısaca şu şekilde anlatmaktadır.   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri Yorum Yok 431 Okunma Yazan: emin

Türkiye’nin yürüttüğü iç ve dış politika ile onun dinamiklerini eleştirel ve bilimsel bir bakış açısıyla ele alan kitabın yazarı olan Heinz Kramer, 1973 yılından bu yana Almanya’nın önde gelen think-tank kuruluşlarından Berlin

Stiftung Wissenschaft und Politik’te Avrupa Birliği’nin genişlemesi üzerine çalışma yapan bir ekibin başkanlığını yürütmektedir. 1990 yılında Bilkent Üniversitesinde Uluslar arası İlişkiler dersi veren yazar, bu süre zarfında Türkiye’yi içinde yaşamak suretiyle gözleme imkânına da sahip olmuştur.   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri Yorum Yok 310 Okunma Yazan: emin

Don Kişot

28/06/07

İspanya, Meça Kenti’nin köylerinden biride elli yaşlarında soylu bir adam yaşardı. Bu adam boş zamanlarını şövalye romanları okuyarak geçirirdi. Bu onda öyle bir tutku haline gelmişti ki kendini okuduğu romlarda anlatılan “gezici şövalye” olarak görmeye başlamıştı. Artık o, evinde oturamazdı, Romalarda olduğu gibi zırhını ve silahlarını alıp serüvenden serüvene koşmalıydı. Fakat bir eksiği vardı, okuduğu romanlarda her şövalyenin yaptığı kahramanlıkları adadığı bir prensesi olurdu. Prenses olarak kendi köyünde yaşayan ve çok güzel bir kız olan Aldonz Lorence’yi seçtikten sonra yola koyuldu yolda kendisinin şövalye ilan ettirmediğini hatırladı, bu yüzden yolda gördüğü ilk kişiye kendini şövalye ilan ettirecekti. Biraz daha yol aldıktan sonra bir han gördü, bu hanı bir şatoya benzetti, içindede kendini şövalye ilan edecek bir soylunun yaşadığını düşündü.   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri 19 Yorum 1.354 Okunma Yazan: emin

Suç ve Ceza

27/06/07

Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız kardeşi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına rağmen, kız kardeşi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeşini çoğu zaman döver, onun her işini takip etmesi gerektiğini düşünürdü.   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri 2 Yorum 407 Okunma Yazan: emin


KİTABIN ADI Başarı Şimdi Aslanın Ağzında
KİTABIN YAZARI Sakıp SABANCI
YAYINEVİ VE ADRESİ Mart Yayınları Hüseyin Ağa Mahallesi. İstiklal Caddesi. Gala Han 80070 Beyoğlu-İstanbul
BASIM TARİHİ NİSAN 1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI SABANCI kitabında başarının tarifini ve başarıya ulaşmak için izlenecek yollardan bahsederken, başarının parayla değil geride bırakılan eserler ile ölçüleceğini aktarmaya çalışmış.

KİTABIN ÖZETİ :

BAŞARI NEDİR?

Tek kaleye gol atmanın zamanı geçti. Şimdi marifet Dünya Kupası’nda gol atmak. Artık bedava futbol yok golü atan parasını alıyor. Nasrettin Hoca anlatımıyla başarı helva yapmaktır. Bilimsel anlatım ile başarı, üretmektir. Birbirinin içinden geçen kırk iğne hikayesi. Kimsenin haberi olmayan başarı başarı sayılmaz. Günümüzde dünya pazarında talebi olan mal ve hizmeti üretmek başarı sayılıyor. Başarı neden şimdi aslanın ağzında?   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri Yorum Yok 293 Okunma Yazan: emin

KİTABIN ADI Milli Savaş Hikayeleri
KİTABIN YAZARI Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU
YAYINEVİ VE ADRESİ Letişim Yayınları Cağaloğlu / İSTANBUL
BASIM TARİHİ 1984
KİTABIN YAYIM MAKSADI Bu Basımda, Ergenekon Iıı Altbaşlığıyla Yayımlanan Milli Savaş Hikayeleri’nin Varlık Yayınları Baskısı (2 Bas.,1965) Temel Alınmış Ve İlk Baskıyla (1974) Karşılaştırılmıştır. İletişim Yayınları Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Tüm Eserlerini Yayınlama Girişimi Neticesinde Bu Kitabı Yayımlamıştır.

KİTABIN ÖZETİ :

Kitap kısa hikayelerden oluşmaktadır. Kitap ülkemizin düşman işgali altındaki savaş yıllarını ve düşman mezalimini çarpıcı hikayelerle anlatmaktadır. Ayrıca kitabın sonunda karışık hikayelere de yer verilmiştir. Hikayelerin özetleri kısaca şöyledir.   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri 1 Yorum 455 Okunma Yazan: emin

KİTABIN ADI Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu ve Büyük Güçler
KİTABIN YAZARI Marıan KENT / ÇEVİREN : Ahmet FETHİ
BASIM TARİHİ 1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI Osmanlı İmparatorluğu Hakkındaki Farklı Görüşleri Mukayese Etmek.

KİTABIN ÖZETİ :

1. BÖLÜM : OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN SONU

Osmanlı İmparatorluğu hızla değişen ve gelişen dünyaya ayak uyduramadı. Ekonomik açıdan birçok çöküntüler yaşadı. Birde bunlara imparatorluk içindeki yabancı uluslara verilen imtiyazlar ve dünyada ki milliyetçilik akımı eklenince Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu kaçınılmaz hale geldi. Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu Avrupa için şaşırtıcı değildi: asıl şaşırtıcı olan, hayatta kalmayı başarmış olmasıydı. Büyük Güçlerin Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki çıkarları ve birbirleri arasındaki uzlaşamamazlıktan dolayı; Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’nun dış politikasındaki izlemiş olduğu aldatmalar sayesinde ki yıkılışı gecikti.   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri Yorum Yok 379 Okunma Yazan: emin

KİTABIN ADI 21.yüzyılda Türkiye
KİTABIN YAZARI Prof. Dr. Emre KONGAR
BASIM TARİHİ 1998
KİTABIN YAYIM MAKSADI Türkiye’nin toplumsal yapısının değerlendirilmesi.

KİTAP ÖZETİ / TANIMI

1 NCİ BÖLÜM (TÜRKİYEDE TOPLUMSAL YAPININ TEMELLERİ) :

Osmanlı İmparatorluk Sistemi, toprak düzenine ve merkezi iktidara dayanmaktadır. Bu özellik ekonominin kapitalist olmasını ve sermaye birikimini engellemektedir. Batıda gelişen ulusçuluk akımları imparatorluğun azınlık nüfusuna ayrılmalarında etkili rol oynamıştır. Osmanlı dönemindeki batılılaşma çabaları, devletin üzerindeki batı denetimini ve ekonomik baskıyı artırmaktan başka bir işearamamıştır. Buna karşılık Atatürk; batılılaşmayı, batı uyruğundan kurtarmada bir araç olarak kullanmıştır.   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri Yorum Yok 552 Okunma Yazan: emin

İntibah

27/06/07

Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Ali Bey,yirmi iki yaşlarında ii bir eğitim ve öğrenim
görmüş bir gençtir.Yalnız hayat tecrübesinden yoksundur.
19.yy’ın seçkin gezinti yerlerinden biri olan Çamlıca’da dolaşırken çok güzel bir kadınla
tanışır.Kadının adı Mahpeyker’dir.Genç adam, ilk karşılaşmada ilgi duyduğu bu kadını derin
bir aşkla sevmeğe başlar. Bu ilk tanışmadan sonra hemen her hafta Mahpeyker’le buluşmak
üzere Çamlıca’ya gider. Oysa kadının kirli bir geçmişi vardır ve Ali Bey’in sevgisine layık
değildir.Bu durumun farkında olmayan ve onu da kendisi gibi temiz bir sevda içinde hyal
kuran genç adam, kısa zamanda eini ve işini ihmal etmeye başlar.Zamanla geceleri bile evine
uğramadığı olur.   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri 6 Yorum 551 Okunma Yazan: emin


Ali Fuat CEBESOY, kitabın başlarında ATATÜRK ile ilk olarak nerede ve nasıl tanıştığını anlatmaktadır. Eski adı “Mekteb-i Harbiye-i Şahane” olan Harp Okulu’nda bir Cuma günü tanışmışlardır. Ali Fuat CEBESOY, babasının tüm ısrarlarına rağmen asker olmak istemiştir. Babası ise, aile fertlerinin çoğunun asker olmasından dolayı, onun sivil bir meslekte başarı göstermesini istemiştir. Ne var ki, Ali Fuat CEBESOY içindeki askerlik sevgisini yenemez ve sınavlara girerek “Mekteb-i Harbiye-i Şahane”ye kabul edilir. Okulda, Dahiliye Müdürü Albay İbrahim BEY ve Nöbetçi Subay tarafından, birinci sınıfın Birinci Kısım Çavuşu Mustafa Kemal’e teslim edilir.   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri Yorum Yok 551 Okunma Yazan: emin

Nutuk

26/06/07

Nutuk yeni Türkiye devletinin yazılan ilk tarihidir. Yazarı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Yaptığı tarihi gelecekteki Türk insanına tanıtabilmek amacıyla bu kitabı kaleme almıştır.
Nutuk: Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisinin 15-20 Ekim tarihleri arasında Ankara da toplanan İkinci Kongresinde okunmuştur. Konuşma otuz altı buçuk saat sürmüştür.
Nutuk 1919’dan başlayarak 1927 ye kadar olan tarih dilimini incelemektedir. Bu dönem üç bölümde ele alınmıştır.
1. Kuva-i Milliye (Ulusal güçler) Dönemi
Nutukta yeni Türkiye Devletinin kuruluşu anlatılmaktadır. Yeni Türk devletinin kurulmasındaki maksat da şu şekilde açıklanmıştır: Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu da tam bağımsız olmakla sağlanabilir.   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri 53 Yorum 3.285 Okunma Yazan: emin

Harry Potter Ateş Kadehi

HARRY POTTER

ve

ATEŞ KADEHİ

Küçük Hangleton köyü sakinleri Riddle ailesi o evde oturmadığı halde oraya hala Riddle Evi diyorlardı.Yarım yüzyıl önce üç Riddle oturma odasında ölü bu-

lunmuştu.Suçlu olarak da evin bahçıvanı olan Frank Bryce görülmüştü.Ama da-

ha sonra polis Frank’i serbest bırakmak zorunda kalmıştı.Çünkü doktor raporuna göre Riddle ailesi çok sağlıklıydı ölmeleri dışında.Frank serbest kaldıktan sonra evin yanındaki kulübesine döndü.

Frank’i ağrıyan bacağı uyandırmıştı.Acısını dindirmek için su torbasını almak için yatağından kalktı.Üst kattaki pencerelerden birinde bir parıltı gördü   Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri 11 Yorum 2.449 Okunma Yazan: admin

Hangi Laiklik

22/06/07

Kitabın Adı: Hangi Laiklik

Kitabın Yazarı: Attilâ İlhan

Yayınevi: Bilgi Yayınevi, Ankara,1995

Attilâ İlhan’ın Hayatı:

15 Haziran 1925’te Menemen’e doğan Attilâ İlhan, Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu’nu ve Karşıyaka Ortaokulu’nu bitirdi. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıftayken Türk Ceza Kanunu’nun 141. Maddesine aykırı davrandığı gerekçesi ile tutuklandı, okuması engellendi. Danıştay kararı ile eğitimini sürdürdü. İstanbul Işık Lisesi’ni bitirdikten sonra, İstanbul Hukuk Fakültesi’ni yarıda bıraktı. 1949-1965 yılları arasında, aralıklarla altı yıl Paris’te yaşadı. Ali Kaptanoğlu adıyla senaryolar yazdı. Demokrat İzmir Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını yürüttü.

Ankara’da Bilgi Yayınevi’nin danışmanlığını yaptı(1973-1979). Çeşitli dergi ve gazetelerde köşe yazıları ve sinema eleştirileri yazdı.

Yazarın yayımlanan ilk şiiri 1941’de yazdığı Balıkçı Türküsü’dür. 1946 yılında yazdığı “Cebbaroğlu Mehemmed” şiiri CHP şiir ödülünü kazandı. Kısa sürede şiir, denme ve eleştirileriyle, edebiyat dünyasında kendine özgü bir yer edindi.

Attilâ İlhan, şiirde Garip ve İkinci Yeni akımlarına şiddetle karşı çıktı. Mavi Hareketi adlı toplumsal gerçekçi bir şiir akımı başlattı. Sanat hayatının ilk dönemlerinde takip ettiği Nazım Hikmet çizgisinden ayrılarak, karmaşık ve bireysel bir duyarlılığa yöneldi.

Eleştiri, deneme ve romanlarında ise toplumsal gerçekçiliğe bağlı kaldı.

Düşünceleri:

“Benim formasyonum solculuk. Ben başından beri aynı istikamette yaşamışımdır. Haya tarzım da solcudur.” ifadeleriyle, düşünce yapısının ana hatlarını çizen Attilâ İlhan’ın sol anlayışı; daha çok, burjuva temeline dayanan ve milli çizgide bir anlayıştır.

Bu yönüyle diğer sol aydınlardan ayrılan Attilâ İlhan, aydınları kıyasıya eleştirir. Onları bilinç değil inanç aydını olmakla suçlar ve aydınların düşüncelerinin dogmatik olduğunu savunur. Attilâ İlhan ’a göre II. Dünya Savaşı’ndan beri, Türk aydını halktan kopmuştur ve bir alafrangalık özentisi içindedir. Ve bu yönleriyle Tanzimat dönemindeki Batıcılara benzemektedir. Attilâ İlhan bu düşüncelerini savunurken, başta İnönü olmak üzere cumhuriyet dönemi siyasetçilerini ağır bir şekilde eleştiriyor ve Batı’ya bakışımızın yanlış olduğunu söylüyor.

Attilâ İlhan’a göre, Batı’ya körü körüne bağlanmak da, O’na büsbütün sırt çevirmek de aşağılık psikolojisinin ürünüdür. Doğru olan Batı’ya akıllıca bakmaktır. Batı’da geçekten evrensel olan bilimsel düşüncedir. Gerekli olan bu düşünceyi yakalayabilmektir.

Bu düşünceye paralel olarak Attilâ İlhan, “Kendimizi AB’ye veya ABD’ye şartlandırmamalı; onların Ortadoğu’daki jandarması konumuna düşmemeliyiz.” diyor. Ve Türkiye’nin iyiliğinin, sadece kendi menfaatine dayanan bir Avrasya politikasından geçtiğini söylüyor.

Toplumsal alanda ise Attilâ İlhan, ümmetlikten millet yapısına geçmiş olan Türk halkının, laik ve milli bir anlayışı benimsemesi gerektiğini düşünüyor.

Attilâ İlhan’ın bu şekilde özetleyebileceğimiz düşünce yapısının tamamen diyalektiğe dayandığını görüyoruz. Attilâ İlhan hiçbir düşünceyi, basmakalıp bir şekilde, olduğu gibi kabul etmiyor. Bütün düşünceleri bir tez-antitez-sentez ürünü olarak ortaya çıkıyor.

Attilâ İlhan’ın bir başka özelliği de Atatürk’e büyük bir hayranlık duyması, ve bütün düşüncelerine temel dayanak noktası olarak O’nu almasıdır.

I.BİÇİM

A.ESERİN DİL VE ANLATIMI

Dilde özleşmeye karşı olan Attilâ İlhan’ın bu tavrı, “Hangi Laiklik” adlı eserinde de görülüyor. Kitapta hem doğu hem de batı dillerinden dilimize geçmiş pek çok sözcük göze çarpıyor. Bazı kelimeler de orijinal yazımları hiç değiştirmeden kullanılmış.

Cümleler yalın değil ve genelde uzun ; fakat anlaşılır.

Kitap, sanat değil, düşünce yönüyle öne çıktığı için; sanatlı ifadelerden ve süslü anlatımlardan pek söz edemeyiz.

B.BETİMLEMELER

Kitap, bir roman ya da öykü olmadığı için, betimlemelerden çok fazla bahsedemiyoruz. Sadece birkaç yerde bulunan betimlemeler, genelde sanatlı bir anlatıma sahip.

C.ESERİN ETKİLEYİCİLİĞİ, SÜRÜKLEYİCİLİĞİ, AKICILIĞI

Eserin çok akıcı olduğu söylenemez, bunun sebebi cümlelerin uzunca olması, yabancı kelimeler içermesi ve yazarın değişik bir imla kullanmasıdır.

Fakat buna rağmen kitap sürükleyici; içeriğinin zenginliği insana sürekli bir okuma isteği veriyor. Bu da kitabı çok kısa bir sürede bitirmemi sağladı. Ayrıca kitap insanı sürekli düşünmeye ittiği için etkileyici
İÇERİK

Eser, yazarın 90’lı yılların ilk yarısında çeşitli gazetelerde yayımlanan, denemelerinden oluşuyor. Kitabın adı “Hangi Laiklik” olmasına rağmen, laiklik bu kitapta ele alınan konulardan sadece biri.

Eserin ilk bölümünde, yazar -Sistem- adını verdiği batı ülkelerinin, kendi çıkarlarını korumak için Türkiye’yi bir başa olarak kullanmalarından bahsediyor. Batı’nın, bize dostça yaklaşmasının altında derin bir art niyet olduğunu, Batı’nın sürekli kin ve nefretini dışa vurduğunu anlatıyor. Ve Türkiye’nin Batı’nın çıkarlarına alet olmaması gerektiği söylüyor.

Attilâ İlhan, daha sonraki bölümlerde, Türkiye’de değerlere ve düşüncelere olan bakışlardaki yanlışlara değiniyor. Türk aydınının batılı olmak adına, kendi değerlerine yabancılaştığını söylüyor; aydınları alafranga ve yozlaşmış olmakla suçluyor.

Son kısımda ise, Türkiye’de gelişen şeriat tehlikesine dikkat çekiliyor ve bu tehlikeyi ortaya çıkaran sebepler, aydın kesimin halktan kopuk olmasının halkta doğurduğu tepki ve batılı güçlerin (sistem) komünizm tehlikesine karşı, dinci akımları beslemiş olması olarak gösteriliyor. Bu arada siyasi İslam’ın yanılgı ve yanlışlarına da dikkat çekiliyor.

TÜR

Kitap, köşe yazılarından oluşmuş, fakat bu yazılar günlük politika ve polemiklerden çok, fikir tartışmalarına yer verdiği için, deneme türünde olduğu söylenebilir.

Ayrıca kitabın yazarın deneme/anı serisi içinde yayınlanmış olması da bunu destekliyor.

DEĞERLENDİRME

Bu kitabı seçmemin temel sebebi, Attilâ İlhan’ın düşüncelerine uzun bir süredir ilgi duyuyor olmamdı. Roman türünde eser okumayı sevmemem de bu kararıma yön verdi.

Eser, başından sonuna kadar beni sürekli düşünmeye sevk etti ve pek çok konuda, düşüncelerimin netleşmesini sağladı.

“Hangi Laiklik” i son okuduğum kitaplardan, “Türk Basını’nda Kalem Kavgaları”, Siluetini Sevdiğimin Türkiyesi” , “1984” ve “Hayvan Çiftliği” ile karşılaştıracak olursam, bu kitapların hepsinin 20. Yüzyıl siyaseti ile ilgili olmasını bir ortak özellik olarak söyleyebilirim.

Eserin söz dağarcığıma katkısı:

komprador: aracı, yerli ortak

Ayrıca eser, adını daha önce duymadığım bazı kişileri de tanımamı sağladı. Bunların en önemlileri, ırkçılığın teorisini kuran Gobineau ve Chamberlain ile CIA’ in Ortadoğu konusunda uzman analisti G. Fuller’dir

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri Yorum Yok 479 Okunma Yazan: admin

Fareler Ve İnsanlar-John Steinbeck

KİTAP ANALİZ FORMU

1. ANALİZİ YAPILACAK KİTABIN :

a. Adı : Fareler ve İnsanlar

b. Yazarı : John Steinbeck

c. Tercüme Eser İse Tercümanı : Yaşar Nabi Nayır

d. Yayınevi : Varlık Yayınevi

e. Yayın Yılı : 1995

2. KAYNAK İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME:

a.Yazar :

John Steinbeck Kitapta kendi ismini kullanmıştır.

1902 Yılında doğdı. Kalifornya’da bir ırgat ailenin çocugu olan John Steinbeck öteki yaşıtları gibi küçük yaşlarda ciftcilik yapt. Üniversitede okyabilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık, eczacılık işleri yaptı. 27 Yaşında ilk romanı “Altın Kadeh”i yazdı. Bu yıllarda balıkcılar, serseriler ve her türden renkli kişilerle ilişkiler geliştirdi. John Steinbeck’in yapıtları, imgelerden bolca yararlanan “sanatsal” yapıtlar olmaktan çok, yüzyılın başında önemli toplumsa degişimler yaaşanan topraklarda, toplumsal gerçekliğin, ayrıntılı bir gözleme dayanan, tamamıyla gerçekci birer yansıtılışıdır. John Steinbeck 1968 yılında ölmüştür.

Eserlerinde genel olarak, eski köylülerin işçileşmesiyle ortaya çıkan sorunları konu almış ve bu sorunları gerçekci çarpıcı biçimde eserlerine yansıtmıştır.

Yazar eserlerinin çoğunu roman şeklinde yazmıştır. Yazar eserleri bir anlatı dizisi olarak okuyuculara sunmuştur.

  Devamını Oku

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri 28 Yorum 2.164 Okunma Yazan: admin

Esmeralda

22/06/07

Esmeralda – Victor Hugo

Olay Ocak 1482’de Paris’te geçmektedir. Şehir heyecan içindedir. Kralın oğlu ile Flandralı Margaret’ın düğün töreninde bulunmak üzere Flaman vatandaşlarını temsil eden bir grup Parise’e gelmiştir. Her çeşit hareket, eğlence ve kargaşaya izin verilen yıllık Çılgınlar Bayramı kutlamaları devam etmekteydi. Yazdığı oyun seyirci bulamayınca büyük hayal kırıklığına uğrayan Gringore cebinde beş kuruşu kalmadığı için gezinmekteydi. Büyük bir topluluğun bir halka oluşturmuş şekilde durduğunu görür. Kalabalığın arasında hayatını şarkı söylemekle, dans etmekle ve eğitilmiş küçük keçisi ile bazı oyunlar yaparak kazanan Esmeralda adında bir çingene kızı da vardır. Esmeralda dünyaya bir çingene kızı olarak gelmemiştir. Doğumunun üzerinden çok fazla süre geçmeden çingeneler onu kaçırmış ve yerine çirkin ve sakat bir çocuğu bırakmışlardır. Annesi, bu olaydan sonra yalnız başına yaşamaya başlamış ve çingenelere düşman bir tavır takınmıştır. Esmeralda’nınsa bu konu hakkında her hangi bir bilgisi bulunmamaktadır. Geçmişini bulmasını sağlayabilecek tek şey kendi patiğidir.

Esmeralda genç ve güzel bir kızdır. Notre Dame Katedrali papazlarından Claude Frollo şehvet dolu bakışlarını kızdan ayırmaz. Frollo o zamana kadar tam bir din adamı hayatı yaşamış, kendini bilgiye vermiş ve dünyanın arzularından uzak kalmayı başarmıştır. Gizliden gizliye simya çalışır ve kendisinin tanınmış bir büyücü olduğu da iddia edilir. Frollo’nun başlıca insancıl yanı !6 yıl önce Katedralin önüne bırakılmış olan çocuğu alıp yetiştirmesidir. Bu çocuk bu gün Katedralin çancısı olan Quasimodo’dur. Belli ki bu çocuk çingenelerin Esmeralda’nın yerine bıraktıkları o sakat çocuk Quasimodo’dur. Papazın kendisine gösterdiği şefkatten dolayı Quasimodo papaza bir köpek gibi sadakat göstermektedir. İnsanlar Quasimodo’yu sevmezler ondan kaçarlar. İnsanlar ilk kez ondan Çılgınlar Bayramında kaçmamıştır. Katedralin çanlarını çalmakla görevlendirilen Quasimodo katedralde yaşar. Büyük çanların çıkardığı ses kulaklarını da sağırlaştırmıştır. Fakat, bu çanları sever ve kilise de ev olarak bildiği tek yerdir. Eğlencelerin bir parçası olarak Paris şehri, handanlık ailesinin düğünü nedeniyle ahlak üzerine bir piyes sahneler Gringore adlı bir bilgindir. Frollo kadar ihtirasla olmasa da o da güzel Esmeralda’ya göz koyar. Piyesin sahnelenmesinden sonra, Gringore Parisin karanlık sokaklarında Esmeralda’yı takip ederken Esmaralda’nın iki kişinin saldırısına uğradığını görür. Fakat Onu koruyamaz; o sırada Yüzbaşı gelir ve bölüğüne verdiği emirle kızı kurtarır. Bir kişi kaçar ve polis onun Papaz olduğunu bir türlü öğrenemez. Diğer kişi ise Quasimodo’dur ve bu suçundan dolayı çarmıha gerilir. Quasimodo’nun sırtı yediği kamçılardan ötürü kan içinde kalmıştır ve halk onunla alay eder. Bu arada Quasimodo yalvarır ve su ister; Esmeralda da ona su verecek kadar iyilik duygularına sahip olduğunu gösterir. Quasimodo’ya bir maşrapa su verir. Sadece yarı insan bir yaratık sayılacak olan çancı, beklemediği bu hareket karşısında göz yaşlarını tutamaz. Bu arada Yazarın beş parası ve yatacak yeri yoktur. Ne yapacağını bilmeyerek yürürken kendisini, hiçbir kimsenin bilerek ve silahsız girmeyeceği hırsızlar mahallesinde bulur. Hırsızlar onu yakalar ve parası olmadığını görünce öldürmek isterlerse de, onun çingene kadınlardan biriyle evlendirilebileceğini düşünürler. Esmeralda Onun kendisini kurtarmaya çalışan kişi olduğunu görerek Gringore’un hayatını kurtarmak için onunla evleneceğini söyler. Esmeralda bunu sadece insancıl duygularla yaptığın dolayı evlilik gerçekleşmez. Çünkü Esmeralda kendisi kurtaran Yüzbaşıya aşıktır. Gringore, böylece çingeneler arasında kalır ve sokaklarda cambazlığa başlar. Papaz çingene kızı elde etmek için Yüzbaşıyı kullanır. Yüzbaşı iyi bir kadınla nişanlı olmasına rağmen Esmeralda’yla buluşacaktır. Saf bir kız olan Esmeralda Yüzbaşının kendisiyle evleneceğini sanır ve onu kenar mahallerdeki bir evin tavan arasında bekler. Frollo, Yüzbaşıyı takip eder onları gözetler, kıskançlıkla üzerlerine saldırıp Yüzbaşıyı bıçaklar(öldüğünü sanar) ve yine kaçar. Esmeralda yüzbaşıyı öldürmeye teşebbüsle suçlanır ve tutuklanır. Gerçekte onun suçu çingene olmasıdır ve büyücülük yaptığından kuşku duyulmasıdır. Esmeralda işkence altında kendisinden itiraf etmesi istenen her şeyi söyler ve ölüm cezasına çarptırılır. Yüzbaşı ölmemiş sadece ağır yaralanmıştır. Kızı kurtarmak için hiçbir şey yapmaz. Kızın suçsuz olduğunu bilen papaz onu hapishanede ziyaret edip kendisine teslim olması durumunda serbest bırakılacağını söyler. Kız dehşetle irkilir ve papazı kovar.

Esmeralda öldürüleceği gün zamanın geleneklerine göre Katedralin önüne getirilir. Aralarında Frollo’nun da bulunduğu papazlar onun günahlarının affı için dua edeceklerdir. Kız papazların önünde diz çöktüğü sırada Quasimodo katedralin balkonundan bir iple yere atlar ve kızı kilisenin içine kaçırır. Çancı kendisinden geçmiş bir durumda kızı katedralin bir odasına ***ürür. Yiyecek ve içecek getirip ona hizmet eder. Çancı çarmıha gerili olduğunda kızın kendisine su verdiğini unutmamıştır. Kız hala katedralin bir odasında tutsak durumundadır, katedrali terk eder etmez tutuklanacaktır. Gringore papazın da kışkırtmasıyla Esmeralda’yı kurtarmaları için çingenelerin başkaldırmasını teklif eder. O gece çingeneler ve serserilerden oluşan bir kalabalık katedralin önünde toplanır. Kuleden bakan çancı aşağıdakilerin Esmeralda’yı kurtarmak için geldiklerini bilmez. Bildiği tek şey Katedrale hücum edileceği ve sevgili çingenesinin de tehlike altında olduğudur. Tek başına kahramanca bir savunmaya geçer, aşağıdakilere taş ve odun fırlatır. Kaçış merdivenlerini serbest bırakır. Kalabalığın üzerine Kızgın kurşun döker. Sonunda Chateaupers’in liderliğindeki kral muhafızları yetişir ve kalabalığı dağıtır.

Çatışmalar sürerken papaz Gringore gizlice katedrale girer ve Esmeralda’yı kaçırırlar. Peşlerinden gelenleri şaşırtmayı başarırlar ve Esmeralda’nın asılacağı meydana giderler. Papaz kıza iki seçenek sunar. Ya papazın olacaktır ya da idam edilecektir. Kız yine reddeder. Senelerce çingenelere düşmanca davranan Esmeralda’nın annesinin yaşadığı evde buradadır. Kızı kadının evine sürükleyen papaz kızı kadına verir. Kadın olan hıncını kızdan almaya çalıştığı sırada kızın taşıdığı patik düşer. Kadın bu patiği tanır. Kızı kurtarmaya çalışır. Fakat, gelen askerler kızı alıp ***ürürler. Kızın idamını Papaz ve çancı birlikte izlerler. Kızın asılması sırasında papazın gülüşünü duymasa da gören çancı papazı katedralin balkonundan aşağı atar. Papaz ölmüştür. Çancı daha sonra idam edilenlerin atıldığı çukura gider.

Daha sonra bu çukurda birbirine sarılmış iki ceset bulanlar bu cesetleri ayırmaya çalışırken erkek ceset toz halinde dökülür.

Yazar: Victor Hugo Napolyonun generallerinden birinin oğludur. Anne babasının ayrı olması yüzünden kimi zaman annesinin kimi zaman da babasının yanında kaldı. Babası İspanyol illerinde vali iken aristokrat okuluna gitmeye başladı. Ancak Fransız olması bu okullarda mutlu olmasını engelledi. Napolyon düşünce ailesiyle Fransa’ya döndü. Okumaya çok merakı vardı. Yirmi yaşında ilk şiirlerini yayınladı. 1827’de yazdığı Cromwell adlı eseri romantizmin hazırlayıcısıdır. 1841’de Fransız akademisine üye seçildi. 1855’te öldü.

Eser:1831 yılında ilk kez yayınlamıştır. Fransa’da krallık döneminin karanlık günlerinden kesitler sunmaktadır.

Kitap Tanıtımları, Kitap Özetleri Yorum Yok 469 Okunma Yazan: admin
Pages: Prev 1 2 3 ...7 8 9 10 11 12 13 ...55 56 57 Next


Telif Hakkı © 2007 Kitap özetleri, e kitap, e okul  |  WordPress ve Serinlik teması ile oluşturulmuştur.