Eki
24
DİRVÂS
Derler ki: Ümeyye’den Hişâm’ın
Devrinde, yakınlarında Şâm’ın
Üç yıl ekin olmamış kuraktan.
Can kaybına düşmüş artık urban.
Her hayme mezâr olup kapanmış:
Altında beş on kadîd uzanmış!
Bakmış ki meşâyih-i kabâil:
Sıyrılmıyacak bu derd-i hâil;
Bir karyede toplanıp, demişler:
Durdukça helâkimiz mukarrer.
Mâdem ki şüyûhuyuz bu halkın,
Kalkın gidelim Hişâm’a, kalkın.
Bir duysa Halîfe’miz bu hâli;
Var merhamet etmek ihtimâli.
Hiç ak sakalıyle bir alay pîr,
Eyler de Emîr’e […]
Eki
24
DERVİŞ AHMED
Ekim 24, 2007 | Yorum Yap
DERVİŞ AHMED
“Bir ömürdür içiyorsun, bırak artık ÅŸunu!” der;
Derviş Ahmed bu hidâyetle hemen tövbe eder.
Ama bir tövbe ki: Binlikleri çarpar duvara;
Tas, çanak, testi perîşan, serilir tahtalara.
Rakı tûfânı, su girdâbı alırken odayı;
Anaforlarla dönerken mezeler fırdolayı;
Bir kerâmetle dedem postu oturtup sedire,
Oradan, mest-i zafer, bakmaya baÅŸlar seyire.
BaÅŸlar amma, pek uzun boylu seyirden bıkılır…
Derviş Ahmed de bizim, öğleye varmaz, sıkılır.
Eki
24
CÂNAN YURDU
Ekim 24, 2007 | Yorum Yap
CÂNAN YURDU
Eyvâh ıssız diyâr-ı dilber…
Her hatvesi bir mezâr-ı muğber!
Uçmuş da bakındığım terâne,
Kalmış sessiz bir âşiyâne.
Yer yer medfun durur emeller…
Gûyâ ki kıyâm-ı haşri bekler!
Yâ Rab! Niye böyle bir yığın hâk
OlmuÅŸ yatıyor o buk’a-i pâk
Yâ Rab, ne için o lem’a nâbûd?
Yâ Rab, ne için bu sâye memdûd?
Yâ Rab, ne demek harîm-i cânan
Üstünde bu perde perde hicran?
Eki
24
BÜLBÜL
Ekim 24, 2007 | 2 Comments
BÜLBÜL
Basri Bey oÄŸlumuza
Bütün dünyaya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım:
Nihâyet bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
Şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı;
Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdîyi sarmıştı.
Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hilkat kesilmiÅŸ lâl…
Bu istiğrakı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl.
Muhîtin hâli “insâniyet”in timsâlidir sandım;
Dönüp mâziye tırmandım, ne hicranlar, neler andım!