İZLANDA YOLCUSU

Ekim 31, 2007 |

Kuzey denizlerine sıcak yolculuk

Ömer Bozkurt, Ataköy Marina Yacht Club Yayınları, 2007, 120 sayfa
BilindiÄŸi üzre edebiyat dünyasında yollar, yolcular ve yolculuklar her zaman önemli bir yere sahip oldu. Yazarlar ve ÅŸairler bu üç tema ve onların yan unsurlarıyla metinlerini, dizelerini donatmaktan büyük bir haz duymuÅŸ, bu haz okuyuculara olumlu yansımış, böylelikle ‘yol’ konuları sadece gezi edebiyatında deÄŸil, edebiyatın her alanında rüştünü ispatlamış oldu. Kamu yönetimi profesörü olan Ömer Bozkurt, sosyolojiyle ilgili yaptığı çalışmaların dışında yolculuk edebiyatı ve coÄŸrafyaya olan ilgisini bundan üç yıl önce kaleme aldığı, Kerguelen Adaları’nı anlatan Her Yere Uzak Topraklar adlı kitabıyla okuyucuya sundu. Åžimdi ise Kuzeyin soÄŸuk denizlerinde kendisinin ve diÄŸer insanların hikâyelerine yer verdiÄŸi bir anlatı kitabıyla karşımıza çıkıyor. İzlanda Yolcusu Bozkurt’un Hamburg’dan Reykjavik’e bir yük gemisiyle yaptığı yolculuÄŸu konu alıyor.
Uzak coÄŸrafyaları tercih eden gezgin, altı gün süren yolculuÄŸunu kuzeyin denizleri, limanları, insanları ve diÄŸer canlıları, doÄŸal güzellikleri, toprakların tarihi ve coÄŸrafyasıyla sentezleyip sunuyor. Bunu yaparken önceki gezilerindeki deneyimlerini de paylaÅŸan ve onlardan yola çıkan yazar, bir ticaret gemisinin gerçekleriyle yüzleÅŸtiÄŸi anlarda; örneÄŸin hareket halindeki vinçlerin gemiye çelik yük kutularını taşırken sergiledikleri hareketleri ‘makineler balesi’ olarak adlandırarak, yolculuÄŸunu fikren de kusursuzlaÅŸtırmayı baÅŸarıyor. ‘M/V Dettifoss’ gemisinin cazsever kaptanı Matthias Matthiasson, gezginin ‘hususi pasaport’u hakkında açıklama bekleyen hudut polisleri ve yük gemisinin sayılı yolcuları da bu hikâyedeki yerlerini alıyor. Yazar, sanatkarca çekmiÅŸ olduÄŸu fotoÄŸraflarla da mavinin en güzel tonlarını gözler önüne seriyor. Öte yandan da imge dünyasını yolcu gemilerine kıyasla daha zengin bulduÄŸu ÅŸileplere de anlatısı boyunca göndermeler yapan Bozkurt, Nazım Hikmet’in ya da Attila İlhan’ın ÅŸiirlerindeki genellikle ‘umutsuz’ durumları betimleyen ÅŸileplerden örneklerle karşılıyor okuyucuları. Eski ÅŸileplerle günler, aylar süren zorlu yolculukları hâlâ özlediÄŸini dile getiren yazar, kendi yolculuÄŸunun sadece altı gün sürmesini de tebessümle anıyor.
Faroe Adaları’nın uzun uzun anlatıldığı kitapta Vatna Buzulu’nun görülüp, İzlanda’ya gelindiÄŸi de anlaşıldığında fark ediliyor ki yolculuÄŸun sonuna gelinmiÅŸ. ‘Seyirin kendisi baÅŸka hiçbir olaÄŸanüstü unsur olmasa bile bir serüvendir’ diyen yazar okuyucuyu sadece kuzeyin denizlerine deÄŸil yeni ufuklar açtığı gezi edebiyatına doÄŸru dingin bir yolculuÄŸa çıkarıyor.
Bahar Güler

# KOMİK ŞEYLER YAZMAK
Deniz Kavukçuoğlu, Can Yayınları, öykü, 170 sayfa
Deniz KavukçuoÄŸlu yıllarca Almanya’da yaÅŸamış bir yazar. Türkiye’ye döndükten sonra yayımladığı politik yazı ve incelemeleri ile ses getirmiÅŸti. Ardından geçen yıllarda art arda anıları, romanları ve öyküleriyle gündeme geldi ve geniÅŸ bir okur kitlesine ulaÅŸtı. KavukçuoÄŸlu, yeni bir öykü kitabıyla okurlarının karşısında. KavukçuoÄŸlu ‘Komik â„¢eyler Yazmak’daki öykülerinde sıradan insanların yaÅŸamlarından yola çıkarak gözlem gücüne dayanan hikâyeler anlatıyor. Öykülerde İstanbul’un yerlileri, Rumlardan ve Ermenilerden geriye kalanlar, günlük yaÅŸamları içinde sıkıntılı, buruk ama yine de mutlu, umutlu her kesimden insan anlatılıyor. Öyküseverlere duyurulur.

# TÜRKİYE NASIL ZENGİNLEŞİR?
Arman Kırım, Remzi Kitabevi, ekonomi, 304 sayfa
Arman Kırım, ‘Türkiye Åžirketleri ve Türkiye Ekonomisi İçin Yeni Bir Büyüme Stratejisi’ alt baÅŸlıklı ‘Türkiye Nasıl ZenginleÅŸir?’de, Türkiye’nin 21. yüzyılda hızlı büyümesi ve toplumsal refahını arttırması için, yeni zenginleÅŸme stratejileri sunuyor. Çalışma temelde, Türkiye’nin ÅŸirketleri ve Türkiye ekonomisinin hızlı büyümesi ve gerek ÅŸirket zenginliklerinin gerekse ulusal zenginliÄŸin arttırılması gerekliliÄŸi üzerine, bunların nasıl baÅŸarılacağına dair yeni bir model öneriyor. Arman Kırım, küreselleÅŸmenin devam edeceÄŸini, bu nedenle de, Türkiye için önerilecek ekonomik kalkınma stratejisinin de bu küreselleÅŸme unsurunu gözden kaçırmaması gerektiÄŸini belirtiyor.

# HASTA HAYAT DEPOLARI
küçük iskender, Sel Yayıncılık, şiir, 275 sayfa
küçük iskender’in ‘Hasta Hayat Depoları’, kendisinin toplu ÅŸiirlerini barındıran serinin son cildini oluÅŸturuyor. Yaklaşık üç yüz ÅŸiir/ metinden oluÅŸan kitap, ‘Çürük Et Deposu’, ‘Eski Kral Deposu’ ve ‘Yanlış Cinayet Deposu’ baÅŸlıklı üç bölümden oluÅŸuyor. ‘Çürük Et Deposu’ bölümünde yer alan ÅŸiirden bir alıntı: “SöylemiÅŸ miydim, edebiyat benim için problem çıkartıcı bir/ kavram. Nalet bir orospudan farkı yok. Kafe köşelerinde,/ barlarda, vapur güvertelerinde, çat kapı misafirliklerde küçük/ İskender’le sohbet etme arayışları, ikna turları var: Sen küçük/ İskender’sin.
Onun gibi davranmalı, onun gibi yaÅŸamalısın./ İskender olarak varolamazsın, buna hakkın yok! (…)”

# DEVRİMCİ ROMANTİZM
editör: Max Blechman, çeviren: Bilal Çölgeçen, Versus Kitap, siyaset, 372 sayfa
‘Devrimci Romantizm’, bu akımın tarihinde yer etmiÅŸ önemli edebi, felsefi ve siyasî aktörler ile yapılara odaklanan bir derleme. Bu kitapta farklı yazarların imzasıyla yer alan makaleler, devrimci romantizmi tanımlamaya çalışırken, bu akımın önemli deneyimlerini ve isimlerini de okuyucuya sunuyor. Paris Komünü, ütopik topluluklar, Alman dışavurumculuÄŸu, anarÅŸizmin serüvenleri ve sosyalist romantizm, söz konusu deneyimlerin birkaçı. Kitapta adı geçen isimlere bakıldığındaysa, Novalis, Hölderlin, Schelegel, Shelley, Byron, Rimbaud, William Blake, Marx, Herbert
Marcuse, Walter Benjamin ve Ernst Bloch gibi birçok önemli aktöre ulaşılıyor.

# HIRİSTİYAN FUNDAMENTALİZMİ
Şule Akbulut Albayrak, Etkileşim Yayınları, din, 142 sayfa
Åžule Akbulut Albayrak, ‘Hıristiyan Fundamentalizmi’nde, Batı’nın fundamentalizmi genellikle İslam’la baÄŸdaÅŸtırdığını ve bunun yanlış olduÄŸunu söylüyor. Albayrak, her dinde fundamentalizmin söz konusu olabileceÄŸini söyleyerek, İslam’ın bununla özdeÅŸleÅŸtirilmesinin, Yeni Dünya Düzeni’nin getirdiÄŸi bir durum olduÄŸunu belirtiyor. Hıristiyanlığın fundamentalist özellikler barındırdığını savunan Albayrak, bunun en iyi göstergesinin de, bu kesimlerin Yahudilerle gerçekleÅŸtirdiÄŸi ittifaklar olduÄŸunu söylüyor. Albayrak, Amerika’daki Hıristiyan fundamentalizmini inceleme konusu yaptığı bu çalışmasında, bu anlayışın dünya genelindeki yansıma biçimlerine odaklanıyor.

# İŞİN KOMİK YANI
Allen Rosenshine, çeviren: Pınar Polat, Doğan Kitapçılık, anı, 231 sayfa
Allen Rosenshine, büyük reklam ÅŸirketlerinden BBDO’da yönetim kurulu baÅŸkanlığını yürütmüş bir isim. Kendisinin bu kitabı da, kırk yıl çalıştığı bu kurumdaki çoÄŸunluÄŸu mizah yönü ağır basan anılarından oluÅŸuyor. Bu anılarda öne çıkan ayrıntı, Rosenshine’ın reklamcılık yaparken ünlü isimlerle olan münasebetleridir diyebiliriz. Zira Muhammed Ali, George W. Bush, Michael Jackson, Marlon Brando, Frank Sinatra, Henry Kissinger, Rudy Guiliani ve Luciano Pavarotti, bu anılarda okurun karşısına çıkacak isimlerden birkaçı. Rosenshine’ın itiraflarını ve kusurlarını anlatırken oldukça samimi olduÄŸunu, bunun anıların niteliÄŸine de olabildiÄŸince yansıtıldığını belirtelim.

# POZİTİF “HAYIR”IN GÜCÜ
William Ury, çeviren: Aylin Yengin, İnkılap Kitabevi, kişisel gelişim, 288 sayfa
Bazı durumlarda “hayır” dememenin, iki kiÅŸi arasındaki iletiÅŸimi olumsuz etkilediÄŸi, bireyi kendisini yıpratan bir sürece sürüklediÄŸi, uzun zamandır dillendirilen bir ÅŸikayet. William Ury’nin bu kitabı ise, hayır demenin doÄŸru yolunu sunmayı amaçlıyor. Ury, insanlar arasındaki uzlaÅŸmayı mümkün kılacak saÄŸlıklı bir iletiÅŸim için uzun yıllar çalıştı. Kitabın baÅŸlıca amacı, okura kendi haklarını nasıl gözetebileceÄŸini anlatıyor. Öte yandan, bireyin kendi haklarını gözetirken, karşı tarafla olan iliÅŸkilerini de olabildiÄŸince gerilimsiz ve stressiz kılmayı amaçlıyor.
Ury, bunu sağlamanın en önemli yolunun da alışkanlıkları değiştirmek olduğunu savunuyor.

# REYTİNG GERÇEĞİ
Başar Hatırnaz, Nobel Yayın Dağıtım, medya, 130 sayfa
BaÅŸar Hatırnaz’ın ‘Reyting GerçeÄŸi’, televizyon izleme ölçümleri ile program planlamasını anlatıyor. Türkiye’de 1992 yılında baÅŸlayan ve on beÅŸ yıldır devam eden televizyon izleme ölçümleri konusunun bilimsel temelleri, içerdiÄŸi yöntemler ve sonuçları hakkında, yeter derecede bilgi sahibi olduÄŸumuz söylenemez. Hatırnaz’ın çalışması, sadece medya çalışanları ile genç iletiÅŸimcileri deÄŸil, sıradan televizyon izleyicisini de bilgilendirmeyi amaçlıyor. Kitap bunun yanında, günümüzde büyük ölçüde televizyon izleme ölçümü verileri ışığında gerçekleÅŸtirilen program planlama stratejilerinin nasıl belirlendiÄŸini, bu verilerin medya yapısını nasıl etkilediÄŸini açıklıyor. BaÅŸar Hatırnaz’ın ‘Reyting GerçeÄŸi’ kitabı, televizyon çılğınlığına kapılmış günümüz insanın saplantı haline gelen bu alışkanlığını anlayabilmek adına önemli için önemli bir kaynak.

# ŞU İLGİNÇ TARİHİMİZ
Tolga UslubaÅŸ, Karma Kitaplar, tarih, 267 sayfa
Tolga UslubaÅŸ’ın ‘Åžu İlginç Tarihimiz’ isimli bu çalışması, adından da anlaşılacağı üzere, Osmanlı İmparatorluÄŸu ve Cumhuriyet tarihindeki ilginç olayları anlatıyor. 160 yaşında, hayatın tadına varamadan ölen Zaro AÄŸa; vize olmadan İstanbul’a girilemeyen dönemler; harcı mücevherle karılan cami; bir zamanlar buz kütleleriyle dolan BoÄŸaziçi; Sultan Abdülaziz’in intihar etmeyip, katledildiÄŸi; padiÅŸahların ilginç damak zevkleri; on beÅŸ bin askerin nasıl kör edildiÄŸi; Süleymaniye’nin eÄŸri minaresinin nasıl düzeltildiÄŸi; günümüzün kapkaççılarına eskiden nasıl cezaların verildiÄŸi ve Kanuni’nin portresinin ABD meclisine nasıl girdiÄŸi, UslubaÅŸ’ın okura
sunduğu ilginç konulardan birkaçı. Tolga Uslubaş kitabıyla tarihin karanlık sayfaları arasında gömülmüş sıra dışı vakaları günışığına çıkarmayı amaçlıyor.

# HAFIZA GELİŞTİRME TEKNİKLERİ
Gary Small ve Gigi Vorgan, çeviren: Sakıp Murat Yalçın, Omega Yayınları, kişisel gelişim, 318 sayfa
Gary Small ve Gigi Vorgan, on dört günlük programla hafızanın mükemmel hale getirileceÄŸini savunuyor. Beyin egzersizleri; bedeni saÄŸlıklı ve zinde tutacak diyet programı; bedensel ve zihinsel saÄŸlığı koruyacak, güçlendirecek beyin egzersizleri ve stresten arınma programı, kitapta yer alan baÅŸlıca konular. UCLA Hafıza KliniÄŸi’nin yöneticisi olan Gary Small, geliÅŸtirdiÄŸi teknik için, “beklentilerimizi karşılayacak, derhal sonuç verecek ve uzun dönem menfaat saÄŸlayacak etkin, adım adım uygulanabilecek bir program,” diyor. Kitap, hafıza geliÅŸtirme tekniklerinin yanı sıra, stresi azaltma teknikleri de barındırıyor. ‘Hafıza GeliÅŸtirme Teknikleri’, çağımızda sık görülen alzheimer hastalığına yakalanmamk için bir bilinçlenme kitabı olarak da okunabilir.

# KAPİTALİZM ÖNCESİ İRAN
Abbas Vali, çeviren: İbrahim Bingöl, Avesta Yayınları, tarih, 357 sayfa
‘Kürt MilliyetçiliÄŸinin Tarihi’ Abbas Vali’nin daha önce Türkçede yayımlanmış ilk kitabıydı. Vali’nin bu yeni kitabı ise, İran’da kapitalizm öncesinde yaÅŸanan sorunlar ile ülkede modern ulus-devletin ortaya çıkışına odaklanıyor. Çalışmanın önemi, Türkiye ile yüzyıllardır siyasî ve iktisadi iliÅŸkileri olan ve kültürel alışveriÅŸleri bulunan büyük bir komÅŸu ülkenin, modern öncesi dönemine dair oldukça deÄŸerli veriler ve analizler barındırıyor olmasıdır. Kitabın Türkiye düşün dünyası açısından ikinci önemi de, çalışmanın kapitalizm öncesi toplumlarda devlet ve tarımsal ekonominin analizine yönelik kuramsal bir model olarak kullanılabilir olmasıdır diyebiliriz. Abbas Vali’nin ‘Kapitalizm Öncesi İran’ kitabı, İran üzerine yazılmıy önemli kaynak kitaplar arasında yer alabilir nitelikte.

Arkadaşımın kızı olmadan asla
# EN YAKIN ARKADAÅžIMIN KIZI
Dorothy Koomson, çeviren: Karen Alguadiş Çelikoğlu, Artemis Yayınları, 2007, 491 sayfa.
Kitabı okumaya baÅŸladığımda aklıma yıllar önce beÄŸeniyle defalarca izlediÄŸim, Bette Midler’in baÅŸrolünde oynadığı Kumsaldaki İzler filmi aklıma geldi. Sayfalar hızla ilerlerken aklımda filmden hiçbir kare kalmamış ve beynim tamamen farklı bir görüntüyü izlemeye baÅŸlamıştı.
Kamryn Matika ve Adele Brannon Üniversite’nin ilk yılında tanışırlar… Kamryn Matika orta halli çok çocuklu ve zenci bir ailenin kızı; Adele ise zengin üvey anne ve babanın tek çocuÄŸudur. Dostluk, ölüm ve ihaneti yaÅŸayan iki genç kız, üniversiteden sonra da birlikte bir evi paylaşırlar. Ta ki Kamryn bir partide rastladığı Nate’le tanışıncaya kadar. Nate altı yıl boyunca Kamryn’in niÅŸanlısı ve Adele’in yakın dostu olur. Bir gün Adele, içkinin tesiriyle Kamryn’e, niÅŸanlısıyla yattığını açıklayınca bir daha görüşmemek üzere yollarını ayırırlar.
Birkaç yıl sonra Kamryn otuz ikinci doÄŸum gününde Adele’den bir kart alır. Adele lösemidir ve artık günleri sayılıdır.
Kamryn dayanamaz ve Adele’i ziyarete gider, Adele beÅŸ yaşındaki kızı Tegan’ı, Kamryn’in evlat edinmesini ister. Kamryn kariyerinin doruÄŸunda ve son derece hareketli sosyal hayatın içine küçük kızı almak istemez, üstelik Tegan’ın babasının Nate olduÄŸu gerçeÄŸini de öğrenir. Kamryn arkadaşının ısrarlarına dayanamaz ve gidip büyükbabasında kalan Tegan’ı göreceÄŸine söz verir. Tegan’ı gördüğünde içi sızlar; çocuk her yerinde oluÅŸan yaralarla son derece mutsuzdur. Kamryn çocuÄŸu alır ve hastaneye döner. On gün sonra Adele ölür ve Kamryn, Tegan’la birlikte yaÅŸamaya baÅŸlar. Cenaze töreninde Nate’le karşılaÅŸan Kamryn onu unutamadığını farkeder:
Tegan için ise Kamryn artık onun Ryn anneciÄŸi olmuÅŸtur. Ama Tagan’ın beyninde ortalarda olmayan bir babanın varlığı oluÅŸmaya baÅŸlamıştır. Okuldaki arkadaÅŸlarının, herkesin bir babası olduÄŸunu Tegan’ın da bir babasının olması gerektiÄŸini söylemeleri küçük çocuÄŸa sorgulama yolunu açmıştır artık. Tegan Luke’u baba olarak düşünmeye baÅŸlar.
Kamryn sonunda çocuÄŸa gerçek babasını açıklamak zorunda olduÄŸunu anlar ve Nate’le buluÅŸmaya karar verir. KorktuÄŸunun başına geldiÄŸini farkeden Kamryn duygusal sarsıntılar yaÅŸamaya baÅŸlar. Bu Durum Luke’la olan iliÅŸkilerini de etkiler.
Duygu yüklü bu romanda dostluğu, aşkı, ihaneti, gerçek sorumluluğu bulacak ve çok etkileneceksiniz. Yazar, akıcı bir dille yazdığı romanında kendi kendimizle de yüzleşmemizi sağlıyor.
Stella Aciman

Efsane yeniden yazılıyor
# NUH’UN GEMİSİ
Anne Provoost, Çeviren: Gezim Genç, Altın Bilek Yayınları, 2007, 404 sayfa.
Nuh’un Gemisi efsanesi hiç kuÅŸkusuz hepimizin yakından bildiÄŸi, üç aÅŸağı beÅŸ yukarı herkesin aynı anlattığı en tanıdık mitlerden biri. Belçikalı yazar Anne Provoost ise bu efsaneyi baÅŸka bir yönden ele alıp bize bilmediÄŸimiz bir Nuh’un Gemisi hikâyesi anlatıyor aynı adı verdiÄŸi kitabında. 2006′de kendine Uluslararası Dublin Edebiyat Ödülü’nü kazandıran Nuh’un Gemisi’nde din kitaplarında anlatılanlardan çok daha farklı bir hikâyeyle sarsıyor okuru Provoost.
The New York Times’ın “İnsanın aklınde Eski Ahit hikâyesiyle ilgili düşündürücü sorular uyandırıyor. Sürükleyici anlatım, İncil’deki yerinin ihtiÅŸamına uygun yazılmış ve aynı zamanda çok içten ve samimi bir dilde aktarılmış. İncil tarafından günahkâr olarak nitelendirilenlere karÅŸa yaratılan bu sempatiyi Provoost, esas metni yıkıp kendi güçlü hikâyesini oluÅŸturmakla baÅŸarmış” cümleleriyle özetlediÄŸi kitabın en ilgi çekici tarafı dünyayı sele kadar götüren olaylar ve gemideki ÅŸartları dramatik bir öykü olarak olarak kurgulamış olması.
Kitap genel olarak Re Jana’nın bakış açısıyla anlatıyor Nuh’un Gemisi hikâyesini ama hemen belirtelim Re Jana ve İnÅŸaatçı Ham arasındaki aÅŸk
iliÅŸkisi, aralarının açık olması sonucu her iki ailede meydana gelen yarıkların sonuçları ve geniÅŸletilmiÅŸ olarak seli anlatan bölüm kitabın en güzel ayrıntıları. Kitaba dönersek… Re Jana öyküye “GeniÅŸ bir çukurun üzerinde, zemine dayalı bir hâlde, çevresi dikey ve yatay aÄŸlarla örülmüş gemi ÅŸeklinde yapısı olan devasa bir iskele duruyordu. Bataklıktaki insanların güldüğü ÅŸey buydu: taÅŸlı çöldeki gemi. Henüz çok yüksek deÄŸildi. Halen sadece zemin planı gözüküyordu. Gelecekteki boyutu belliydi; ama tasarımı, inÅŸaatçıların bu iÅŸe duydukları güvenin azlığını ortaya koyuyordu. Fakat her taraftaki kereste ve zift yığınları, bunu yapan kiÅŸinin hırsını gösteriyordu. Bu, iÅŸ arayan bizim gibi insanların buraya gelip de hissettiÄŸi ilk duyguydu: Buradaki proje çok büyük bir güç tarafından yürütülüyordu ve bu plan sadece bir hayal olmanın da ötesine geçmiÅŸti. Büyük bir ihtimalle babam bu yüzden bu denli susamış bir halde su testisine sarılmıştı” satırlarıyla baÅŸlıyor.
Ve kitabın geri kalanında çarpıcı bir şekilde öykünün tüm bildiğimiz
detaylarını yerle bir ediyor. Bazen aşırı derecede erotik bir hikâyeye dönüşüyor Nuh’un Gemisi bazen de cesaret ve seçim hikâyesine dönüşebiliyor.

# TÜRK ATI
Jeremy James, çeviren: Neşe Olcaytu, e Yayınları, roman, 480 sayfa
Jeremy James’in ‘Türk Atı’ tarihi bir roman. Roman, 1683′te Osmanlı’nın Viyana’yı kuÅŸatmasıyla baÅŸlıyor. Romanın kahramanları, varlığını atıyla bütünleÅŸtirmiÅŸ bir Seyis ve kökleri Orta Asya’ya uzanan Türkmen soyundan bir Karaman atı Azaraks(AteÅŸin OÄŸlu). Kökleri gibi yaÅŸamları da aynı olan bu iki varlığın yazgıları da bir. Osmanlı’nın İkinci Viyana KuÅŸatması’nda oradalar. Bozgunu yaşıyorlar. Ardından Hıristiyan orduları Buda Kalesi’ni kuÅŸattığında (1686) ise yine birlikteler. Tarihin kırılma noktasında Osmanlı’nın yazgısını deÄŸiÅŸtiremiyor ve Buda Kalesi’yle birlikte onlar da bir İngiliz birliÄŸine esir düşüyorlar. Aristokrat Albay Robert Byerley hem Azaraks’ı hem de Seyis’i satın alıyor ve sahipleniyor. Bundan böyle Azaraks’ın adı İngiltere’de Byerley Turk olarak anılacaktır.

# KAPİTALİZMİN ARKAİK KÜLTÜRÜ
Ellen Meiksins Wood, çeviren: Oya Köymen, Yordam Kitap, siyaset, 238 sayfa
Siyaset bilimi profesörü olan Ellen Meiksins Wood’un, Türkiye’nin önemli İktisat tarihçilerinden Prof. Dr. Oya Köymen tarafından çevirisi yapılan ‘Kapitalizmin Arkaik Kültürü’ isimli bu kitabı, Batı’daki modernite kavramlarını ve burjuva toplum modelinin tarihsel geliÅŸimini irdeliyor. Wood, Aydınlanma düşüncesine yol açan tarihsel bir güç olan burjuva kültürünün, azami kâr peÅŸinde koÅŸan kapitalist mantıktaki geliÅŸmeye benzemediÄŸini savunuyor. Buna örnek olarak İngiltere’yi veren yazar, burada, Kıta Avrupa’sına benzer modern devlet ve buna iliÅŸkin siyasî söylemin bulunmadığını, bunun da ülkedeki geliÅŸkin kapitalizmin önemli bir göstergesi olduÄŸunu söylüyor.

# KAYBEDENİN ÖNDE GİDENİ
Charles Bukowski, çeviren: Avi Pardo, Parantez Yayıncılık, şiir, 192 sayfa
‘Sabaha Kadar Açık Cilt’ serisinin birinci kitabı olan ‘Kaybedenin Önde Gideni’, Charles Bukowski’nin ÅŸiirlerini bir araya getiriyor. Hayatı boyunca kaybedenleri oynamış Bukowski, hem düz yazıları hem de ÅŸiirleriyle, bunu okurlarla paylaÅŸtı. Kitapta yer alan ‘Anlaşıyoruz’ ÅŸiirinden bir alıntı: “birlikte olduÄŸum muhtelif kadınlar/ rock konserlerinden, reggae festivallerinden,/ sevgi ayinlerinden, barış yürüyüşlerinden, bit pazarlarından,/ panayırlardan, siyasi mitinglerden, düğünlerden,/ cenazelerden, ÅŸiir dinletilerinden, İspanyolca kurslarından,/ kaplıcalardan, partilerden, barlardan filan haz ederlerken/ / ben bu daktiloyla yaÅŸardım. (…)”

# GEÇMİŞ SUADİYE’DE AÅžKTI
Deniz Kurbanzade, Sosyal Yayınları, roman, 622 sayfa
Deniz Kurbanzade’nin ‘GeçmiÅŸ Suadiye’de AÅŸktı’ isimli bu kitabı, bir anı-roman. İsminden de anlaşılacağı gibi, bu romanın ve anıların ağırlık noktasını da, İstanbul’un önemli semtlerinden biri olan Suadiye oluÅŸturuyor. Yazar, Firuz Kurbanzade ile yaÅŸadığı ve hâlâ süren aÅŸkını, Suadiye ekseninde yeniden hatırlarken, bir zamanların İstanbul kültürüne dair önemli ayrıntılar da sunuyor. Roman, yakın siyasî tarihin bazı önemli kesitlerini, Türkiye’nin orta-üst sınıfının yaÅŸam kültürünü, nostaljik bir kurgu ve İstanbul, Venedik, İsviçre gibi ülkeler ekseninde anlatıyor. Kurbanzade’nin kurgusu, bir aÅŸk hikâyesini ve bu hikâyenin arka planındaki ayrıntıları iyi vermesiyle ilgiye deÄŸer.

# KADINLAR KULESİ
Zoe Fairbairns, çeviren: Ünver Alibey, Everest Yayınları, roman, 317 sayfa
‘Kadınlar Kulesi’, ataerkil bir devletin sosyal güvenlik sistemini kadınların yaÅŸam tarzları üzerinde baskı oluÅŸturmak amacıyla kullanmasını konu alan, feminist bir distopya. Kurgu, kadının sadece toplumsal rollerinin deÄŸil, doÄŸurganlığının da yönetildiÄŸi, hayatlarına dair onlara hiç sorulmadan kararların verildiÄŸi bir dünyayı tasvir ederken, ilk etapta oldukça karamsar görünür. Fakat romanın asıl sunduÄŸu gerilim, bu bastırılmışlıklardan çok, kadınların günün birinde, kendilerine dayatılan bu dünyaya karşı çıkmalarıyla verilir. Londra’nın göbeÄŸinde metruk bir binayı iÅŸgal ederek, kendi lidersiz birliÄŸini kuran bir grup kadın, bu kötü kaderi deÄŸiÅŸtirmeye soyunacaktır.

# ALİ’SİZ ALEVİLİK
Faik Bulut, Berfin Yayınları, din, 496 sayfa
Faik Bulut’un ‘Ali’siz Alevilik’inin ilk baskısı bundan tam on yıl önce, 1997 yılında yapılmıştı. Bulut’un kitabı, AleviliÄŸin ilk kaynaklarını, tarihsel köklerini, dış etkilerini, Arap-İslam, Türk-İslam, İran-İslam dünyasındaki oluÅŸum ve geliÅŸimini irdeliyor. İlk baskısı yapıldıktan hemen sonra bayağı dikkat çeken ve Alevilikle ilgili tartışmaların odağında yer alan kitabında Bulut, Alevi fikriyatının “Türklük ve Kürtlükle” özdeÅŸleÅŸtirilmesini, AleviliÄŸi, Türk-İslam sentezi çerçevesinde SünnileÅŸtirmeye çalışan görüşleri eleÅŸtiriyor. Alevilik inanışının İslam dışı bir inanış olduÄŸunu savunan Bulut, Gerçek Ali ile Efsane Ali arasına net bir çizgi çizmeye çalışıyor.

# BARBAR BATI
Aime Cesaire, çeviren: Güneş Ayas, Salyangoz Yayınları, siyaset, 239 sayfa
Alt baÅŸlığı ‘Sömürgecilik Üzerine Söylev’ olan ‘Barbar Batı’, ilk yayınlandığı 1950′den itibaren, post-kolonyal çalışmalar literatürünü baÅŸlatan bir eser. Alanın klasikleri arasında gösterilecek bu çalışmasında, “kendi yarattığı problemleri çözmekten aciz olduÄŸunu ispat etmiÅŸ bir medeniyet, çürümüş bir medeniyettir,” diyen Cesaire, Batı’nın barbar ve kanlı tarihine odaklanmıştı. Kitabın bu Türkçe edisyonunda, Cesaire’in bu çalışmasının yanı sıra, ‘Maurice Thorez’e Mektup’ isimli eseri de bulunuyor. Kitapta ayrıca, yazarla yapılmış röportaj, yazılarından bir seçme ile Robin D. G. Kelley’in, Cesaire odaklanan ‘Anti-SömürgeciliÄŸin Poetikası’ baÅŸlıklı bir yazısı da yer alıyor.

# İNCİL NASIL DEĞİŞTİRİLDİ?
Bart D. Ehrman, çeviren: Özlem Toprak, Truva Yayınları, din, 271 sayfa
Prof. Bart Ehrman, İncil ayetlerini orijinal dilinde incelemeye baÅŸladıktan sonra, daha önce İncil’i tercüme edenler tarafından birçok yanlışlığın, hatta kasıtlı deÄŸiÅŸtirmelerin yapıldığını fark etmiÅŸ. Ehrman’ın ‘İncil Nasıl DeÄŸiÅŸtirildi?’ kitabı da, kendisinin konu hakkındaki incelemelerinin sonuçlarını anlatıyor. Çalışmanın ilgi çekiciliÄŸi, Ehrman’ın, bu yanlışlık ve kasıtlı deÄŸiÅŸtirmelerin, İncil’in bugünkü okuması üzerinde yarattığı etkiyi göstermesidir diyebiliriz. Yazar, İsa’nın tanrısallığı, üçlü birlik ve İncil’in tanrısal kaynaklı olduÄŸunun, yazıcılar tarafından yapılan deÄŸiÅŸimlerle ortaya çıktığını savunarak, önemli bir tartışma baÅŸlatmış oluyor.

# İKNA
Jane Austen, çeviren: Meral Gaspıralı, Merkez Kitapçılık, roman, 240 sayfa
Jane Austen, ‘İkna’ isimli bu romanını, ölmeden kısa bir süre önce tamamladı. Tüm romanlarında İngiliz orta sınıf yaÅŸamının detayları, evlilik, aile ve miras gibi konuları, mizahi tarzda kaleme alan Austen, özellikle yarattığı özgün kadın karakterler üzerinden, toplumsal çerçevedeki gerilimleri ustalıkla yansıtmasıyla öne çıkmıştır. Yazarın dikkat çeken kadın karakterlerinden birini de bu romanında bulmak mümkün. Roman temelde, kadın karakteri Anne Elliot’ın, Yüzbaşı Wentworth’e olan aÅŸkını hikâye ediyor. Austen’in, uzun süre önce yayınlanmış bu sade ama katmanlı ve saÄŸlam kurgusunda tasvir edilen kahramanlar, günümüz birey tasvirine de oldukça yakın durduÄŸunu belirtelim.

# YENİ SOĞUK SAVAŞ
Utku Yapıcı, Başka Kitaplar, siyaset, 208 sayfa
Utku Yapıcı, ‘Yeni SoÄŸuk SavaÅŸ’ isimli bu diplomasi çalışmasında, baÅŸrolünde Putin, Rusya ve Avrasya’nın bulunduÄŸu bir savaÅŸ senaryosunu anlatıyor. Yapıcı bu senaryoya örnek olarak, Putin yönetiminin Avrasya coÄŸrafyasında uyguladığı hakimiyet stratejilerini, Putin’in Batı’yı içten bölme gayretlerini, Avrupa ve ABD karşıtlığını gösteriyor. Yapıcı’nın “yeni” soÄŸuk savaÅŸla kastettiÄŸi, nükleer dehÅŸet dengesinden çok, diaspora, NGO, kilise, kapital ve etnik siyasetlerin her birinin birer silah olabildiÄŸi savaÅŸ anlamına geliyor. Avrasya’nın siyasî yapısının, gelecek yıllarda büyük sorunlar oluÅŸturacağı savı yeni deÄŸil. Yapıcı’nın kitabı da, bu sava baÅŸka bir cepheden bakıyor.

# SAÄžLIÄžINIZA
Mustafa Çetiner, Gürer Yayınları, sağlık, 315 sayfa
Mustafa Çetiner, ‘SaÄŸlığınıza’da, tıp alanının birbirinden farklı konularına odaklanıyor. Burada belli bir hastalıktan çok, genel olarak tıp dünyasındaki geliÅŸmeler, oldukça anlaşılabilir ve mizahi bir üslupla yer alıyor. Yüksek kolesterol, check-up, tırnak yeme alışkanlığı, kordon kanı bankacılığı, plasebo etkisi, pasif sigara içiciliÄŸi, lenfoma ve lösemi, okurun karşısına çıkacak konulardan birkaçı. Çetiner ayrıca, yeni ilaçlara, geleneksel ve alternatif tedavi yöntemlerine de deÄŸiniyor. Yazar, Cumhuriyet gazetesinin ‘Bilim ve Teknoloji’ dergisinde, yaklaşık beÅŸ yıldır kaleme aldığı güncel tıp yazılarıyla hatırlanacaktır. Kitap, bu yazılardan yapılan bir derlemeden oluÅŸtu.

# BEN NEYİM?
Ahmet Mithat Efendi, Şule Yayınları, deneme, 76 sayfa
Ahmet Mithat Efendi, ‘Ben Neyim?’de, materyalist düşünüşündeki deÄŸiÅŸimleri anlatıyor. GençliÄŸinde materyalist düşüncenin etkisinde kalmış, çıkardığı ‘DaÄŸarcık’ dergisinde de materyalizmi savunmuÅŸ Ahmet Mithat’ın denemeleri, kendisinin materyalist anlamda yaÅŸadığı dönüşümleri vermesiyle ilgi çekiyor. Maddi varlığımızın devamlı deÄŸiÅŸim ve dönüşüm halinde olduÄŸunu, vücudumuzu maddenin deÄŸil ruhun yarattığını, ama vücudun özünde maddenin de olduÄŸunu söyleyen Ahmet Mithat, bu maddelerin vücuttan eksilmesi ölçüsünde, Tanrı’nın onları tamamladığını belirtiyor. Materyalist düşünceleri nedeniyle bir zamanlar sürgüne gönderilen Ahmet Mithat’ın denemeleri, bir aydının yaÅŸadığı dönüşümü göstermesi açısından dikkate deÄŸer.

# AMANSIZ BİR AŞK
Veysel Otunç, Kora Yayınları, şiir, 77 sayfa
‘Amansız Bir AÅŸk’, daha önce ÅŸiir kitapları ve romanları yayınlanmış Veysel Otunç’un yeni ÅŸiirlerinden oluÅŸuyor. Öldürülen gazetecilerden Namık Tarancı hakkında bir çalışması da yayınlanmış Otunç’un bu kitabında, elliyi aÅŸkın ÅŸiir yer alıyor. ‘Åžairin KimliÄŸi’ isimli ÅŸiirden bir alıntı: “1- çıplak daÄŸların eteÄŸinde/ toprak bir dam evinde/ ölürken ablam ve kardeÅŸim/ ben iki yaşındayım/ annemin entarisini bırakmam/ depremden korkmaktayım/ / 2- çocukluÄŸum bir rüya deÄŸildi/ orijinal oyuncaklarım olmadı/ armut aÄŸacından kızak/ kızıl söğütten kaÄŸnılar yaptım/ lunaparkları bilmezdim ama/ deÄŸneklerden at koÅŸturdum/ / bir kıza bakmayı/ saklambaç oynarken öğrendim/ o benden korktu/ ben ondan (…)”

# SAKALLI CELAL
Orhan Karaveli, Doğan Kitapçılık, biyografi, 200 sayfa
Orhan Karaveli’nin ilk baskısı 2004 yılında yapılan ‘Sakallı Celal’ isimli bu çalışması, üç yıl içinde on bir baskı yaparak, azımsanmayacak bir baÅŸarı yakaladı. Bu baÅŸarıda Sakallı Celal’in kendine has kiÅŸiliÄŸinin de önemli bir payının olduÄŸu aÅŸikar. Çünkü birçok kuÅŸağın yetiÅŸmesinde katkısı olan Sakallı Celal, hatırlanacağı gibi, özgürlüğü her ÅŸeyin üstünde görmüş, hayatı boyunca onurlu yaÅŸamak için çabalamış bir isimdi. Karaveli, Sakallı Celal’in biyografisini, Osmanlı İmparatorluÄŸu’ndan Cumhuriyet’e uzanan birçok tarihi ayrıntının çerçevesinden anlatıyor. Çalışmanın asıl baÅŸarısı, kuÅŸkusuz, bu ayrıntılarla Sakallı Celal’in kiÅŸiliÄŸi arasında kurduÄŸu yetkin, saÄŸlam baÄŸdır.

Küresel utanç, kolektif suç
# KÜRESEL YOKSULLUK VE İNSAN HAKLARI
Thomas W. Pogge, Çeviren: Güneş Kömürcüler, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2006, 368 sayfa.
Kölelik gibi bir hak ihlali ortak ahlak yargımızda infial yaratsa da, çoÄŸu zaman sorumluluÄŸun bundan faydalanan herkese yani kendimize kadar geniÅŸlediÄŸini düşünecek kadar ileri gitmeyiz. Aynı ÅŸekilde ÅŸiddetli yoksulluk ve baÄŸlantılı hak ihlalleri de pek çok kiÅŸi için gündelik hayatlarından uzak, olsa olsa ‘yardım etme yükümlülüğü’ gibi pek de zorlayıcı olmayan bir ahlaki normla iliÅŸkili bir yerdedir. YoksulluÄŸun ortalama yargı tarafından olaÄŸan ve kabullenilebilir görülebilmesi, bir taraftan da yaygın insan hakları algısının kurumsal iliÅŸkilere nispi duyarsızlığında yatar. Bu algı, akut hak ihlallerini kronik olanlar, öznesi görünürde belli ihlalleriyse yapısal olanlar aleyhine öne çıkarmak gibi içsel bir zaaf taşır.
Yaygın insan hakları anlayışındaki bu sorunun üstesinden gelinmesi Thomas Pogge’nin Küresel Yoksulluk ve İnsan Hakları isimli çalışmasının kuramsal çekirdeÄŸini oluÅŸturur. Pogge’nin liberal siyaset felsefesinde küresel adalet tartışmalarına katkısı 2003′te İstanbul’da yapılan Dünya Felsefe Kongresinde de geniÅŸ yer bulmuÅŸ ve liberal geleneÄŸin dışında kalan düşünürlerce de hesaplaşılması gereken ağırlıklı bir sav olarak ele alınmıştı. Elimizdeki kitap özelinde Pogge’nin temel meselesi ‘dünyanın bugüne kadar gördüğü en ağır olmasa bile, en büyük insan hakları ihlali’ olarak küresel yoksulluÄŸa iÅŸaret etmek ve insan haklarına dair normatif tartışmayı küresel sistemin yapısı, uluslararası etkileÅŸimler ve sonuçlarına dair ampirik iddialarla bir araya getirerek somut bir reform projesinin çerçevesini çizmektir.
Pogge, yoksullukla baÄŸlantılı insan hakları ihlallerinin sosyo-ekonomik haklarla sınırlı kalmayıp demokratik yönetim, hukukun üstünlüğü ile iliÅŸkili medeni ve siyasal hakların küresel eksiklikleriyle de nedensel bağına iÅŸaret eder…
Kitapta çizilen çerçeve, ana hatlarıyla Rousseau’nun ‘insanları olduÄŸu gibi, kurumları olması gerektiÄŸi gibi’ ele almayı vazeden reformculuk anlayışını hatırlatır. Pogge çağımıza hâkim rekabet, tüketim isteÄŸi gibi varoluÅŸ ve zihniyet kalıplarını derinden sarsmayı gerektirmeyecek, bu anlamda ‘uygulanabilir’ reformlar için bir öneri sunar. Åžiddetli yoksulluÄŸun kökü kazıyabilecek düzenlemeler, insanlığın ulaÅŸmış olduÄŸu ahlaki ve ekonomik geliÅŸme seviyesinde ciddi alt üst oluÅŸları gerektirmeyen, nispeten kolay meselelerdir.
Özlem Denli

Batılı gözüyle Yezidi kültürü
# YEZİDİ SÖZLÜ KÜLTÜRÜ
Christine Allison, Avesta, 2007, 502 sayfa
Bir toplumun kültürel öğeleri denince akla sanatsal faaaliyetleri, inançları, edebi eserleri, dili tarihi, yeme-içme alışkanlıkları, düğün törenleri, cenaze törenleri, mimari yapıları ve tarihsel süreçte nesilden nesile aktarılan sözlü kaynakları gelmektedir. Ve tabii ki bütün bunlar tarihsel sürecin zorunlu bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tabii ki toplumun yaÅŸadığı coÄŸrafyayla bu coÄŸrafyanın özel ve stratejik konumun kültürel deÄŸerlerinin oluÅŸmasına katkıda bulunduÄŸu da inkâr edilemez. İşte size hakkında pek az eser bulunan Yezidilerle ilgili detaylı bir çalışma: Paris’te Institut National des Langues et Civilisations’da Kürtçe ders veren Christine Allison’dan Yezidi Sözlü Kültürü. Kitapta Kürt toplumu içinde yer alan fakat, inançları nedeniyle farklı yorumlanmalarına neden olan Yezidi Kürtlerinin kimlik söylemlerinden tutun da aÅŸkları, savaÅŸları, ağıtları, düğün törenleriyle aÅŸk ve savaÅŸ ÅŸarkıları hakkında detaylı bilgiler yer almakta. Åžarkılar Kürtçe bilmeyenler için hem Kürtçe hem de Türkçe konulmuÅŸ kitaba.
Kitabın bir diğer önemli özelliği de ilk sayfalarında Yezidilerin yaşadığı coğrafya hakkında okurun gözünde bir coğrafyla canladırmak için haritalarla desteklenmiş olması.
Ancak Allison’ın Yezidiler hakkında böylesine detaylı bir kitap çıkarması kolay olmamış. Yazar bu kitabında bu konuya da deÄŸinip yaÅŸadığı zorlukları anlatıyor. AraÅŸtırmasını doÄŸal olarak Yezidilerin yaÅŸadığı Kuzey Irak’ta yaptığını ve bu bölgede yaÅŸanan savaşın çalışmasını etkilediÄŸini hatta yön verdiÄŸini de okurla paylaşıyor Allison. Bu nedenle okuyucuların kitapta Yezidi kültürünü öğrenmekle kalmayıp bir savaÅŸ ortamında yaÅŸayan toplumun psikolojik durumuyla ilgili deÄŸerlendirme yapabileceklerini de söyleyebiliriz.
Bütün bu bilgilerin ardından yazarın yaptığı değerlendirmeler ve çıkardığı sonuçlar da okuyucular için Kürt kültürü hakkında yorum yapmaya yardımcı olacak gibi gözüküyor. Ayrıca bu çalışmaya değer katan diğer bir özellik Yezidi kültürüyle ilgili ilk Batılı akademik çalışma olması. Bu anlamda kitap son yıllarda Kürtlerin kendi uluslarını inşa etme çalışmalarına yardımcı olurken nesnel bir değerlendirme yapmalarını da sağlayacak. Ayrıca son günlerde çokça tartışılan Kürtleri ve Kürt kültürünü merak edenler için bir toplumun sözlü geleneklerini sosyal bağlamlarıyla ele alan bir çalışma olduğu söylenebilir.

# TABLETTEKİ SIR
Julian Navarro, çeviren: A. Cengiz Büker, Doğan Kitapçılık, roman, 490 sayfa
Julian Navarro’nun ilk romanı ‘Kutsal Kefen’ ismiyle yayınlanmıştı. BaÅŸta İspanya olmak üzere, birçok ülkede çok satanlar listesinde yer alan bu roman, yirmiye yakın dile de çevrilmiÅŸti. Yazarın ikinci romanı olan ‘Tabletteki Sır’ da, tarihi unsurlarıyla öne çıkan bir gerilim romanı. Kurgu, polisiye unsurlardan da olabildiÄŸince yararlanarak, Gian Maria isimli karakterin trajik hayatını hikâye ediyor. “Bir adamı öldüreceÄŸim. Tanrı beni bağışlasın…” diyen Gian Maria, neticede bir deÄŸil, iki adam öldürecektir. Roman, kahramanımızın yaÅŸadığı
vicdan azabını anlatırken, cinayetlerin önüne geçmeye çalışan diğer karakterlerle Maria arasındaki koşuşturmacayı da iyi kurguluyor.

# TAŞRADA ŞİİRE TUTUNMAK: NEDRET GÜRCAN
Abdullah Şengül ve Döndü Çifci, Akçağ Yayınları, biyografi, 392 sayfa
‘TaÅŸrada Åžiire Tutunmak’, son dönem Türk ÅŸiirinde bir aÅŸk ÅŸairi olarak tanınan Nedret Gürcan’ın kapsamlı bir biyografisinden oluÅŸuyor. TaÅŸra ve kent insanının yaÅŸamına farklı bakış açıları getirmiÅŸ olan Gürcan hakkında hazırlanan bu kitabın birinci bölümünde, çocukluÄŸu, gençliÄŸi, ÅŸiire baÅŸlaması, dergiciliÄŸi, eserleri, makaleleri, mektupları ve siyasi kiÅŸiliÄŸinin sanatına etkisi ele alınıyor. Kitabın ikinci bölümü, Gürcan’ın ÅŸiirlerinin konu ve tema açısından bir deÄŸerlendirmesinden, üçüncü bölüm de ÅŸairin sembol ve imge dünyasına dair deÄŸerlendirmelerden oluÅŸuyor. Kitabın dördüncü bölümünde de, ÅŸiirlerindeki dil ve üslup anlayışı ele alınıyor.

# MUZAFFER ÅžERİF’E ARMAÄžAN
Derleyen: Sertan Batur ve Ersin Aslıtürk, İletişim Yayınları, armağan, 262 sayfa
Türkiye yakın tarihinde, Muzaffer Åžerif BaÅŸoÄŸlu adı daha çok, 1948 yılındaki ‘Dil ve Tarih-CoÄŸrafya Fakültesi Olayları’ vesilesiyle geçer. Muzaffer Åžerif bu dönemde, “Komünistlik” karalamasıyla cadı avına maruz bırakılan ve üniversiteden uzaklaÅŸtırılan akademisyenlerden biridir. Bu olaydan sonra Türkiye’den ayrılan Muzaffer Åžerif, daha sonra sosyal psikoloji alanında uluslararası literatüre girecektir. Kendisinin doÄŸumunun yüzüncü yılı vesilesiyle hazırlanan kitap, bu bilim insanının sosyal psikoloji alanına yaptığı katkılara odaklanıyor. Böylesi önemli bir ismin çalışmaları üzerinden, Türkiye’nin bilimsel-toplumsal-politik ortamı da masaya yatırılıyor.

# OSMANLI KALELERİ: AVRUPA’DA HUDUT BOYLARI
Mark L. Stein, çeviren: Gül Çağalı Güven, İş Kültür Yayınları, tarih, 192 sayfa
Mark L. Stein’ın, hem Osmanlı arÅŸivlerine hem de dönemin Osmanlı ve Batı kaynaklarına dayandırdığı bu çalışması, 17. yüzyıldaki Kanije ve Uyvar kalelerine odaklanarak, sınır boyu kalelerinin ve kale muhafızı birliklerinin toplumsal, ekonomik ve askeri yaÅŸamlarının çeÅŸitli yönlerini irdeliyor. Osmanlı-Habsburg sınırında yüzyıllar boyunca
kısa barış dönemleri dışında sürekli bir savaÅŸ hali yaÅŸanmıştı. Dolayısıyla sınır kaleleri ile bu kalelerin muhafız birlikleri büyük öneme sahipti. Stein’ın çalışması, Osmanlı askeri mimarisi, kuÅŸatma ve savunma teknikleri, kalelerde görev yapan kapıkulları ve gönüllüler hakkında ayrıntılı bilgiler veriyor.

# SIK SORULAN SORULAR
Haluk Gerger, Ceylan Yayınları, siyaset, 253 sayfa
‘Sık Sorulan Sorular’, Haluk Gerger’le yapılmış söyleÅŸilerden oluÅŸan bir çalışma. 2000′li yıllarda çeÅŸitli gazete ve dergilerde yayımlanan bu söyleÅŸilerde Emperyalizm, KüreselleÅŸme, Yeni Dünya Düzeni, ABD, OrtadoÄŸu, Avrupa BirliÄŸi, Kürt Sorunu, Aydın Sorunsalı, Sosyalizm ve Türk Dış Politikası gibi konular yer alıyor. Atılım, Demokratik Dönüşüm, Evrensel, Gündem, Hümanite, ILPS Bülteni, İnsancıl, Kızıl Bayrak, Kum, Mülksüzler, Özgür Düşün, Özgür Gençlik, Siyasî, Sol, Sosyalist Demokrasi, Yeni Asya ve Yol gibi gazete ve dergilerde yayınlanan bu söyleÅŸilerin çoÄŸunluÄŸu, bugün de güncelliÄŸini koruyan konulardan oluÅŸuyor. Kitap, Gerger külliyatına önemli bir katkı.

# KALBİMİN KUZEY KAPISI TRABZON
Çiğdem Sezer, Heyamola Yayınları, şehir, 262 sayfa
ÇiÄŸdem Sezer’in ‘Kalbimin Kuzey Kapısı Trabzon’ isimli bu çalışması, yazarın anılarından, ÅŸehrin tarihi çerçevesinden oluÅŸan bir ÅŸehir monografisi. “Trabzon, yetiÅŸtirdiÄŸi onca düşün sanat insanına karşın, bilimsel çalışmalar ve araÅŸtırma yazıları dışında, edebi metinler baÄŸlamında yeterince deÄŸerlendirilmemiÅŸ, bu alanda pek ürün verilmemiÅŸtir,” diyen Sezer’in çalışması, kendisinin eksikliÄŸini hissettiÄŸi bir türde, edebiyat türünde kaleme alınmış. Böylece edebi bakış, ÅŸehre dair olayların ve ÅŸehrin sosyal-kültürel yapısının verilmesinde öne çıkıyor. Sezer, doÄŸup büyüdüğü, kendisini besleyen, verdikleri ve mahrum bıraktıklarıyla kimliÄŸini ÅŸekillendiren Trabzon’u anlatıyor.

# İŞ DÜNYASINDA İLETİŞİM
Richard Luecke, çeviren: Ümit Şensoy, İş Kültür Yayınları, iş dünyası, 177 sayfa
Richard Luecke, iÅŸ yaÅŸamını kapsayan geniÅŸ bir yelpazede, otuzu aÅŸkın kitap kaleme aldı. Kendisinin bu kitabı da, iÅŸ dünyasına iletiÅŸim konusunda sunduÄŸu önerilerden oluÅŸuyor. Çevresiyle iyi iletiÅŸim kurabilenlerin, kariyerlerinde daha hızlı adımlarla ilerleme konusunda üstünlük saÄŸlamalarından yola çıkan Luecke’nin çalışması, konu hakkındaki gerekli bilgileri özetliyor. Çalışma hayatında yazılı ve sözlü mesajların, e-postaların, müşterilerle yazışmaların etkili bir ÅŸekilde yürütülmesine iliÅŸkin çok sayıda örnek olay ve öneri sunan Luecke, diyalog kurma sanatının antik Yunan’dan günümüze uzanan temel ilkelerini meÅŸhur söylevlerden örnekler vererek anlatıyor.

# ABİDİN DİNO YA DA KANATLANAN EL
Jean-Pierre Deleage, çeviren: Samih Rifat, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 170 sayfa
‘Abidin Dino ya da Kanatlanan El’, Türk yazını üzerine çalışmalarıyla bilinen Fransız yazar Jean-Pierre Deleage imzasını taşıyor. Kitapta, Abidin Dino’nun Cenevre’deki çocukluÄŸu, İstanbul’a dönüşü, Moskova, Paris ve Adana yılları; ressamlar, yazarlar, ozanlar, dostluklar, çalkantılar, savaÅŸlar ve bitmek bilmeyen bir resim tutkusu yer alıyor. Deleage, Dino’nun hayatını anlatırken, bu anlatımın arka planında seyreden Türkiye’yi de ihmal etmiyor. Dolayısıyla Dino’nun bu biyografisi için, bir anlamda, deÄŸiÅŸim sürecindeki Türkiye’nin de biyografisidir denebilir. Kitabın çevirisini, kısa süre önce aramızdan ayrılan Samih Rifat yapmış.

# ZİHNİN ŞİFRESİ
Ethem Kocabaş, Altın Kitaplar, kişisel gelişim, 302 sayfa
EÄŸitim danışmanı olan Ethem KocabaÅŸ, ‘Zihnin Åžifresi’nde, kuantum mekaniÄŸi çerçevesinde, insan beyninin iÅŸleyiÅŸine, öğrenmeye, zihin süreçleri araÅŸtırmalarına odaklanıyor. KocabaÅŸ, kendi zihin süreçlerini keÅŸfetmenin baÅŸarıyı saÄŸlayabilecek en önemli unsur olduÄŸunu belirterek, çalışmasının amacının, insanlara sahip oldukları zihin süreci ÅŸifrelerini sunmak olduÄŸunu söylüyor. KocabaÅŸ, bu ÅŸifrelerin çözülmesinin, sadece kiÅŸisel baÅŸarıyı getirmekle kalmayacağını, okul öncesi çocuÄŸu olan ailelere, meslek seçimindeki gençlere, üniversite gençliÄŸine ve eÄŸitim bilimcilere de faydalı olacağını savunuyor. Kitap, kiÅŸisel baÅŸarı konusunda, daha çok Nöro eÄŸitimi tercih edenlere önerilir.

# BASTIR ANKARAGÜCÜ
Duygu Hatıpoğlu ve M. Berkay Aydın, Epos Yayınları, futbol, 309 sayfa
‘Bastır Ankaragücü’, kent, kimlik, endüstriyel futbol ve taraftarlık arasındaki iliÅŸkiye odaklanan bir çalışma. Burada Ankaragücü taraftarından hareketle, bir kentin bir kulüple, günümüz dünyasının futbolla, endüstriyel futbolun taraftarla ve taraftarın hayatla iliÅŸkisi anlatılıyor. Her iki yazar da kendini, çoÄŸu zaman “serseri”, “barbar”, “vandal”, “psikopat”, “holigan” olarak tanımlanan taraftarın yanında konumlandırıyor. Kitabın birinci bölümü, Ankara’nın toplumsal yapısı ekseninde Ankaragücü kulübünün tarihine, ikinci bölümü, son zamanlarda gündeme gelen “endüstriyel futbol”u ve buna karşı taraftarın yaÅŸadığı gerilime, üçüncü bölüm ise, Ankaragücü taraftarının tarihine yer veriyor.

# ‘REJİSÖR’ ATIF YILMAZ
Derleyen: Müjde Arslan, Agora Kitaplığı, sinema, 220 sayfa
Türkiye sinema tarihinin önemli isimlerinden Atıf Yılmaz’ın filmografisinde elli yılı aÅŸkın bir sürede çekilen 113 film yer alıyor. Atıf Yılmaz’ın sinema macerasına yer veren bu kitap, kendisiyle yapılmış söyleÅŸiler ile sineması hakkında muhtelif isimler tarafından kaleme alınmış makalelerden oluÅŸuyor. Orhan Kemal, Hilmi Etikan, Baykan Sezer, Emel Ceylan Tamer, Erhan Sökmen, Engin Ayça, Atilla Dorsay, Vecdi Sayar, Ayça AtikoÄŸlu, Şükran Kuyucak Esen ve Fatih Özgüven, kitapta adı geçen isimlerden birkaçı. Kitap bu söyleÅŸiler ve makaleler dışında, bir kronolojiden, Atıf Yılmaz filmografisinden ve kendisinin ÅŸu ana kadar almış olduÄŸu ödülleri gösteren bir listeden oluÅŸuyor.

# ALİ TOPU SAT
Özlem Seller, Alfa Basım Yayım, iş dünyası, 278 sayfa
Özlem Seller’in ‘Ali Topu Sat’ı, her gün farklı pozisyonlar alan rakiplere karşı ayakta kalabilmek için yapılacak satış inceliklerini anlatıyor. BeÅŸ bölümden oluÅŸan kitabın ilk bölümünde satış için dış görünümün önemine, müşteri hakkında bilinmesi gereken hazırlıklara yer veriyor. İkinci bölüm, bilinen doÄŸru formüllerin doÄŸru yere ve doÄŸru kiÅŸilere nasıl ulaÅŸtırılacağını, üçüncü bölüm de ilk izlenimin ne denli önemli olduÄŸunu anlatıyor. Kitabın dördüncü bölümü, “satış kapatma” anının doÄŸruluÄŸunun anlaşılması için nelerin yapılması gerektiÄŸine yer veriyor. Seller, kitabının son bölümünde ise, profesyonel referansın önemi ve referans isteme teknikleri üzerinde duruyor.

# DEVLETİN DERİNLİKLERİNDE
Saygı Öztürk, Doğan Kitapçılık, siyaset, 172 sayfa
Saygı Öztürk’ün ilk baskısı 2002 yılında yapılan ‘Devletin Derinliklerinde’ isimli bu kitabı, “derin devlete”, devlet yapısındaki kirliliklere odaklanıyor. Öztürk, birçok gizli kapaklı olay üzerinden, derin devletin ne olduÄŸunu örnekleriyle anlatıyor. Abdullah Öcalan’ın öldürülmesi için Ankara’da bir fabrikada yapılan planlar ve “Mercedes” adı verilen bu operasyonun gizli planları; Mehmet AÄŸar’a makamında bir gece yarısı verilen gizemli torbalar; Bir Avrupa ülkesine baskında kullanılmak üzere gönderilen, Emniyet’e ait silahlar; Emniyet tarafından DEV-SOL’a satılan barutu boÅŸaltılmış mermiler; “YeÅŸil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın Korkut Eken’e suikastı, bu örneklerin birkaçı.

# ADALET SÖYLEŞİLERİ
Hazırlayan: Kevser Güler, Gamze Hızlı, Anadolu Kültür Yayınları, siyaset, 208 sayfa
‘Adalet SöyleÅŸileri’, bir yıl boyunca Diyarbakır Sanat Merkezi’nde düzenlenen söyleÅŸilerden oluÅŸuyor. Temel amacı adalet kavramını sanat, edebiyat, sosyal politika, tarih ve felsefe gibi farklı disiplinler çerçevesinde tartışmaya açmak olan programa farklı disiplinlerden akademisyenler, yazarlar, ÅŸairler ve gazeteciler davet edilmiÅŸti. Ahmed Othmani, Eugene Schoulgin, Ferda Keskin, Gürol Irzık, Mithat Sancar, Murat Borovalı, Müge Sökmen, Ömer Laçiner, Roni Marguiles, Sezai SarıoÄŸlu, Sibel Irzık, Thomas Pogge, Yücel Göktürk ve Zerrin Boynudelik’in konuÅŸmacı olarak katıldığı programda adalet kavramı farklı bakış açılarından ele alınmıştı.

# NE YAPSA YERİDİR!
Bridie Clark, çeviren: Berna Gülpınar, Artemis Yayınları, roman, 321 sayfa
Bridie Clark, ‘Ne Yapsa Yeridir!’ isimli bu romanında, iÅŸ, kariyer konusunda, hayatının en büyük ÅŸanslarından birini yakalayan Claire Truman’ın başından geçenleri hikâye ediyor. New York’ta bir dergide, sıradan bir editör yardımcısıyken, kendini bir anda tanınmış bir yayınevinde üç kat maaÅŸla, çok daha iyi bir pozisyonda bulan Claire Truman, aynı zamanda “hayatının erkeÄŸine” de kavuÅŸarak, duygu dünyasında da böyle bir yükseliÅŸ yakalamıştır. Fakat Truman, hayallerine kavuÅŸtuÄŸunu sandığı bu anda, yeni zorluklar ve sıkıntılar da keÅŸfedecektir.

# BİR KIYAMET KOMEDİSİ
Neil Gaiman ve Terry Pratchet, çeviren: Hande Przybylinski, Salyangoz Yayınları, roman, 407 sayfa
‘Bir Kıyamet Komedisi’, Geveze Tarikatı’ndan rahibe Mary’nin, henüz bebek olan Åžeytan ile Sahte Mesih’i karıştırması üzerine kurulu bir komedi. At yerine motositletlerine binip dünyayı birbirine katan mahÅŸerin dört atlısı, arabasında sürekli Queen dinleyen iblis ve nadir kitap satışıyla uÄŸraÅŸan melek, bu absürd kurguda okuyucunun karşısına çıkacak birkaç karakter. Oldukça eÄŸlenceli olan bu kurgularında Gaiman ve Pratchet, kıyamet gününü, binlerce yıl önceki kehanetlerin deÄŸil, modern hayatın yeni alışkanlık ve imajların penceresinden veriyor.

# 500 MİLYONLUK UMUT HİKÂYELERİ
Fikret Adaman ve Tuğçe Bulut, İletişim Yayınları, ekonomi, 262 sayfa
Mikrokredi, ellerindeki tek varlıkları emekleri olan yoksul kesimlere verilecek küçük bir imkânla, bu kesimlerin küçük çaplı iÅŸler kurmaları esasına dayanıyor. Diyarbakır’daki “Türkiye Grameen Mikrokredi Projesi” ile İstanbul’daki Kadın EmeÄŸini DeÄŸerlendirme Vakfı tarafından kurulan “Maya Projesi”, mikrokrediye Türkiye’den en iyi iki örnek. Bu kitap, Türkiye’nin söz konusu iki örneÄŸini ele alıyor. Bu iki ÅŸehirde, aldıkları krediyle kendi iÅŸlerinin sahibi olan kadınların deÄŸiÅŸen ve dönüşen hayatı, çalışmanın baÅŸlıca konusunu oluÅŸturuyor.

# GÖR, HİSSET, DÜŞÜN, YAP
Andy Milligan ve Shaun Smith, çeviren: İmge Tan, Alfa Basım Yayım, kişisel gelişim, 216 sayfa
‘Gör, Hisset, Düşün, Yap’, iÅŸ hayatında içgüdülerin kullanılmasının baÅŸarıyı saÄŸladığını savunuyor. İş dünyasının duygularından arınmış katı yöneticilerin elinde olmadığını belirten yazarlar, bu alanda asıl baÅŸarıyı yakalayanların, duyguları ve deneyimleri ile hareket eden, onlardan yararlanmaya çalışan ve daha büyük iÅŸler yapmak için çabalayan insanlar olduÄŸunu belirtiyor. Yazarlar bu içgüdünün de, gözlem yapmak, empati kurmak, akıl yürütmek ve tüm bunları hiç çekinmeden uygulamakla geliÅŸtirileceÄŸini söylüyor.

# İSTANBUL’A SEYAHAT
Guillaume Martin, çeviren: İsmail Yerguz, İstiklal Kitabevi, seyahat, 172 sayfa
‘İstanbul’a Seyahat’, rahip Guillaume Martin’in, Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun baÅŸkentinde geçirdiÄŸi yaklaşık üç aylık sürenin gözlemlerinden oluÅŸuyor. 1794 yılının ortalarında Osmanlı İmparatorluÄŸu’na gelen Martin, aynı yılın Kasım ayında ayrılarak, baÄŸlı bulunduÄŸu Fransa’ya geçmiÅŸti. Martin, oldukça mütevazi ve titiz bir üslupla, burada geçirdiÄŸi zamanları anlatıyor. Åžehrin yüksek tepelerinden sık sık Marmara’yı izleyerek ona hayran kalan Martin’e en çok acı verense, İstanbul’un yangınlarla kül olan alanları ile her yıl çok sayıda insanın canını alan veba tehlikesi.

Tags: , , ,

Korku Oyunları

Oss Puan Hesaplama

Komik Videolar


Comments

Name (gerekli)

Email (gerekli)

İnternet sitesi

Speak your mind

  • Son Yazılar

  • Tavsiye Siteler

    Tag Cloud

  • e kitap Kitap Özetleri 23 Nisan
    tracker
    eXTReMe Tracker