KAPAK

Ekim 31, 2007 |

‘Merak edip araÅŸtırmaya baÅŸlıyorum sonra bakıyorum kitap olmuÅŸ’ diyen Metin And, elliden fazla kitaba bin beÅŸ yüz civarında makaleye imza attı. Yazar iki yeni kitabını da tamamlamak üzere…

Kültür arkeoloğu Metin And
TÜYAP Kitap Fuarı’nın onur yazarı Metin And, seksen yıllık bir çınar. O, on parmağında on marifet olan bir sanatçı. Tükenmeyen enerjisiyle yepyeni projelerin peÅŸinde koÅŸuyor, durmaksızın yazıyor, üretiyor.
Metin And, baÅŸta Türk tiyatrosu olmak üzere sanat tarihi hakkında ellinin üzerinde kitap yazdı ve bu nedenle kendisini “Kültür arkeoloÄŸu” olarak tanımlıyor. Ankara’daki evinde Radikal Kitap’ın sorularını yanıtlayan And, bugünlerde yeni bir kitap üzerinde çalıştığının müjdesini veriyor. ‘İstanbul’un Çarşı Ressamları’ ismiyle gelecek yıl YKY’den çıkacak kitap, çarşılarda çalışan yerli ressamları bugüne taşıyor. Dönemine damgasını vuran ressamların yapıtlarında özellikle günlük hayat ve kadınlara odaklanacak bir belgesel kitap olacak bu. Metin And, bu araÅŸtırma sayesinde, artık olmayan pek çok İstanbul binasının da resmini bulduÄŸuna dikkat çekiyor. Hatta BoÄŸaz’da ve Kavaklar’da aslında iki hisar daha bulunduÄŸunu ve onlardan bugüne tek bir taÅŸ bile kalmadığını belirten And, “AraÅŸtırırken gördüm ki, çarşı ressamlarının çizdiÄŸi surlar, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de var” diyor.

Onur yazarı seçilmesine ÅŸaşırmış…
Metin And, TÜYAP Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı seçilmesine çok ÅŸaşırdığını ama çok da mutlu olduÄŸunu kaydediyor. 2007 yılı bana uÄŸurlu geldi diyor: “Seksen yaşına bastığım için İstanbul’da iki sürpriz hazırladılar bana; bir tanesi Truva Kültür DerneÄŸi’nin BaÅŸkanı Ali İlhan Gülek’in düzenlediÄŸi gece, ikincisi ise, Sabri Koz’un hazırladığı kitap. Koz, 474 sayfalık bir kitap hazırladı benim için tek başına; adı Metin And’a ArmaÄŸan. Ama TÜYAP Kitap Fuarı’nın onur yazarı olmak benim için sürprizlerin en büyüğüydü.” diyen Metin And, onur konuÄŸu seçilmesine en çok, gençlerin “aç kurtlar gibi kitaplara saldırmasını” izlemeye olanak saÄŸlayacağı için sevindiÄŸini söylüyor.
“Bende projeden çok bir ÅŸey yok” diyen Metin And, kitap yazmaktan çok araÅŸtırmaktan, yeni bilgileri ortaya çıkarmaktan heyecan duyuyor: “Yani o süreç benim için önemli, onun tadını alıyorum. Kitap çıktıktan sonra bakmıyorum bile içine, yanlışa rastlarım falan da üzülürüm diye. Bir de meraklarım var tabii, ÖrneÄŸin koleksiyonculuÄŸum. Merak ettiÄŸim veya koleksiyon yaptığım bir konuda araÅŸtırmalar yapıyorum ve araÅŸtırırken büyük heyecan duyuyorum. Benim bir iskambil kâğıdı koleksiyonum vardı ve ben bu konuda araÅŸtırmalar yaparken, dünyanın en eski iskambil kağıtlarının Memluk kâğıtları olduÄŸunu, bunları Anadolu’ya Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı aldığı zaman gölge oyunuyla yani Karagöz’le getirdiÄŸini fark ettim. Yanında da 600 tane Memluk sanatçısı getirmiÅŸ.”

Darülbedayi’nin kurucusunu yazıyor
Proje çok dedi ya, haklı. Mesela üzerinde çalıştığı bir diÄŸer kitap da 1914 yılında Türkiye’ye gelerek, Darülbedayi’nin (İstanbul Åžehir Tiyatroları) kuruluÅŸunda büyük emeÄŸi geçen Andre Antoine üzerine: “Andre Antoine çok büyük bir adam ve Fransızlar için de çok önemli. Paris’te kütüphanede çalışırken aklıma bu geldi. ‘Herhalde birÅŸeyler yazmıştır’ diye düşündüm ve o dönemin gazetelerini taramaya baÅŸladım. MeÄŸer 1914′te Marsilya’da bir gazetede tefrika halinde Türkiye’yi anlatmış. Abdülhak Hamit’le nasıl tanıştığını, ilk Karagöz’le nasıl karşılaÅŸtığını, Darülbedayi’nin kuruluÅŸunda yaptıklarını… Bunları yazmış o gazetede. Ayrıca o yılın gazetelerini taradım, neler yazdıklarını bulmak için. Neler yazmamışlar ki… Andre Antoine’ı Türkiye’nin sanatseverlerine yeniden tanıtacağım, bitti sayılır. Kitabın adı da, ‘Andre Antoine İstanbul’da’ olacak.”

‘Tiyatroda metin sorunu var’
Metin And Türk tiyatrosunun en önemli araÅŸtırmacısı. Nitekim konu tiyatroya geldiÄŸinde çok ilginç ÅŸeyler anlatıyor, mesela tiyatroda metnin bir engel olduÄŸunu söylüyor: “Eski çaÄŸlara ait bir oyun, aynı dili konuÅŸan bugünün seyiricisi için bile bir engel teÅŸkil ediyor. Edebi metin her zaman tiyatro için bir engeldir. Tiyatro aslında görmek, bakmak demek. Halbuki günümüzde, özellikle Türkiye’de bakılan, seyredilen bir ÅŸey yok. Daha çok dinlenilen bir ÅŸey var; iki aktör karşılıklı konuÅŸuyorlar. Görsel hiçbir ÅŸey yok. Bunu Avrupa için de söyleyebilirim. Oysa bazı tiyatro adamları edebi metni geri plana itip görselliÄŸi ortaya çıkarıyorlar ki, doÄŸrusu da bu. Yani, göz kulaktan üstündür. Hatta yalnız göz olabilir. Böyle tiyatrolar da var.” Metin And tiyatroda beden dilinden makyaja, dekora kadar 13 farklı dil olduÄŸunu ama Avrupa tiyatrosu, özellikle de Türk tiyatrosu edebi metne fazla baÄŸlı kalıyor. Bunun için de tiyatro bir konuÅŸma tiyatrosu olarak gözüküyor.
“Bu nedenlerle ben on üç yıldır tiyatroya gitmiyorum ve oyun izlemiyorum. Yapılagelen tiyatrolardan sıkılıyorum çünkü” diyor.
And’ın bizimle paylaÅŸtığı bir baÅŸka ilginç sav ise ÅŸehir tiyatrosunu ilk kuran kiÅŸinin Muhsin ErtuÄŸrul olmadığı. Güllü Agop’un öncülüğünde, Tanzimat’ta Osmanlı Tiyatro TopluluÄŸu İstanbul’un beÅŸ semtinde tiyatro kurmuÅŸ: “Bunu kimse bilmez veya bilmek istemez. Yine Muhsin ErtuÄŸrul’un iki kadın sanatçıyı Hamlet rolüne çıkarması yenilik sayılmış. Oysa Tanzimat’ta SiranuÅŸ Hanım, Hamlet rolünde oynayarak yeniliÄŸi çoktan yapmıştır. Ben Cumhuriyet tiyatrosunu fazla beÄŸenmem; Tanzimat Dönemi tiyatrosunun zenginliÄŸini ve atılımını daha fazladır. Bence Muhsin ErtuÄŸrul Türk tiyatrosuna büyük zararlar vermiÅŸtir. Bana göre Muhsin ErtuÄŸrul, Alman ve Sovyet Rusya tiyatrolarının taklitçisidir.”

Motivasyonu amatör ruh
Metin And, çalışmalarının itici gücünün amatör ruhunu korumasında ve para kaygısı gütmemesinde olduÄŸu düşüncesinde. “Şöyle bir düşündüm, kitaplarımın yarısından para almamışım,” diyor. Emekli maaşı olduÄŸunu ve kendi evinde oturduÄŸunu anlatan And, paranın her zaman ikinci planda kaldığını söylüyor. “Benim para kazanmak gibi bir derdim olmadı.” diyor Metin And, ve yazma serüvenini şöyle özetliyor: “Ben Türkiye’de hukuk okudum. Master için İngiltere’ye gittim. Orada çok yoÄŸun çalıştım masterimi hazırlamak için. Konum da, Uluslararası Ticaret AnlaÅŸmaları…
Gözümü orada açtım. Her gece tiyatro, bale, operalara gider buldum kendimi. Tezimin ortalarına geldiÄŸim bir sırada, bir gece geç vakit kendi kendime ‘Ben bunları niye yapıyorum? Benim ne iÅŸim var burada? Benim istediÄŸim bu deÄŸil ki, ben sanatla uÄŸraÅŸmak, yazmak istiyorum’ dedim ve tezimi attım. Üniversiteye haber bile vermeden Türkiye’ye döndüm. Kendimi baÅŸta tiyatro olmak üzere birçok konuda yetiÅŸtirdim. Elli dört kitap yazdım ve bu kitaplarımın çoÄŸunu İngilizce kaleme aldım. 1500′ün üzerinde makale yazdım, hâlâ da yazıyorum. Hazırlamakta olduÄŸum birçok kitap var. Ankara Üniversite Dil Tarih ve CoÄŸrafya Fakültesi’nde dersler verdim uzun yıllar. Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA’ya üye seçildim. Daha ne isterim? Hayatı dolu dolu yaÅŸadım. Konuları nereden bulduÄŸum sorusuna gelince, ben merak ediyorum ve araÅŸtırıyorum. Bir de bakıyorum ki kitap olmuÅŸ.”

Gökkuşağının sekizinci rengi
Metin And’ın ‘kızımdan sonra en sevdiÄŸim insan’ diye andığı araÅŸtırmacı Sabri Koz’un hazırladığı harika bir kitap, Metin And’a ArmaÄŸan. Talat Sait Halman’ın önsözünü yazdığı kitabın önemli bir yanı, imkânsızı baÅŸarıp yazıları ve kitaplarıyla belki de eksiksiz bir Metin And bibliyografyası içermesi. Kitapta, And’la yapılmış söyleÅŸiler, ’sevgi yazıları’ baÅŸlığı altında her biri Türkiye’nin önde gelen isimleri olan dostlarının onun için yazdıkları ve ‘makaleler’ baÅŸlığı altında onun için yazılmış araÅŸtırmalar var. Tabii bir de fotoÄŸraflar.
Metin And’a ArmaÄŸan kitabını ’sevgi’ bölümünden bir kaç alıntı yaptık:

‘Benim yaÅŸlılık dostum’
Adalet AÄŸaoÄŸlu: Biliyor musun, “Kavaklıdere baÄŸlarının sahibidir” diye adın çıktığı zamanlarda benim içimden “Canım herhalde rahatlıktan canı sıkılıyor da ondan tiyatroyla ilgiliymiÅŸ gibi yapıyor” diye geçmiÅŸliÄŸin de var. Çalışmaların nedeniyle adım adım sana karşı atıp duran hayranlığıma sığınarak bunu burda böylece açıklayabiliyorum iÅŸte! Bunda utanmış bulunmaklığımı, tıpkı özürlerim gibi lütfen kabul et benim ‘YaÅŸlılık dostum’. Çok yaÅŸa!

Gökkuşağının sekizinci rengi
Enis Batur: Metin And’la ilk kez 1979′da, Ankara’da bir bekleme salonunda karşılaÅŸmıştım. Herkes boÅŸ boÅŸ oturup sırasını beklerken, o küçük bir pilli radyodan müzik dinliyordu. Bende, hemen, uyurken bile bir ÅŸeyler yapmayı baÅŸardığından şüphe duyduÄŸumuz özel insanlar türüne ait olduÄŸu duygusu uyanmıştı.(…) Kendisinden bile saklanarak sigara içmeyi bilen Metin And’ı tanımış olmak benim hayatıma deliÅŸmen bir renk kattı: GökkuÅŸağının sekizinci rengi. Ama asıl mühür, onun anıtsal yapıtından geliyor.

AÄŸabeyim ve ben
Tuncay Çavdar: Metin yaÅŸamındaki pek çok ilgi dalını benimle paylaÅŸtı. ÖrneÄŸin hokkabazlık tutkusunda ben onun ketum çırağıydım. Ya yapılacak oyunun ne denli olaÄŸanüstü olduÄŸunu vurgulamak için oyunu eline yüzüne bulaÅŸtıran beceriksiz yardımcı, ya kanlı tabağın içinde gaipten seslenen kesik baÅŸ olurdum. Gezmeden dönen annemle, babama kesik baÅŸ ‘hoÅŸ geldiniz’ diye seslenir, onlar da sıkça gördükleri bu sahnelere kayıtsız bir selam sallayıp geçerlerdi. NeÅŸeli ve olaÄŸandışı geçerdi aile yaÅŸamımız, herkesin hoÅŸgörüyle karşıladığı muzipliklerle bezeli. Hatırlıyorum, bir defa Suadiye’de yazlıkta annemi banyoya dışardan kilitleyip sanki çok lazımmış gibi sabah kahvesini anahtar deliÄŸinden kamışla içirtmiÅŸtik. Sonra da banyonun penceresinden merdivenle indirmiÅŸtik kahkahalarla gülen annemizi.

‘Her zaman ilk ve mükemmel’
Doğan Hızlan: Metin And için yazmaya kalkışınca, bu kez de çeşitlilik ortasında şaşırdım kaldım. Ortaoyunundan baleye uzanan çizginin her noktasında onun özgün bir yapıtı var. İlk ve mükemmel kelimesini o hep bir arada tutmuştur. O kitaplar yazılmasaydı, o konuları başkasından öğrenemeyecektik.

Osmanlı âlimi, Cumhuriyet çocuğu
Andrew Mango: Dünyaya açık, Atatürkçü bir Cumhuriyet çocuğu olan Profesör Metin And aynı zamanda kusursuz bir Osmanlı âlimi ve Osmanlı beyefendisidir. Osmanlı zevkine vukufu çocukluğuna dayanıyor. İlk hatırladığı muhit eski Beyazıt-Fatih muhitidir. Orada kulak misafiri olduğu tatlı sohbetleri, çocukken orada duyduğu huzuru hatırlıyor ve bu hatıralar onu dünyaya açık, dış dünya ile daimi ilişkide olan ama kökleri yerli bir sanat anlayışını ve bu anlayıştan esinlenen yaşam biçimini takdire sevk ediyor. Osmanlı-Türk kültürüne hem içeriden hem dışarıdan bakabilen Metin And yerliye de, yabancıya da hitap etmesini bilen bir bilim adamıdır.

Bir yaÅŸam zengini
AyÅŸegül Yüksel: Metin And, gösteri sanatlarının her cephesine odaklanmış, bu alandaki bilgisini ‘çok-boyutlandırma’ adına yoÄŸun emek ve para harcamaktan çekinmemiÅŸ bir akademisyen olması yanında, bir anlamda da bir ‘yaÅŸam zengini’dir. Onlarca cilt kitabın yazarı, köşesine çekilip dünyadan elini ayağını çekerek kendini araÅŸtırmalarına vermiÅŸ bir ‘bilim adamı’nda görülebilecek ‘gri’ tonlardan alabildiÄŸine uzak durmuÅŸ, ‘renkli’ kiÅŸiliÄŸini koruyabilmiÅŸtir. BeyoÄŸlu’ndaki eski ve görkemli tiyatro binalarını anlattığı ‘Sahneden’ adını taşıyan eski bir televizyon izlencesinde onu izleyenler, sanki yüzyılın başındaki BeyoÄŸlu’nda gerçekten de yaÅŸamış olduÄŸu duygusuna kapılabilirler. Anadolu’daki oyun geleneÄŸinden söz ederken, geçmiÅŸte kalmış bir dolu çocuk oyununu gerçekten oynayıp tadını çıkarmış gibidir.

Dil Tarih’te otuz yıl
Metin And, 17 Haziran 1927′de İstanbul’da doÄŸdu. Galatasaray Lisesi’ni (1946), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni (1950) bitirdi. Londra yıllarından sonra bale, opera ve tiyatro eÄŸitimi için Rockefeller Vakfı bursuyla New York’a gitti. Bir süre Kavaklıdere Åžarapları’nda yöneticilik yaptı. Yazı yaÅŸamına edebiyat, opera ve bale eleÅŸtirmenliÄŸi ile baÅŸladı. Forum dergisini ve yayınlarını yönetti. Ulus gazetesinde 15 yıl boyunca tiyatro eleÅŸtirileri yazdı. KuruluÅŸundan itibaren Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-CoÄŸrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde otuz yılı aÅŸkın bir süre öğretim üyesi olarak çalıştı ve 1994′te emekli oldu. Emeklilikten sonra BoÄŸaziçi ve Bilkent üniversitelerinde üçer yıl ‘Kültür Tarihi’ dersleri okuttu. Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi gibi ödüller Fransız ve İtalyan hükümetlerinden niÅŸanlar kazandı.
BaÅŸlıca Eserleri: Gönlü Yüce Türk. Yüzyıllar Boyunca Bale Eserlerinde Türkler (1958), Kırk Gün-Kırk Gece. Eski Donanma ve Åženliklerde Seyirlik Oyunlar (1959), Dionisos ve Anadolu Köylüsü (1962), Bizans Tiyatrosu (1962), Türk Köylü Oyunları (1964), Geleneksel Türk Tiyatrosu. Kukla-Karagöz-Ortaoyunu (1969), MeÅŸrutiyet Döneminde Türk Tiyatrosu (1908-1923) (1971), Tanzimat ve İstibdat Döneminde Türk Tiyatrosu (1839-1908) (1972), Oyun ve Bügü. Türk Kültüründe Oyun Kavramı (1974), “Osmanlı Tiyatrosu”. KuruluÅŸu-GeliÅŸimi-Katkısı (1976), Dünyada ve Bizde Gölge Oyunu (1977), Osmanlı Åženliklerinde Türk Sanatları (1982), Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu (1983), Geleneksel Türk Tiyatrosu. Köylü ve Halk Tiyatrosu Gelenekleri (1985), 16. Yüzyılda İstanbul, Kent, Saray, Günlük YaÅŸam (1994), Minyatürlerle Osmanlı İslâm Mitologyası (1998), 40 Gün 40 Gece. Osmanlı Düğünleri-Åženlikleri-Geçit Alayları (2000).

Tags: , , , , ,

Komik Videolar

Sbs Sonuclari


Comments

Name (gerekli)

Email (gerekli)

İnternet sitesi

Speak your mind

  • Son Yazılar

  • Tavsiye Siteler

    Tag Cloud

  • e kitap Kitap Özetleri 23 Nisan
    tracker
    eXTReMe Tracker