‘100 temel eser indir’ olarak etiketlenmiş yazılar

Anayurt Oteli

Cumartesi, 06 Ekim 2007


Yusuf Atılgan
YAPI KREDİ YAYINLARI

“Ne ölü, ne sağ” bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli’yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat.
Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın otelde bir gece kalır ve Zebercet’in de, Anayurt Oteli’nin de sessiz akıp giden günlerinin içeriği değişir.

Küçük ayrıntıların tekdüze şaşmazlığında nerdeyse takıntılarla sürüklenen bir yaşamın öfkesi de, çaresizliği de büyük oluyor.

Türk edebiyatının unutulmaz bir tipi ve unutulmaz bir mekanı.

Sarnıç: Bütün Yapıtları

Pazartesi, 01 Ekim 2007



Sait Faik Abasıyanık
YAPI KREDİ YAYINLARI

“Ben Sait Faik’i çok severim. Bizim büyük hikayecilerimizden biridir. Büyük hikayeci, büyük şair. Bazen bedbin, bazen ümitsizliğe kapılır. Fakat çok namuslu insan, memleketini çok seven insan. Ve belki de bedbinliği, ümitsizliği çıkar yol görememesinden ileri geliyor. Halbuki çıkar yol var tabii. Velhasıl büyük bir hikayeci, büyük bir şair.”
Nazım Hikmet
“… Sait Faik, hayata, kalemine korkmadan dokunan sanatkardı. Bu, büyük cesaret ve büyük kuvvet isteyen bir iştir. Onda her ikisi de vardı.”
Yusuf Ziya Ortaç

“Önümüzde hayat… Her gün başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk. Yahut bana öyle geliyordu.
..Diyen büyük yazarın ilk kez 1939 yılında yayımlanan hikaye kitabı Sarnıç yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı.
Mektuplar, manüskriler ve gün ışığına çıkmamış metinler sırada…

Esir Şehrin İnsanları (Esir Şehir Üçlemesi 1.Kitap)

Pazartesi, 24 Eylül 2007



Kemal Tahir
İTHAKİ YAYINLARI

“Esir Şehir Üçlemesi” edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir’ in başyapıtlarındandır. Her büyük ve klasik yapıt gibi, bir ya da birden çok problematiği mükemmel bir biçimde işleyen bu nehir roman dizisinin ilk kitabı olan “Esir Şehrin İnsanları” nda Kemal Tahir, Mütareke Dönemi Osmanlı aydınının ve İstanbul’ unun destansı direnişinin ve mücadelesinin benzersiz bir fotoğrafını çekmektedir. Kurtuluş Savaşı öncesinin anlatıldığı pekçok roman yazılmıştır kuşkusuz, ama hiçbiri bu denli edebi ve ölümsüz olamamıştır.

Başını Vermeyen Şehit

Pazartesi, 24 Eylül 2007



Ömer Seyfettin
NESİL YAYINLARI

Ömer Seyfettin, küçük hikayeyi bizlere sevdiren yazar. Duru bir Türkçe ile yazdığı hikayeleri onca yıl geçmesine rağmen hala çok okunuyor. Ülkemizde en çok baskı yapan ve okunan kitapların başında Ömer Seyfettin’in eserleri gelir.
Yazarın en güzel tarihi hikayelerinden örneklerin sunulduğu bu kitapta, Başını Vermeyen Şehit’ten başka, Topuz, Nadan, Forsa, Kütük, Diyet ve Büyücü Doğan hikayeleri de yer alıyor.
Tarihin şanlı sayfalarında dolaşmaya ne dersiniz?

Türkçenin Sırları

Pazar, 23 Eylül 2007



Nihad Sami Banarlı
L&M YAYINCILIK

Diller, milletlerin en aziz, en tılsımlı, en kıymetli servetleridir. Dillerin bir ses güzelliği ile dalgalanıp bir duyurma, anlatma ve inandırma gücüne ulaşmaları, kısa zamanda olmamıştır. Yeryüzünde diller kadar millet fertlerini birbirine bağlayan, onlara birbirlerini sevip anlamakta, hele sevgilerini dile getirmekte aziz yardımcı olan başka kuvvet mevcut değildir.

Bir tarih boyunca ordu insanları savaş meydanlarından geçirerek, zafere, gazi veya şehit olmaya koşturan cihangirler, büyük başarılarının birçoğunu da, savaşçılara duyurabildikleri hitabet dilinin büyüleyici güzelliğiyle kazandılar.

Mermere can veren heykeltıraş gibi, kelimelere ses ve hayat veren söz sanatkârının da bu başarısı, söze musikinin duyurucu kudretini katabildiği ölçüde derin ve ölümsüzdür. Bu bakımdan, büyük ses şairi Baki’nin:

Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
mısrâlarında, yalnız şiir anlayışı bakımından değil, dil anlayışı bakımından da varılmış derin hakîkat vardır.
Nihad Sâmi Banarlı

Akdeniz

Salı, 18 Eylül 2007



Panait İstrati
BORDO SİYAH

Panait İstrati fırtınalı bir yüzyılın tanğıydı. Hanedanlıkların sarsılıp dağıldığı, iktidarların altüst olduğu, savaşların, büyük ekonomik krizlerin kapıda beklediği bir çağda, savrulmuş, acı çeken, dibe vurmuş insanların masalcısıydı. Onun öykülerinde hayat, en karanlık çukurda bile bir yandan tadına doyulmayacak bir serüven, bir yandan da kalemlerin yazmakta güçlük çektikleri bir trajedi olarak çıkar karşımıza. Bir dönem sosyalist hareket içinde yer almış olan İstrati, politikanın “kurtarıcı” misyonundan kuşku duymuş, bu dünyayı ister Mısır güneşinin altında ister Romanya karlarının donduruculuğunda olsun, bir tür “çilenin”, bireysel direnmenin sahnesi olarak sunmuştur. Sİstrati’de savrulma ile arayış iç içe geçmiştir. Bu arayışta İstanbul’un yanı sıra, o dönemde Osmanlı topraklarında oldukları için kendi tarih ve kültürümüzden yansımalar taşıyan birçok Akdeniz kıyı kentinin ışıklı, sıcak kıyılarında dolaşmaların şiirini de buluyoruz.

Akdeniz: Kültürler mozağıinde arayış.

Ölü Canlar

Salı, 18 Eylül 2007

< Ölü Canlar


Nikolay Vasilyeviç Gogol
BORDO SİYAH

Gogol, Ölü Canlar’ın birinci bölümünü sekiz yılda bitirebilmiştir. Bir işadamı olan, “orta sınıftan sayılabilecek” Çiçikov, ölmüş ama resmi kayıtlaraa geçmemiş “serfler” satın alıp kağıt üzerinde yaşayan bu “hayaletleri” pazarlar.

Ahlaki olmayan bir para kazanma yolu ve yozlaşma tema’sı üzerine kurulu bu roman, dünya edebiyatında eşi örneği az bulunur bir “hiciv” klasiği olmuştur. Günümüz dünyasına bakıldığında şaşırtıcı bir güncellik kazanan Ölü Canlar’da Gogol acılarla dolu bir yolda kapitalizme geçiş sürecindeki Rusya’da, çürümekte olan, köhneleşmiş toprak köleliği sisteminin insan onuruna aykırılığını gözler önüne serer.

Ölü Canlar: Şeytani buluşun ödülü

Halk Şiirinden Seçmeler

Cuma, 14 Eylül 2007

Halk Şiirinden Seçmeler


Osman Koca
BEYAN YAYINLARI

Bir seçki olmaktan çok kronolojik bir antoloji halinde düzenlediğimiz bu kitapta elimizden geldiğince sevilen, sayılan ozanların popüler diyebileceğimiz, günümüz insanların da zevkle dinleyip aynı zamanda dillendirdiği şiirsel metinlerini seçmekle başladık işe. Şairleri yaşadıkları yüzyıllara göre sınıflandırdık. Biyografileri hakkında kimi kısa, kimi uzun bilgiler derledik. Ozanlar arası karışıklığa mahal vermemek için ayrı yüzyıllarda ele aldığımız şairleri alfabetik sıraya göre yeniden düzenledik.. (daha fazla…)

Pembe İncili Kaftan

Cuma, 14 Eylül 2007

Pembe İncili Kaftan


Ömer Seyfettin
GÜN YAYINCILIK

1884 yılında doğan yazar, eserlerinde sadece bir dil kullanmaya özen göstermiştir. Milli Eğitim Bakanlığının bütün öğrencilere tavsiye ettiği hikayelerden Pembe İncili Kaftan, Ferman, Başını Vermeyen Şehit, Nadan, Kütük, Vire, Kızılelma Neresi? bu kitabında yer almaktadır.

Ömer Seyfettin’den Seçme Öyküler

Cuma, 14 Eylül 2007

Ömer Seyfettin’den Seçme Öyküler


Ömer Seyfettin
Beyza Akkaya
AKIŞ YAYINLARI

Bu kitapta da Ömer Seyfettin’in en güzel hikayeleri bir araya toplanmıştır. Pembe İncili Kaftan, Teselli, Ferman, Başını Vermeyen Şehit, Topuz, Forsa, Diyet, Bir Çocuk Aleko, Kaşağı, Ant, İlk Cinayet sizin için seçtiğimiz öyküler. Okurken hem tarihimizle gurur duyacaksınız, hem de çocukluk anılarına bir yolculuk yapacaksınız.

İki Şehrin Hikayesi

Cuma, 14 Eylül 2007

İki Şehrin Hikayesi


Charles Dickens
KARE YAYINLARI

İngiliz romancısı. Portsmouth kentinde doğdu. Gad’s Hill’de öldü. Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Geliri az olan babası, borç içinde yaşıyordu. Aile Londra’ya taşındı 1821. Uzak bir semtteki eski bir eve yerleştiler. Babası, alacaklılarından kaçabilmek için, sürekli yer değiştiriyordu. En sonunda borç yüzünden cezaevini girdi. Çocuk, okuyup yazmayı annesinden öğrendi. Bir yandan da fabrikada çalışıyordu. Bu sırada çektiği zorlukları, karşılaştığı kimseleri sonradan romanlarında yazdı.

Seçme Şiirler Yunus Emre

Cuma, 14 Eylül 2007

Seçme Şiirler Yunus Emre


Mehmet Nuri Yardım
BORDO SİYAH

Yunus Emre, şiirlerinde ilahi aşkı yansıtır: yaratan’dan ötürü yaratılanı’ı sever, yetmiş iki millete bir gözle bakar, dövene elsiz, sövene dilsiz’dir. Şiirleriyle ilahi düşünceyi yansıtırken, insanı gözden kaçırmayarak, karışıklıklarla dolu döneminde Anadolu halkına gerçek anlamda, bütün çağlarda geçerli olacak insan düşüncesini yaymaya çalışmıştır. Bu şiirlerde, kimi dinsel terimler dışında dil ve anlatım oldukça yalındır ve bu özelliğiyle, güzel duygusal şiir dilini yakalamıştır. Beyit ya da dörtlük birimini ve hece ölçüsünü kullanır.

Vadideki Zambak

Cuma, 14 Eylül 2007

Honore de Balzac


Honore de Balzac
KARE YAYINLARI

İmparatorluk yönetiminde memur olarak çalışan ve Fransız Devrimi’nin evladı olan babası Bernard François Balss elli bir yaşındayken, ondokuz yaşındaki bir genç kızla evlenmişti. Bu evlilik 1799′da Tours’da doğacak olan Balzac’ın tüm yaşamı boyunca derin izler bıraktı.
1845′te İnsanlık Komedyası için bir taslak hazırlar. Bu taslakta 137 roman 2000 kişilik karakter söz konusudur. Fakat Balzac bu projeyi hayata geçirmeden 18 Ağustos 1850 yılında ölmüştür.
Ömrünün son döneminde kaleme aldığı Cesar Brittoeau, Bette Abla, Esrarlı bir Vakıa, İki Gelinin Hatıraları ve Kibar fahişeler onun doruk noktaya çıktığı romanlardır.

Bahar ve Kelebekler

Pazartesi, 10 Eylül 2007

Bahar ve Kelebekler


Ömer Seyfettin
ELİPS KİTAP

Ömer Seyfettin, yaşadığı dönemin geleneksel dil ve edebiyat anlayışına bağlı kalmayan yenilikçi kişiliği ile düz yazımızın gelişme aşamasında büyük dönüşümler yarattı. “Tabii lisan, konuşulan lisandır.” ilkesi üzerinde inatla durarak yalın bir anlatım kurdu.Öykünün akışında sağladığı hızlılık, olay “kişi” çevre bağlantılarındaki doğallık ve en önemlisi ustalıkla yarattığı yergi havasıyla bugün de canlılığını koruyan eserler verdi. Döneminin eski dil beğenisine saplanıp kalan yazarlarını okunmaz duruma düşüren “zaman” onu haklı çıkardı.

Kerem İle Aslı

Çarşamba, 05 Eylül 2007

Kerem İle Aslı
Tuncay Sandıkçı


Tuncay Sandıkçı
METROPOL YAYINLARI

Hikayede asıl adı Ahmet Mirza olan Aşık Kerem Isfahan Sultanı’nın oğludur. Yine hikayede asıl adı Kara Sultan, İsi gülü ve Meryem olarak geçen asıl ile Sultanın sohbet arkadaşı Ermeni Keşiş’in kızıdır. Çocukların burç falına bakarlar. Sonu ayrılık ya da ölüm görünmektedir. Ermeni Keşiş’i kızını Türkmen bir Müslüman oğluna vermek istememektedir. Bir bahane ile saraydan uzaklaşmayı, bir müddet sonra da kızlarının öldüğünü söyleyerek kurtulmayı planlarlar. Sultan’dan yaşlandığını bahane ederek izin alan Kara Keşiş Isfahan’dan uzak bir yere, Zengi’ye göç eder…