‘edebiyat’ olarak etiketlenmiş yazılar

Edebiyat Sanatı ve Bilimi

Çarşamba, 02 Nisan 2008

edebiyat sanatı
İsmail Çetişli
AKÇAĞ YAYINLARI

Sanat, sanatkarların hayat ve tabiat karşısında edindiği soyut duygu, düşünce, hayal ve intibaları, herhangi bir malzeme ile somuta taşıyıp estetik bir objeye dönüştürmesiyle hayat bulur. Sanatın varlığında mutlak manada ihtiyaç duyulacak olan malzeme; dildir, taştır, mermerdir, ahşaptır, sestir, renktir. Edebiyat, şair veya yazarın doğuştan getirdiği sanat kabiliyeti ile zihni, ruhu ve muhayyilesini eseri üzerine teksif etmesi sonucu var ettiği bir “dil sanatı”dır. (daha fazla…)

Divanü lugat-it Türk

Pazar, 25 Kasım 2007
Dosya adı: Divanü lugat-it Türk
Dosya tipi: .rar
Dosya boyutu: 85.95 KB

Atatürk’ün Sanata Verdiği Önem

Cuma, 16 Kasım 2007

Genç Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında ve Kurtuluş Savaşı için başlama gongunu çaldığında ne arkasında donanımlı, tam teçhizatlı bir ordu, ne bir büyük rütbe, ne bir dini sıfat, ne de tonlarca külçe altın vardı. O yalnız bu büyük manevrayı beraber örgütleyeceği halkına güveniyordu. Onlarla beraber adım adım, tırnaklarıyla toprağı kazarak, tarihin akış yatağını değiştireceği unutulmaz hamleleri hazırlayacaktı.
Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919′dan Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihine kadar geçen o kısa sürede halkıyla beraber yükseldi ve onlarla birlikte tarih yarattı. Cumhuriyet’in kurulması yolunda seve seve canını veren bu isimsiz kahramanlar halkın ta kendisiydi. (daha fazla…)

Hayatın Önemli Bir Vesikası Olarak Kasîdeler

Perşembe, 01 Kasım 2007

Giriş

Arap ve Fars edebiyatlarındaki gelişimini saymazsak, yaklaşık 600 yıl boyunca çok değişik tür ve örnekleri verilmiş, Tanrı’yı, Peygamberi, diğer büyükleri övmekten tutun da arpanın tasvirine kadar değişik sebeplerle ele alınmış bir edebî biçim olan kaside, yaptığımız incelemede de görüleceği üzere “sadece birini övmek kastıyla yazılmış şiirlerdir” denmeyecek kadar karışık ve girift bir yapı arz eder. Bütün bir tarihî mirasın basit bir hükümle geçiştirilmesi yerine; öngördüğü devlet felsefesi, ele aldığı devrin sosyal yapısı, edebî ve kültürel özellikleri, şairinin çağını aydınlatacak görüş ve düşünceleri, türünün anlatı ve kurgu yapısı, dil özellikleri, sunulduğu şahsiyetlerin tarihî kimlikleri, tarihe ışık tutucu tarafları vs. gibi özellikleriyle (daha fazla…)

Bir Ene’l-Hak Şiiri Yunus Emre Aşık Yunus ve Yunuslar

Çarşamba, 31 Ekim 2007

Bu kitap, Yunus şiirlerini tek bir kişiye ve yüzyıla aitmiş gibi ele alan yorum ve incelemelerin bir eleştirisi olarak doğdu. Amacı, Yunus’ların çokluğu sorununu tartışmak değil -çünkü bu zaten bilinen bir gerçektir-, üslup ve yapısal bağlam çözümlemeleri ile ortaya çıkan dönemlerin ve ozanların kanıtlanabilir tanımlarına ulaşmak, divanların en az üç yüz yıl süren oluşumları içinde zamandaş (senkronik) gibi yer almış olmakla birlikte gerçekte zamandaş olmayan (diakronik) üst üste katları birbirinden ayırmaya çalışmaktır. Bu yönde yapılan bir çalışma iledir ki, on üçüncü, on dördüncü, on beşinci ve on altıncı yüzyılların, kent ve kır yaşamlarının tek bir kişiye aitmiş gibi okuna gelen ürünleri, üzerlerini örten sırlı gelenek örtüsünden sıyrılarak kendi asıl kimlikleri ile görünebilmededir.

Ulaşılan bu sonuçta, okuyucu, Horasan illerinden kopup gelmiş, işlenmiş bir dil ve saf bir inanışın Ortadoğu’da ve Diyâr-ı Rûm’da aldığı yeni biçimleri tanımlama imkânını da bulacaktır.

BİR MERSİYE

Salı, 23 Ekim 2007

BİR MERSİYE

(Henüz, on dokuz, yirmi yaşlarında iken

bu cihân-ı zulmete vedâ ederek,

âlem-i nûr’â-nûr-ı dîdâra yükselen

yâr-i cânım Hilmi hakkında)

Nihâyet oldu nazardan nihân o nûr-i mübîn,

Peyinde kaldı ufuklarda bir hayâl-i defin!

Zevâl, o emr-i tabiî kemâle derpeydir:

Fezâda yükselen encüm olur ufûle karîn;

Fakat bu necm-i emel sanki berk-ı hâtif idi,

Ki birden etti gurûbuyle ufku leyl-âkîn.

Tenezzül etmedi nâsûta, döndü lâhûta;

Kemîne pâye-i iclâli oldu illiyyîn.

Hayâli yâd-ı hazînimde, rûhu bâlâ-gerd,

Vücûdu bister-i makberde iğtirâb-güzîn…

Tehallül eyledi gûyâ o nûr-i yekpâre,

Nigâh-ı bârika-bîn oldu bir de hârika -bîn!

Bir âsümân-ı celâlin muhîti, oldukça,

Nazarda arş ile yeksân olursa çok mu zemîn?

Kitâbe, seng-i mezârında hep kitâb-ı ledün; (daha fazla…)

Dost

Cumartesi, 20 Ekim 2007

Dost

Ben dost ile dost olmuşsam
Kimseler dost olmaz bana
Münkirler bakar gülüşür
Selam dahi vermez bana

Ben dost ile dost olayım
Ölmez evvel öleyim
Canimi kurban vereyim
Dünya baki kalmaz bana

Ben aşıkı biçareyim
Baştan aşağı yareyim
Ben bir deli divaneyim
Aklim da yar olmaz bana (daha fazla…)

Dolap

Çarşamba, 10 Ekim 2007

Dolap

Dolap niçin inilersin
Derdim vardir inilerim
Ben Mevlâya âsik oldum
Anin için inilerim.

Benim adim dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemis Çalap
Derdim vardir inilerim.

Beni bir dağda buldular
Kolum kanadım yoldular
Dolap’a lâyık gördüler
Derdim vardır inilerim. (daha fazla…)

Bir Ben Vardır Bende

Çarşamba, 10 Ekim 2007

Bir Ben Vardır Bende
Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkândan içeri.

Beni bende demen bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri.

Nereye bakar isem dopdolusun
Seni nere koyam benden içeri.

O bir dilberdürür yoktur nisâni
Nisan olur mu nisandan içeri. (daha fazla…)

Hak Cihana Doludur

Salı, 09 Ekim 2007

Hak Cihana Doludur

Hak cihana doludur
Kimseler Hakk’ı bilmez
Onu sen senden iste
Ol senden ayrı olmaz

Dünyaya inanırsın
Rızka benimdir dersin
Niçin yalan soylersin
Çün sen dedigin olmaz

Ahret yavlak ırakdır
Doğruluk key yarakdır
Ayrılık sarp firakdır
Hiç giden geri gelmez

Dünyaya gelen göçer
Bir bir şerbetin içer
Bu bir köprüdür geçer
Cahiller onu bilmez

Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz

Yunus sözün anlarsan
Mânâsını dinlersen
Sana iy(i) dirlik gerek
Bur da kimsen kalmaz.

Yunus Emre

İlim İlim Bilmektir

Salı, 09 Ekim 2007

İlim İlim Bilmektir

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmez isen
Ya nice okumaktır

Okumaktan mânâ ne
Kişi Hakk’ı bilmektir
Çün okudun bilmez isen
Ha bir kuru emektir

Okudum bildim deme
Çok tâat kıldım deme
Eri Hak bilmez isen
Abes yere yelmektir

Dört kitabın manası
Bellidir bir elifde
Sen elifi bilmez isen
Bu nice okumaktır

Yunus Emre der hoca
Gerekse var bin hacca
Hepisinden eyice
Bir gönüle girmektir

Yunus Emre

YAĞMUR KAÇAĞI

Cumartesi, 11 Ağustos 2007

YAĞMUR KAÇAĞI

elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

geceleri bir çarpıntı duyarsan
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu’ndan geçiyorum
akşamsa eylül’se ıslanmışsam (daha fazla…)

Kardelen

Perşembe, 09 Ağustos 2007

Kardelen
İbrahim Yılmaz


İbrahim Yılmaz
KARAKUTU YAYINLARI

Gurbet, yutkundukça boğazımda hissettiğim demir bir yumruk olur, gün batımının İstanbul’unda. Kentle birlikte yorulan martıların, geceyi geçirmek için bir yuva aradıkları saatlerde, tarihi yarımada gurbet kokar buram buram..

Şehrin homurtusu azaldığında, yorgun ayaklarını mavi sulara uzatan güneşle birlikte hatıralar canlanıverir bir bir..

Gurbetle sılayı birbirine karıştırdığım hüzünlü akşamlarda; güzel karım, oğlum, kızım, torunlarım sığır derisinden çarıklarıyla (daha fazla…)

Set 5 / 25. Yıl Özel Kampanyası / (1+2 Kitap)

Çarşamba, 08 Ağustos 2007

Set 5 / 25. Yıl Özel Kampanyası / (1+2 Kitap)


CAN YAYINLARI

El Greco’ya Mektup
Düğün ve Bir Alman Dosta Mektuplar
Bir Pınar Gibi

Medeniyete Yürüyüş

Pazartesi, 06 Ağustos 2007

Medeniyete Yürüyüş
Raşit Kara


Raşit Kara
KORA YAYIN

Siz hiç tek başınıza “Yere Tükürmeme” yürüyüşü yaptınız mı?
İstanbul’dan Ankara’ya?
Bıkmadan, usanmadan bu kötü davranışı insanlara anlattınız mı? Yanıtı sizde kalsın.
Raşit Kara, 20 Eylül 2000’de Taksim’de bir basın toplantısıyla bu yürüyüşe başlamış ve 3 Ekim 2000’de Ankara’ya varmış.
4 Ekim’de de Ankara’da eylemini sürdürmüş. Yani Medeniyet Yürüyüşü 13 gün sürmüş. Güncesini tutmuş, şiirini yazmış. (daha fazla…)