‘inndir’ olarak etiketlenmiş yazılar

Dağlar Devrildiğinde/Ebedi Nişanlı

Cumartesi, 15 Aralık 2007


Cengiz Aytmatov
UFUK KİTAPLARI

İşte,yine bi yerlerden esmeye başladı rüzgar.Ki bu rüzgar,dünya hayatının her alanında,ruhlada,düşünce ve duygularda,İnsan davranışlarında her ne varsa görebilmek adına devriye gezen ve acele eden kaderin ta kendisiydi.Kader,planda olanı tabi ki ertelemiyor,yok saymıyordu.İnsanlar için beklenmedik olan kesişmeleronun sırlı aynasında gerçek oluveriyordu..
Düyno ordundabı?Dünya yerinde mi?Ta çocukuluğundan beri çeşitli vesilelerle köylülerinden sık sık duyduğu bu cümle şimdi durduk yerde aklına geliverdi.Evet,görünüşe bakılırsa dünya da yerindeydi,nerden,nasıl içine düştüğünü bilemediği bu eski okulu da.Hatta işte şu sıra dağlar bile aynıydı.Fakat insanın içindekiler,ruh dünyası tamamen yıkılmış mahvedilmiş olabilirdi.İşte bundan herhangi biri tekrar be tekrar sorabilirdi:Düynö ordundabı?

MSDN Magazine 05-2007

Cuma, 16 Kasım 2007

Image

DERGİ

Mevlana Felsefesi (Mevlana 800 Yaşında)

Çarşamba, 17 Ekim 2007


Kabir Helminski
PEGASUS YAYINLARI

Küçük Ağa

Cumartesi, 29 Eylül 2007



Tarık Buğra
İLETİŞİM YAYINLARI

Küçük Ağa, Kurtuluş Savaşı yıllarında, siyasal karar ve tartışma merkezlerinin uzağında, Kuvvacı/Millici denilen, ama ne oldukları, neyi temsil ettikleri pek bilinmeyen birilerinin açtığı savaşa katılıp katılmamanın vebalini tartarak bir karar verme durumunda kalan insanları anlatır. Asırlarır sadece “halife-i ruyi zemin”in, padişahın açtığı sancağın altında savaşılacağı bilgi ve inancıyla yaşamış taşra insanlarının, halife-padişah çağrısının yokluğunda ve işgal haberleri yayılırken yaşadıkları ikilemlerin, açmaz ve iç çalkantıların, kendileri ve kaderlerine sahip çıkma hakkında yeniden düşünmek zorunda kalışlarının hikayesidir. Tarık Buğra’nın kendi deyişiyle Küçük Ağa, destanlara yakışır bir konuyu ele almasına rağmen, destan değil, gerçekliği anlatan bir romandır. İttihatçıların ve Kuvvacıların değil, inanç ve gelenek kalıtıyla başbaşa, ilk kez kendisi ve kendi adına geleceği için karar vermeye çalışan bir ahalinin “kahraman”ı olduu bir roman. Şimdilerde Küçük Ağa’yı okumak, güncelliğini bir kez daha kazanmış bir öyküyü, sorunsalı yeniden okumak demektir.

Açlık

Pazar, 23 Eylül 2007



Knut Hamsun
ELİPS KİTAP

İlk gençlik heyecanlarıyla okunan kitapların etkisini, o ilk okumanın verdiği benzersiz hazzı unutmak mümkün mü?
İletişim ve bilgi edinme imkânlarının son hızla arttığı bir çağda, gençlerimizi ve çocuklarımızı kitapların dünyasıyla buluşturmak eskisi kadar kolay olmasa gerek. Bu anlamda, Millî Eğitim Bakanlığının ilköğretim ve ortaöğretime yönelik 100 Temel Eser seçimi; öğrencilere, velilere ve öğretmenlere, kısacası kültür dünyamıza katkıda bulunacak, herkese yararlı olacak niteliktedir.

Sinan’ın Gizli Eseri

Cumartesi, 22 Eylül 2007



Mirsad Sinanoviç
L&M YAYINCILIK

Kanuni Sultan Süleyman dönemi..

Kanuni’nin gözdesi Asiye kardeşi Eyüp’ü Hasan Nazir’in yerine geçirtebilmek için neler planlamıştı?

Hasan Nazir Asiye’nin saray entrikalarından kendini koruyabilecek, daha da önemlisi dürüstlüğüne düşen lekeyi aklayabilecek miydi?

Hotça’da güzelliği dillere destan olan Alaca Camii, defterdar Hasan Nazir tarafından Koca Mimar Sinan’dan aldığı proje ile mi yaptırılmıştı?

İstanbul’dan, Osmanlı’nın mimari eserlerle inci gibi işlediği balkanların öbür ucuna şimdiki Bosna Hersek topraklarına yapacağı kendini aklama yolculuğunda tehlikelerden onu kimin adamları koruyacaktı? (daha fazla…)

Bir Gün

Pazartesi, 17 Eylül 2007



Ayşe Kulin
EVEREST YAYINLARI

…biz, iç içe büyüyen, iç içe yaşayan, birbirine benzeyen, kavgacı,hırçın ve inatçı, şefkatli, sevecen ve yürekli, sonsuz verici ve can alıcı, gözü kara, kurnaz, hain, aynı anda çileli, masum ve çocuksu biz! Biz, aynı toprağın çocukları.
Yazar Ayşe Kulin, Bir Gün’de herkesin payına düşmüş bir kabusun öyküsünü ele alıyor. Güneydoğu’da yaşananlar iki kadının penceresinden olduğu kadar, iki tarafın, iki yaşamın, iki ucun da yaşamından kesitlerle göz önüne seriliyor.
Uzun yılların öyküsüyle bir gün içinde hesaplaşmak zordur kuşkusuz, bir gün belki yetersiz bir zaman. Ama bir gün bir başlangıç olabilir. Bir Gün, bu başlangıcın arandığı bir roman.

Ayşe Kulin

Pazartesi, 17 Eylül 2007

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı. Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 184 yılında yayınlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adı ile senaryolaştırdı ve bu sinema filmi 1986 yılının Kültür Bakanlığı Ödülü�nü kazandı. 1986�da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracıları adlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği�nin En ıyi Sanat Yönetmeni Ödülü�nü kazandı. 1996 yılında Münir Nureddin Selçuk�un yaşamöyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü�nü, bir yıl sonra aynı adı taşıyan kitabı Sait Faik Hikâye Armağanı�nı kazandı. (daha fazla…)

Gümüş Patenler

Pazar, 16 Eylül 2007

KİTABIN ÖZETİ :

KİTABIN ADI
Gümüş Patenler
KİTABIN YAZARI
Elızabeth M. DODGE
YAYINEVİ VE ADRESİ
Akdeniz Yayıncılık Bağcılar / İSTANBUL
BASIM TARİHİ
Aralık 1998
KİTABIN YAYIM MAKSADI
Milli Eğitim Gençlik Ve Spor Bakanlığı, Talim Terbiye Kurulunun 27.05.1986 Tarih Ve 4429 Numaralı Yazısıyla 1739 Sayılı Kanun Gereği İlk Ve Orta Okullara Tavsiye Edilmiştir.

Hans ve Gretel, babaları bir sel felaketinde baraj duvarlarını sağlamlaştırmaya uğraşırken talihsiz bir kazaya uğrayan ve bunun sonucu olarak kendini bilmez bir şekilde yatan fakir bir ailenin iki çocuğudur. Babanın sağlığında ailenin maddi durumu orta halli hatta zengin sayılabilir. Çünkü; baba çok çalışmakta, zor günler için gereksiz harcamalardan kaçınıp sürekli para biriktirmektedir. Aile ayda bir altın ayırarak hem bir para kesesi, hem de eski bir çorabın içini doldurmuştur. Baba kazadan hemen önce bir arkadaşından şüphelenerek kimseye haber vermeden, uzun uğraşlar sonucu biriktirmeyi başardığı bin altını saklamıştır. (daha fazla…)

Geçmişten Günümüze Görele

Perşembe, 13 Eylül 2007

Geçmişten Günümüze Görele


Ali Bilir
KİTABEVİ

Bu kitabı okuduğunuzda, Görele’yi görmüş, Görele’yi yaşamış olacaksınız. Yöre insanının ticaret hayatını, el sanatlarını, çarşılarını, konuşmalarını, gelenek ve göreneklerini, bayramlarını, evlenme ve düğün adetlerini, eğlencelerini ve bütün kutlamalarını, kısaca yaşam tarzını öğreneceksiniz. Görele’nin yaylalarına çıkacak soğuk sularından içecek, derelerinde balık avlayacak, bahçelerinde fındık, kiraz toplayacaksınız. Görele çarşısının dövme köy dondurması, koz helvası, meşhur Görele pidesi yiyeceksiniz. Görele’nin manilerini öğrenecek, türkülerini söyleyeceksiniz. Çok eski zamanlara dayanan tarihini ve yöre halkının verdiği kurtuluş mücadelesini ibretle okuyacaksınız.

Dilber Kethy’nin Bursa ve İstanbul Hatıratı

Perşembe, 13 Eylül 2007

Dilber Kethy’nin Bursa ve İstanbul Hatıratı


A. de Rochebrune
KİTABEVİ

Bu eser doğu ve batı kültürünü çık iyi bilen Fransız yazar Madam Aziza de Rochebrune tarafından Le Calvaire de I’Islam adıyla 1913 yılında Paris’te Fransızca Olarak neşredildi. Aynı eser Türk Gazetecilik tarihinin emektarlarından gazeteci yazar Mahmud Sadık tarafından Türkçe’ ye tercüme edilerek 1916 (1332) yılında İstanbul’da Dilber Keti-Mesaib-i İslam adıyla yeni harflere aktararak bir kez daha yayınlıyoruz. Kethy Brown’nun kahramanı olduğu bu hatıratın birinci kısmı Bursa’da ikinci kısmı ise İstanbul’da geçer. Bununla beraber Balkan Savaşları’nda işgal edilen Edirne ikinci kısımda söz konusu edilen önemli mekanlardan biri olarak karşımıza çıkar. Dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin üç başkentinin hatıratın geçtiği esas mekanlar olması dikkate değer bir durumdur.

Hamlet Üzerine Soruşturma: Sağırlar Diyaloğu

Perşembe, 13 Eylül 2007

Hamlet Üzerine Soruşturma: Sağırlar Diyaloğu


Pierre Bayard
DOST KİTABEVİ

Fransız yazın eleştirisinin en yaratıcı isimlerinden biri olarak kabul ediliyor Pierre Bayard. Metinlerarasılık kavramını sadece tarihsel ve sosyal katmanlar arasında değil, bilincin kavrayış kipliklerine özgü farklı geçişler arasında da ilmek ilmek çözümlüyor. Hamlet üzerinden girişilmiş alternatif okumalara odaklandığı bu yapıtı, bir tür “metin sosyolojisini” kurgulayan analitik zekânın en göz alıcı örneklerinden biri. Okur, yazar, metin kişisi, algılama düzeyi, yorumsama uğraşı gibi temel bileşenlerin hepsini odağına alan bir okuma manueli. Yazın tarihinin en çok tartışılan yapıtlarından biri olan Hamlet, Bayard’ın seçici dikkati ve titiz araştırıcılığıyla yirminci yüzyılın son çeyreğinde yazın eleştirisine yön veren okuma pratiklerinin de bir dökümünü veriyor.

Orucu Yaşayanlar

Çarşamba, 12 Eylül 2007

Orucu Yaşayanlar


Salih Büte
KAYIHAN YAYINLARI

Oruç: İslam’ın ana şartlarından biri. Yani Müslümanlığın, olmazsa olmazlarından.
Oruç: Ergenlik çağına gelmiş, sağlık yönünden bir problemi olmayan, kadın-erkek zengin-fakir her Müslüman’a farz olan bir ibadet.
Oruç: Aşkla ve şevkle tutulduğunda, manevi olarak büyük bir huzur, maddi olarak da bereket kapılarının sonsuza kadar açıldığı ümit kapısı.
Oruç: İnsanların birbirleriyle kaynaşması için önemli bir zaman dilimi.
Oruç: Özellikle Müslümanların kendi aralarındaki kırgınlık ve dargınlıkları bitirebileceği büyük bir fırsat.
Oruç: Fakirin, düşkünün, yetimin, darda kalmışların gözetildiği bir ay.
Oruç: Kur’an’ın indirildiği ve içinde bin aydan daha hayırlı bir geceyi (Kadir gecesi) barındıran bir ayın (Ramazan) diğer adı.
Oruç: Müslümanları gerçek bayrama hazırlayan yegâne sebep.

Bu eser; Hazreti Adem’den (a.s.) Peygamberimize (s.a.v.), Sahabe-i Kiramdan bu güne, ender simaların oruç ile ilgili hikayelerini kapsamaktadır.

Ovaların Kurdu Cengiz Han

Çarşamba, 12 Eylül 2007

Ovaların Kurdu Cengiz Han


Conn İggulden
KORİDOR YAYINCILIK

Babası kurulan bir tuzakta öldürüldüğünde, Kurtlar kabilesi hakanının ikinci oğlu olan Timuçin daha on bir yaşındaydı. Ailesi kabileden atıldı; yiyecek ya da barınakları bile olmadan, Moğol düzlüklerinin zorlu ortamında açlığa ve ölüme terk edildi.

Kısa sürede yetişkinlerin dünyasına giren Timuçin hayata zor bir başlangıç yapmıştı ama doğanın ve insanların oluşturduğu tehditlerle başa çıkmayı öğrenerek hayatta kalmayı başardı. Başka yabancılarla birleşerek kendi kabile kimliğini yarattı. En zor dönemlerinden birinde, savaş halindeki bütün kabileleri birleştirme ve gümüş insanları kendi buyruğu altında toplama hayali zihninde canlandı. Böylece, Çimen Denizi’nin hakanı Cengiz oldu.

Cengiz Han’ı Cengiz Han yapan gerçeği sorgulamak insanlık tarihinde en büyük uğraşlardan biri olmuştur. Cengiz Han ki Moğol düzlüklerinde başıboş gezen bir kabileyi karşı konulmaz bir askeri birlik haline getirerek dünyanın büyük bir bölümünü fethetti ve yüzlerce yıl hüküm sürecek bir imparatorluk kurdu. (daha fazla…)

Geçmişle Hesaplaşma

Cuma, 07 Eylül 2007

Geçmişle Hesaplaşma
Mithat Sancar


Mithat Sancar
İLETİŞİM YAYINLARI

“..Her insanın ve her toplumun bir geçmişi vardır; bunun yanında bir de geçmişle bir ilişkisi. Bireyler ve toplumlar ya geçmişlerini hesaba katarak onunla ilişkilerini karşılıklı etkileşim içinde kendileri biçimlendirirler ya da geçmiş kendisi harekete geçer, takip eder, bugünü işgal etmeye çalışır. Geçmişi görmezden gelme tutumunda diretildikçe, geçmişin bugün üzerindeki etkisi artar; bir süre sonra bugün, korkulan ve kaçılan geçmişin bir ürünü haline gelir. Bizde de böyle oluyor; geçmiş yakamızı bırakmıyor; biz onu yok saydıkça, o giderek daha asî ve inatçı oluyor. Oysa geçmişe uysal bir hizmetkâr muamelesi yapmaya çok alışmıştık; onu istediğimiz zaman çağırır, istediğimiz gibi kullanır, işimiz bitince de karanlık odaya hapsederdik..” (daha fazla…)