
Kokoloji Yeni Oyunlarla Devam Ediyor!
Türkiye Kokoloji ‘yi çok sevdi. Ama oyun daha bitmedi.
Kokoloji 2 ‘de yer alan yeni oyunlarla kendinize bir adım daha yaklaşacaksınız. Var mısınız?
Kokoloji oynamak tavan arasına çıkıp ne var ne yok diye bakmaya benzer. İlk kitapta zihninizin bu gizli bölümünde dolaşmaya başladınız. Varlığını bile unuttuğunuz pek çok şeyle karşılaştınız.
Ama yolculuğunuz henüz bitmedi.
Kokoloji 2 ve içinde yer alan yeni oyunlarla o karanlık odada daha önce fark etmediklerinizi görecek daha derinlerde saklanmış olanlarla yüzleşeceksiniz. (daha fazla…)
‘Kitap Tanıtımları’ olarak etiketlenmiş yazılar
Kokoloji 2
Cumartesi, 04 Temmuz 2009Sen Ölünce Kim Ağlar?
Cuma, 03 Temmuz 2009
Gençlik yıllarımda babam bana asla unutmayacağım bir şey söylemişti: “Oğlum doğduğunda bütün dünya sevinirken sen ağlıyordun. Öyle bir yaşam sür ki öldüğünde sen sevinirken bütün dünya ağlasın.” Hayatın anlamını unuttuğumuz bir çağda yaşıyoruz. Bir insanı kolaylıkla Ay ‘a gönderebiliyoruz ancak karşı dairemize yeni taşınan komşumuzu ziyaret etmekte güçlük çekiyoruz.
George Bernard Shaw ‘a ölüm döşeğinde “Hayatınızı yeni baştan yaşama fırsatınız olsaydı ne yapardınız?” diye sorulmuş. Shaw biraz düşünmüş ve sonra derin bir iç çekişle “Olabileceğim ama asla olmadığım kişi olmak isterdim ” demiş. (daha fazla…)
Latife Hanım
Pazartesi, 29 Haziran 2009
Çok zengin, güven verici şaşırtıcı ve derin… Türkçe yazılmış en parlak birkaç biyografiden biri. – Orhan Pamuk- Sadece Mustafa Kemal ‘i Latife Hanım ‘la ilişkisi nispetinde daha fazla tanımak için değil yakın tarihi de tanımak için son derece önemli bir araştırma. – Taha Akyol- Eski bir Türk tabusuna dair yeni bir kitap – The Economist- Dünya basını Mustafa Kemal Paşa’nın kadın hakları savunucusu ve peçe takmayan eşi Latife Hanım’ı Türkiye’deki değişimin habercisi olarak adım adım izledi. Evlilikleri bitince Latife Hanım’ın entelektüel ve siyasi kimliği yok sayıldı Cumhuriyet’in kuruluşuna yaptığı katkılar unutuldu. (daha fazla…)
Ferrari’sini Satan Bilge
Cumartesi, 27 Haziran 2009
Öğretirken Keyif De Veren Büyüleyici Bir Öykü” Paulo Coelho Simyacı ‘nın Yazarı Robın S. Sharma.
Kalabalık mahkeme salonunun tam ortasında çökmüş haldeydi. O; büyük düşleri olan zeki yakışıklı korkusuz ve ülkenin en seçkin dava avukatıydı.
Onu 17 yıldır tanıyordum.Julian ‘ın şok edici mahkeme gösterileri sürekli gazetelerin ön sayfalarında yer alıyordu.Çoğu kimsenin sadece düşleyebileceği her şeyi elde etmişti:Yıldızlara varan mesleki şöhret milyonlarca dolarlık banka hesapları en pahalı semtte olağanüstü bir malikane özel bir jet tropikal bir ada ve orada yazlık bir ev ve de çok değer verdiği varlığı-evinin özel yolunun ortasına parkettiği kırmızı bir ferrari. (daha fazla…)
Mavi Akım
Perşembe, 18 Haziran 2009
Türkiye ‘nin en fazla tartışılmış ancak detayları en az bilinen projelerinden biri Mavi Akım. Öncelikle Türkiye ‘de yönetselliğin tam anlamıyla şeffaf olmamasından dolayısıyla toplumun iyi ve doğru haber alamamasından kaynaklanıyor bu bilgisizliğimiz. Ama aynı zamanda konuya bütünlüklü bir resim olarak bakamamaktan konunu yanlış ve sığ terimlerle tartışılmış olmasından da kaynaklanıyor.
Oysa evlere fabrikalara doğalgaz taşıyan bir boru hattı olmanın çok ötesinde anlamları var bu projenin. Sadece Türkiye ‘nin değil (daha fazla…)
Katre-i Matem
Cumartesi, 06 Haziran 2009
Elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala’nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor. İstanbul bu romanda karmaşası heyecanı isyanları kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil bir yaşayış tarzı estetik bir tavır kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul’u hatta tüm Osmanlı’yı çevreliyor. (daha fazla…)
Taif’ Te Ölüm
Çarşamba, 26 Kasım 2008google_ad_client = “pub-5864125130062243″;
/* 468×15, oluşturulma 16.08.2008 */
google_ad_slot = “2522050220″;
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//–>
window.google_render_ad();
Taif’ Te Ölüm
<!–
google_ad_client = “pub-5864125130062243″;
/* 336×280, oluşturulma 30.08.2008 */
google_ad_slot = “3923917918″;
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//–>
window.google_render_ad();
Kitabın Adı Taif’ Te Ölüm
Kitabın Yazarı Hıfzı TOPUZ
Yayınevi ve Adresi Remzi Kitap Evi, İstanbul
Basım Yılı 2000
KİTABIN ÖZETİ
Mehmet Efendinin 1822 yılında İstanbul’ da bir oğlu olur, adını Ahmet Şefik koyarlar. Çocuk her şeyden önce Kurân’ ı ezberler ve on yaşında hâfız olur. Birkaç yıl sonra da, on üç yaşında Divan-ı Hümayun, yani Başbakanlık kaleminde memuriyete başlar. Orada adını Mithat Efendi yaparlar. Mithat, Divan-ı Hümayundaki görevinin yanı sıra Fatih camiinde ünlü hoca efendilerin derslerini izler; Arapça, Farsça, mantık ve İslâm hukuku öğrenir, yani, tam bir dinsel eğitimden geçer. Mithat Efendi çalışkanlığı ile göz doldurur, 18 yaşında Başbakanlık yazı işlerinde üst düzeyde bir göreve getirilir. İki yıl sonra daha önemli bir görev için Şam’ a gönderilir. Oradan Konya’ya sonra Kastamonu’ya daha sonra da İstanbul’a tekrar döner. Taşra ve Rumeli kentlerinde değişik görevler alır. 25 yaşında Naima Hanım ile evlenir. Naima Hanım iyi eğitim görmüş güzel bir kızdır. Bu evlilikten bir yıl sonra Memduha adlı kızları doğar. Başka çocukları olmaz. Mithat Efendi Kırım Savaşı olurken İstanbul’dadır. İstanbul, Fransız askerleriyle doludur. Azınlıklar, Fransızların arkasından gitmekte ve onlarla dostluk kurmaya çalışmaktadır. Üst düzeydeki Fransızlar , Bâbıâlî’ye gelirler, biraz dil bilen memurlar ve çevirmenler onlara yaklaşarak konuşurlar.
Mithat Efendi dil bilmemenin ve batı kültürünün dışında kalmış olmanın kompleksiyle ezilir. Mithat Paşa, önceden tanıdığı Sadrazam Ali Paşa’ ya Avrupa’- ya dil öğrenmek için gitmek istediğini söyler.
Ali Paşa, Mithat Paşa’yı Avrupa’ ya gönderir. Önce Fransa sonra İngiltere’- de dil öğrenir; bilgi ve görgüsünü artırır. Avrupa kültürünü yaşayarak öğrenir, batı medeniyetini tanır. Batıda gördüğü yeniliklerin Osmanlı’da da olmasını arzular. Bunlardan en önemlisi “Kuvvetler ayrılığı” ilkesidir. Yani yönetimin, yargının ve yasamanın birbirinden ayrı tutulmasıdır. Mithat Paşa, tüm yaşamı boyunca bunu uygulamaya çalışır. Padişah’ın devlet yönetimine, yargı organlarına ve meclise karışmamasını savunur. Bir anayasanın oluşturulması için çok çalışır. Fransız ihtilâlinden sonra yayılan eşitlik ve adalet ilkelerinin en büyük savunucusu olur. Mithat Paşa, bütün siyasal yaşamına yön veren ilkeleri Fransa da öğrenir. Mithat Paşa, Fransa da Danıştay’ ı öğrenir. Danıştay’ın Osmanlı’da da olması için çok çalışır. Mithat Paşa 1958 yılında engin birikime sahip olduğuna inandığından Abdülmecit’in huzuruna çıkıp düşüncelerini arz etmek ister; ancak bu olanağı bulamaz. Tek konuşabileceği kişi Ali Paşa dır. Önerilerini Ali Paşa’ ya yapar, Paşa çok olumlu karşılar. Mithat Paşa’yı üst düzey memuriyetlere getirir, vezir yapar. Sonra Niş ve Tuna valisi yapar. Mithat Paşa her gittiği yerde çalışma ve başarıları ile büyük üne kavuşur. Bir süre sonra Mithat Paşa görüşmelerde bulunmak için İstanbul’ a çağrılır. Görüşmelerde danıştay fikri üzerinde durulur. Osmanlı’da olan Meclis-î Vâla’nın, Şûray-ı Devlet’e dönüştürülmesi fikri benimsenir. Fakat Padişah bu fikre sıcak bakmaz. Fakat, daha önceden Gülhane Hattı Hümayunu’nda batılılara bunun yapılacağı sözü verilmiştir. Abdülaziz ikna olur. Fakat şûraya azınlıkların da alınması fikri padişahı rahatsız eder. Buna rağmen 1868 yılında Şûray-ı Devlet kurulur. Mithat Paşa, Şûra’nın başkanlığına getirilir.
Ali Paşa ve Mithat Paşa, birlikte Padişahın yapacağı açılış konuşmasını hazırlarlar. Bu konuşmada padişah hiç istemeyerek şunları söyler:
“Eski zamanlarda düzenlenen kanunlardan yaralanmak artık mümkün değildir. Eğer o kanunlar ve nizamlar bugünün ihtiyaçlarına cevap verselerdi şimdi Avrupa’nın en uygun ve iyi yönetilen hükümetleri arasında bulunurduk.
Şimdi yeni kurduğumuz düzenle icra kuvvetini adlî, dinî ve kanunî kuvvetlerden ayırıyoruz”
Hangi mezhepten olurlarsa olsun bütün tebam, aynı vatanın evlâtlarıdır. Herkes dinî inancında serbesttir. Mezhep anlaşmazlıkları Osmanlı vatandaşlarını birbirinden ayıramaz…”
Devlet Şûrasının açılışı özellikle İstanbul’da olmak üzere bütün yurtta Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar tarafından coşku içinde kutlanılır. Beyoğlu o akşam bir bayram havası yaşar. Mithat Paşa Şûra-yı Devletin başkanı olarak çok mutludur. Bir yıllık görevi döneminde İstanbul’da Saray Mektebi’ni ve Emniyet Sandığı’nı kurar.
Ancak daha sonra Mithat Paşa, Ali Paşa ile ters düşer ve Şûra-yı Devlet başkanlığından alınır. Bağdat’a vali yapılır. Burada ikinci kez evlenir. Bağdat valiliğinde de çok başarılı olur. Bir süre sonra görevinden alınarak İstanbul’a çağrılır.
Bağdat valiliği sırasında Mithat Paşa hakkında bir çok dedikodu çıkar. Mithat Paşa padişahla görüşerek meselenin aslını arz etmek ister. Huzura kabul edilir. Mithat Paşa, Osmanlının çöküşünün durdurulması için vatandaşlar arasında hiçbir din, dil, ırk ayırımı gözetilmeksizin herkesin Osmanlı sayılması gerektiğine inanmaktadır. Tüm vatandaşların eşitliğinden yanadır. Çok uluslu bir yönetim kurulmasını savunur. Gülhane Hattı Hümayunundaki maddeler uygulanırsa Müslümanlarla gayri müslimler eşit haklara sahip olacaklar; böylece müslüman olmayan vatandaşlarında Osmanlıyı savunacaklarına inanır. Batı da uygulanan hak, adalet eşitlik ilkelerinin bizde de uygulanması gerektiğini Sultan Abdülaziz’ e arz eder. Bu görüşler Padişah’a uygun gelir. Padişah Mithat Paşa’yı Sadrazamlığa tayin eder. Mithat Paşa yaptığı incelemelerinin sonucunda Sarayın harcamalarında usulsüzlük yapıldığını fark eder. Böylece sarayla Mithat Paşa arasında ilişkiler sertleşmeye başlar, bir süre sonra da Sultan Abdülaziz tahttan indirilir. Sultan Murat tahta çıkarılır. Olaylar, Mithat Paşa’nın isteği doğrultusunda gelişir. Yeni Padişah darbecilerin her isteğine boyun eğer, devleti Mithat Paşa ve ekibi yönetir. Bu arada Sultan Abdülaziz intihar eder. Sultan Murat tahttan indirilir ve yerine Sultan Abdülhamit geçirilir. Abdülhamit’in tahta çıkması bütün yurtta büyük törenlerle kutlanır. Sultan Abdülhamit Meşrutiyet’i ilan sözü ile tahta geçmiştir, ama asıl niyeti başkadır. Giderek artan baskıcı bir yönetimle bütün ipleri eline almaya ve kendine karşı çıkan sesleri surturmada kararlıdır. Mitat Paşa ise Batı’daki aydınlanma düşüncesi, Fransız Devrimi ve Özgürlük mücadelesinden etkilenmiş bir grup aydınla birlikte, beşyüz yıllık bir İmparatorluğun yapısını değiştirmeyi ve çağdaş bir yönetim anlayışı getirmeyi amaçlamaktadır. Yeni padişah Sadrazam Rüştü Paşa ile Mithat Paşa’ yı görevlerinde tutmak zorundadır. Çünkü kendilerine minnet borcu vardır. Mithat Paşa, sultanı hiç bir zaman sevmez. Sultan ise kendisinden büyük ve devlet yönetiminde tecrübeli olan Mithat Paşa’ ya çok saygılı davranır. Zaman içinde Padişah Sultan Abdülhamit ile Mithat Paşa ters düşerler. Mithat Paşa azınlıkların kendi askeri birliklerini kurmasını ister, Padişah buna karşı çıkar. Mithat Paşa Avrupa’da öğrendiklerini uygulamak ister, bunun için koşulları zorlar. Mithat Paşa sürgün edilir, önce Girit, sonra Suriye valiliği görevlerinde bulunur. Suriye valisiyken İstanbul’ a davet edilir. Önce İzmir’e gelir. İzmir’de Saray kendisine suikast düzenletir. Mithat Paşa Fransız konsolosluğuna sığınır. Mithat Paşa, Fransa ile Osmanlı arasındaki ilişkinin gerilmesine neden olur. Tunus, Fransa ya bırakılırsa Mithat Paşa’ nın Osmanlıya iadesinin söz konusu olabileceği bildirilir. Osmanlı bu isteği kabul etmez. Yapılan pazarlıkta sonuç alamayan Fransız elçiliği de Mithat Paşanın konsolosluktan çıkarılmasını ister. Mithat Paşa teslim olur. Paşa, İstanbul’ a getirilir, yargılanır, idama mahkum olur. Ölüm cezası kaldırılarak Taif’e gönderilir. Artık cezasını burada çekecektir, fakat Taif’te birçok işkenceye maruz kalır ve bir süre sonra da sarayın görevlendirdiği kişiler tarafından boğularak öldürülür.
Şeytan Dönemeci
Cumartesi, 02 Haziran 2007
KİTABIN ADI Şeytan Dönemeci
KİTABIN YAZARI Agatha CHRISTIE / Gülten SUVEREN
YAYINEVİ VE ADRESİ Altın Kitaplar Yayınevi Cağaloğlu / İSTANBUL
BASIM TARİHİ Ekim 1998
KİTABIN ÖZETİ :
Olaylar bir kulüpte eski bir memur olan emekli bay Porter ‘in okuduğu gazetedeki bir haber üzerine başlamaktadır. Haberde Londra’daki depremde Gordon Cloade’ın evinin yıkıldığı ve yeni evlendiği karısı ile karısının abisi dışında kimsenin kurtulmadığı yazmaktadır. Bay Porter haberi okuduktan sonra kulüptekiler arasında, Gordon Cloade’n kardeşi doktor Jeremy Cloade’nda olduğunu fark etmeden yorum yapmaya başlar. Zira depremden kurtulan Gordon Cloade’un bir vapur yolculuğu sırasında tanıştığı ve aniden evinden uzak olan New York’ta evlendiği kadın, görevli olduğu Afrika’daki dostu Underhay’ın onu terk eden eşidir. Underhay kadının kendisini terk etmesi üzerine dostu Porter’e dert yanmış ve Katolik olduğu için boşanamadığı eşinin kendisini habersizce terk etmesini hazmedemediğini anlatmıştır. Ayrıca hayatını vatanı olan İngiltere’den uzakta sürdüren bu adamı kendisinin ölüm haberini ilan ettirerek ve Afrika’da izini kaybettirip kadının özgür kalabileceği günden bahsetmiş, fakat buna fırsat bulamadığı için bu olayın ismini lekelediğini buna da çok üzüldüğünden bahsetmiştir. Bu olaydan kısa bir süre sonra Underhay’ın ölüm haberi İngiltere’ye ulaşmış Bay Porter’de bu ölümü devamlı bu kadına bağlamıştır.
(daha fazla…)
NİMETŞİNAS
Cumartesi, 02 Haziran 2007
KİTABIN ADI NİMETŞİNAS
KİTABIN YAZARI Hüseyin Rahmi GÜRPINAR
YAYIN EVİ VE ADRESİ ÖZGÜR YAYINLARI-İSTANBUL
BASIM YILI 1995
1.KİTABIN KONUSU:
Kitapda çok terbiyeli, dürüst ve namuslu bir kızın hizmetçi olarak çalıştığı yerin hanımının ölmesinden sonra başka bir hanıma hizmet etmesi ve ona olan sadakati.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Roman, Neriman ismindeki bir hizmetçi kızı anlatır. Neriman ve annesi Hayriye Hanım, bir konakta hizmetçilik yapmaktadırlar. Konaktakiler Neriman’ı o kadar çok severler ki hizmetçi değil evin kızı gibidir. Bütün yaptığı iş kendi yaşındaki hanımı Nevber ile vakit geçirmektir. Zaten o da bundan zevk almakta ve Nevber’i çok sevmektedir. (daha fazla…)
KANUNSUZLAR
Cumartesi, 02 Haziran 2007KİTAP ÖZET FORMU
KİTABIN ADI KANUNSUZLAR
KİTABIN YAZARI HAROLD ROBBINS
YAYINEVİ VE ASRES ALTIN KİTAPLAR YAYINEVİ
BASIM YILI 1983
KİTABIN KONUSU:Frank Kane adında bir çocuğun hayatı boyunca başından geçenler.
KİTABIN ÖZETİ:Frances Cain oğlunu fırtınalı bir günde dünyaya getirmiş, kendi adını bile hemşirelere ancak söyleyebilmiş talihsiz bir kadındır. Fakat son nefesinde çıkan sesinin yetersizliği yüzünden adı Francis Kane olarak anlaşılmış ve öyle kaydedilmiştir.
Küçük Francis hayatına St. Therese Kilisesi’nde Rahibe Anne ve Rahip Bernhard ile birlikte başlamıştır. Yetimhane hayatı ona birçok beceriler kazandırmıştır. Her ne kadar yetimhane buna izin vermese de kendi parasını kendisi kazanmaktadr. Ne iş olursa olsun yapmakta ve yaz için para biriktirmektedir. Sürekli ağır işlerde çalıştığı ve yorulduğu için çok güölü bir vücuda sahiptir. (daha fazla…)
BOŞLUKTA SALANAN ADAM
Cumartesi, 02 Haziran 2007KİTABIN ADI BOŞLUKTA SALANAN ADAM
YAZARI SAUL BELLOW
YAYIN EVİ AKA
BASIM YILI 1995
1.KİTABIN KONUSU:
Bir insanın düzensiz ve boş hayatını anlatıyor.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Joseph durgun biri olarak ortaya çıkıyor.Kendisini küçük evinde kapatmış ve boş işlerle uğraşan biridir.Evli ve Kanada’da yaşıyordur .Yabancı olduğu için hakkında askerliğe alınması için soruşturma açılıyor.Soruşturma bitikten sonra 1-A askerlik
Bölüğüne kayıt yapılıyor.Josep askerliğe gidecek gününü beklemeye başlar.Fakat bu sürenin çok uzayabileceğini düşünerek iş görüşmesi için cocukluk arkadaşı Myron ile buluşur.Beraber yemek yemek için bir lokantaya girerler.Lokantada Joseph yakın arkadaşı Jimi’yi görör ve selamlar .Jimi tanımıyormuş gibi yapıp selam vermez. (daha fazla…)
Ra’nın Maskesi
Cumartesi, 02 Haziran 2007KİTABIN ÖZETİ :
M.Ö. 3100’ de kurulmuş olan ilk eski Mısır Hanedanı ve yeni krallığın M.Ö.1550 yılında ortaya çıkışı arasında geçen sürelerde Mısır’ da birçok köklü değişimler meydana gelmiştir. Bunlar; piramitlerin yapımı, Nil boyunca kentlerin kurulması, Yukarı ve Aşağı Mısır’ ın birleşmesi, Güneş Tanrısı Ra dininin yayılması, Osiris ve İsis kültürünün gelişmesidir. Mısır birçok yabancı saldırılara uğramış ve bunlara direnmek zorunda kalmıştı. M.Ö. 1479 yılında Firavun II. Tutmes’ in yönetiminde birleşen Mısır barışa kavuşmuş ve yeni bir parlak dönem başlamıştır. Firavunlar Başkentini Teb’ e taşımışlar, ölülerin piramitlere gömülmesine son vermişler ve kralların mezarlığı olarak da Krallık Vadisi seçilmiştir.
(daha fazla…)
Doğu Ekspresinde Cinayet
Cumartesi, 02 Haziran 2007KİTABIN ADI
Doğu Ekspresinde Cinayet
KİTABIN YAZARI
Agatha Christie / Gönül Suveren
YAYINEVİ VE ADRESİ
Altın Kitaplar Yayınevi Cağaloğlu / İSTANBUL
BASIM TARİHİ
Ocak 1986
KİTABIN YAYIM MAKSADI
Trende Yaşanan Cinayetin Anlatılması
KİTABIN ÖZETİ :
Cinayete kurban olan kişi, Bay Rachett adıyla anılmaktadır. Ve daha sonra gerçek adının Cassetti olduğu ortaya çıkacaktır. Kendisinin öldürüleceğinin farkına varmış ve korunması için aynı trende bulunan dedektif Poirot’a yirmibin dolar teklif etmiş, fakat Bay Poirot adamın tehlikeli biri olabileceğini dedektiflik içgüdüsünün de yardımıyla sezinleyerek kabul etmemiştir.
Cassetti’nin öldürülme sebebi, daha önce çocuk kaçırma olaylarına karışmış olmasıdır. En son ise Amerika’nın tanınmış ailelerinden Armstrong’ların kızını kaçırmış ve fidye istemiş, daha sonra ise de çocuğu öldürmüştür.
Cinayetin aydınlatılma işini Ekspresin müdürlerinden olan Bay Bouc, Poirat’a teklif eder, o da bunu kabul eder ve ipuçlarını o anda trende bulunan doktoru da yanlarına alarak, üçü araştırmaya başlarlar. (daha fazla…)
Eğil Dağlar
Cuma, 13 Nisan 2007KİTABIN ADI : Eğil Dağlar
KİTABIN YAZARI : Yahya Kemal Beyatlı
YAYIN AVİ VE ADRESİ :Kültür Bakanlığı/Ankara
BASIM TARİHİ :1981
1.KİTABIN KONUSU:
Milli mücadeledeki kahramanlar için yazılmış bir kitap.
2.KİTABIN ÖZETİ:
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1884 yılında Üsküp’te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh’tır. İstanbul Vefa Lisesi mezunu. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris’e kaçtı. Dokuz yıl kaldı. Fransız edebiyatını ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan etkilendi.
(daha fazla…)
Kaçış
Pazar, 11 Mart 2007
Karanlık bir tünelin içindeyim, kaçıyorum… Hızla ilerlemek, koşmak istiyorum, ama duruyorum. Tek yapabildiğim kazımak toprağı tırnaklarımla ve ilerlemek her gün bir parmak boyu daha. Yılmıyorum ama, şükrediyorum; bugünümün dünümden farklı olduğuna…
Kaçışım bir zindana özgürlükten, karanlığa aydınlıktan. Yalnızlığın gözyaşını yudumlarken…
Bilinçaltımda tüm yaşanmışlıkların bilgeliği belki de bakışlarımdaki şaşırmışlığın nedeni. Kimseye dile getiremediğim, kimseyle paylaşamadığım bir sırrın düğümü. Kaçışımın nedeni…
Kaçıyorum, senin için, sana doğru. Kaçarken olabiliyorum zira seninle ancak. Tüm irademin gemini eline alan bir tutku bu. İnancımı kaybetmiş olsam da binyıllar önce, yine de devam eden bana rağmen…
İlerlemiş yaşlarda duyulan bir çocukluk şarkısının çağrışımının ezgisi hep dinlediğim. Bir gün muhakkak kavuşacağım, mutlaka buluşacağım dediğim.
Kimse bilmiyor, bu kadar gülümseyen birinin aslında nasıl bir ölünün ruhunu taşıdığını. Tek amacının son nefesini hak etmek olduğunu.
Karanlık bir tünelin içindeyim, kaçıyorum. Senin için, sana doğru. Tek yapabildiğim, tek bilebildiğim bu…