‘Ömer seyfettin’ olarak etiketlenmiş yazılar

Yüksek Ökçeler

Cumartesi, 03 Kasım 2007

1.KİTABIN KONUSU:
Herşeyi olan,zengin ve genç yaşta dul kalmış birinin yanıda çalışanlara yaptıgı baskılarla,onları istediği standartlara getirme çabası…

2.KİTABIN ÖZETİ

A-)YÜKSEK ÖKÇELER:Hatice Hanım,pek genç dul kalmış zengin bir hanımdır.13 yaşındayken 60 yaşında yaşlı ve hastalıklı bir erkekle evlenmiştir.Hatice Hanım başlıca merakı temizlikle namusluluktu.Göztepe’deki köşkünü hizmetçi Eleni ile evletlığı Gülter’le beraber temizler,aşçısı Mehmet’İ her gün traş ettirir.Bolulu oğlanı tepeden tırnağa beyazlar giydirirdi.Evdeki çalışanları çok namusluydular.Kileri kitlemez,paraları meydanda dururdu.Evdeki çalışanlarına kimseyle konuşmamalarını öğütlerdi.Birgün Hatice Hanım’ın birden başı döndü ve bayıldı.Doktor hastalığının sebebini Hatice Hanım’ın yüksek ökçeli ayakkabılarına bağladıve ona ökçesiz ayakkabı önerdi.O günden sonra evdekilere söz dinletemez oldu.Kiler de artık boşalmaya başlamıştı.Bir gün mutfağın kapısını gelen sesler üzerine açtı ve aşçıyla çalışanları fingirdeşirken gördü bu olay sonucunda hepsini evinden kovar.Ardından eve çok çalışan aldı,ama sonunda yine ökçeli ayakkabıları giyer oldu,hastaydı ama kafası rahattı. (daha fazla…)

NAKARAT

Cumartesi, 03 Kasım 2007

1.KİTABIN KONUSU :

Bir Türk subayının hayalperest ve bilinçsiz davranışları sonucu içine düştüğü durum anlatılmaktadır.

2. KİTABIN ÖZETİ :

Hikayenin başkahramanı Pirbeliçe,Babina gibi Bulgar köy ve kasabalarında emrine verilen münfeze ile Bulgar çetecilerine karşı savaş veren bir Türk subayıdır.Başından geçen olayları anı defterine kaydeder.
Pirbeliçe görevini Bibana’da yapmak için binbaşısından ricada bulunur ve Bibana’ya tayin olur.Burası küçük bir Bulgar köyüdür.Buraya geldikten bir süre sonra sıkılganlığı ve umursamazlığı burada da devam eder.Okumaz,yazmaz,yorgundur ve içinde bulunduğu ortamdan şikayetçidir.
Karışık duygular içerisindeyken bir kadın sesi duyar ve sesin sahibini merak eder.Karışık duyguların derinliğinde kendini kaybeder.Bir taraftan İstanbul’u,annesini;diğer taraftanise duvardaki yazıları okur.Bu duygular içerisindeyken sesin sahibini görür.Sesin sahibi kaldığı odanın karşısındaki evde oturan,güzel,sarışın bir Bulgar kızıdır.Birbirlerine tebessüm ederek tanışırlar ve Türk subayı ona aşık olur. (daha fazla…)

Bomba

Cumartesi, 03 Kasım 2007

KİTABIN ÖZETİ:
Serin ve karanlık eylül gecesinin yıldızsız seması altında Selanik, sanki gündüzki heyacanlardan , gürültülerden yorulmuş gibi , baygın ve sakin uyumaktadır.Rıhtım tenhadır. Olimpos Palas’ın , Kristal’in, Splandit Palas’ın,diğer küçük gazinoların lambaları çoktan sönmüştür.Tramvay yolunu tamir için yığılmış parke taşlarının ilersinde,denize inen küçükmerdivenin başında,hareketsiz bir gölge dimdik durmaktadır.Gölgenin sahibi tahsilini Paris’te bitirip daha sonra dolgun bir maaşla İzmir’egiden ve orada aşık olduğu güzel bir İtalyan kızı olan Grazia ile evlenen genç mühendis Kenan Bey’dir.Kenan Bey Türklüğe, yani medeniyetsizliğe karşı olan garazi Avrupalılara, onların adetlerine, ananelerine, (daha fazla…)

Harem

Cumartesi, 03 Kasım 2007

KİTABIN KONUSU :
Sermet ile Nazan çiftinin birbirlerine güvemeyi nasıl kazandıkları.
KİTABIN ÖZETİ :
Sermet adında bir adam ,karısı Nazan’ın kendisini başka bir erkekle aldattığını ,karısıda Sermet’in kendisini başka bir erkekle aldattığını zannediyor.
Modern yaşamı seven , lüks olmayı seven , dürüst ve sadakâtli,kalbinde hiç bir kötülük olmayan bir kadındır.Ancak o zamanlar kadınlı erkekli eğlencelere katılmak hiç hoş karşılanmazdı.O ise eğlencelere hem katılıp hem de düzenleyen birisiydi.Bunda hiç bir kötülük düşünmezdi,bunu çağın gereği olarak görüyordu. (daha fazla…)

Harem

Cumartesi, 03 Kasım 2007

KİTABIN KONUSU :
Sermet ile Nazan çiftinin birbirlerine güvemeyi nasıl kazandıkları.
KİTABIN ÖZETİ :
Sermet adında bir adam ,karısı Nazan’ın kendisini başka bir erkekle aldattığını ,karısıda Sermet’in kendisini başka bir erkekle aldattığını zannediyor.
Modern yaşamı seven , lüks olmayı seven , dürüst ve sadakâtli,kalbinde hiç bir kötülük olmayan bir kadındır.Ancak o zamanlar kadınlı erkekli eğlencelere katılmak hiç hoş karşılanmazdı.O ise eğlencelere hem katılıp hem de düzenleyen birisiydi.Bunda hiç bir kötülük düşünmezdi,bunu çağın gereği olarak görüyordu. (daha fazla…)

FALAKA

Cumartesi, 06 Ekim 2007


Her sabah Çarşı Camii`nin arkasındaki harap zaptiye ahırlarının önünden, bir serçe sürüsü gibi, cıvıl cıvıl neşeli geçerdik. Okul biraz daha ileride,alçak duvarlı,oldukça geniş bir avlunun ortasında idi. Bir kattı, etrafında yükselen büyük kestane ağaçlarının birbirine karışmış koyu gölgeleri bütün çatısını kaplardı. Biz daha avlunun kapısından Hoca girmeden Efendinin olup olmadığını, şöyle bir bakar, anlardık:
-Abdurrahman Çelebi gelmiş mi be?
-Gelmiş, gelmiş…
Abdurrahman Çelebi, Hoca Efendinin eşeğiydi. Siyah, huysuz,inatçı bir hayvan… Her sabah bizler gibi erkenden okula gelir, akşama kadar kalır. Evlerimizden, sırasıyla getirdiğimiz kucak kucak otları, yazsa ağaçların, kışsa sol taraftaki abdestlik sundurmasının altında yavaş yavaş yerdi. Ona su vermek, onu tımar etmek okulda bir ayrıcalıktı. Hoca Efendiye kim yaranırsa bunu mükafat olarak kazanırdı. Okulun kapısına dar, taş bir merdivenle çıkılırdı. İçeri girilince ta karşı tarafta Hoca Efendinin rahlesi vardı. (daha fazla…)

İlk Düşen Ak

Cumartesi, 29 Eylül 2007



Ömer Seyfettin
İNKILAP KİTABEVİ

- Alçak!…
- Alçak!…
- Hain!
- Hain!
- Vicdansız!
- Asıl sensiz vicdansız!..

Daha düne kadar bütün kibar Şişli halkının, yeni yetişen çocuklarına, “İşte mutluluk timsali! Siz de böyle bir yuva yapmaya çalışınız” diye gösterdiği bu çift şimdi birbirlerine öyle korkunç, öyle vahşi bir öfkeyle bakıyorlardı ki…
Sermet tekrar haykırdı:
- Asıl sensin vicdansız!..

Yüksek Ökçeler

Cumartesi, 29 Eylül 2007



Ömer Seyfettin
İNKILAP KİTABEVİ

Hatice Hanım pek genç yaşta dul kalmış zengin bir hanımcağızdı. On üç yaşındayken altmış altı yaşında bir kocaya vardığı için evlilik denen şeyden nefret etmişti. İşte hemen hemen on sene vardı ki; erkeğin hayali, zihnine romantizma, balgam, pamuk, vantuz, tentürdiyot yığınlarından yapılmış pis, asık suratlı, lanet bir heyula şeklinde gelirdi.

Bomba

Perşembe, 27 Eylül 2007



Ömer Seyfettin
İNKILAP KİTABEVİ

Duvarları ve tavanı uzun bir kışın isleriyle kararmış bu yer odasında mahpus gibi duran bodur ve çirkin ocak, içindeki odunları sanki öfkeyle yakıyor, bir an evvel yutmaya çalışıyordu. Hızla tutuşarak, uzanan ve sönen alevler mandolinle heyecanlı bir sosyalist marşını çalan genç Boris’i, karşısında ezeli, nihayet bulmaz milli çorabını ören güzel karısı Mağda’yı, akıcı bir kırmızıya boyuyor, bütün odayı kaplayan büyük, kötürüm gölgelerini titretiyordu.

Harem

Perşembe, 27 Eylül 2007



Ömer Seyfettin
KONAK YAYINLARI

Ömer Seyfeddin sağlığında Harem (1918) adlı bir hikaye kitabı çıkardığı için, aile konusunu ele alan hikayelerin iyine Harem adlı bir kitapta topluyoruz. Baskıcı aile yapısı kadar, feminist kadın anlayışının da bu hikayelerde ustalıkta eleştirildiğini görüyoruz.

Tarih ve toplumu konu edilen hikayelerinin yanında, başlangıtan beri alfranga-alaturka zıtlığını yansıtan aile hikayelerinin de önemli bir yekün tuttuğunu görüyoruz. Pembe İngili Kaftan’da, tarih ve toplum hikayeleri, Efruz Bey’de Meşrutiyet dönemine ait fikri ve siyasi eleştirileriyle geliştirilen hikayeler toplanmıştı. Bu kitapta ise aile ve kadın-erkek ilişkilerini anlatan hikayeler bir araya getirilmiştir.

Beyaz Lale

Perşembe, 27 Eylül 2007



Ömer Seyfettin
İNKILAP KİTABEVİ

Bu Ciltteki Hikayeler
Hürriyet Bayrakları
Hürriyet Gecesi
Tuhaf Bir Zulüm
Devletin Menfaati Uğruna
Primo-Türk Çocuğu
Bir Çocuk -Aleko
Antiseptik
Nakarat
İrtica Haberi
Beyaz Lale
Mehdi
Boykotaj Düşmanı
Yalnız Efe

Başını Vermeyen Şehit

Pazartesi, 24 Eylül 2007



Ömer Seyfettin
NESİL YAYINLARI

Ömer Seyfettin, küçük hikayeyi bizlere sevdiren yazar. Duru bir Türkçe ile yazdığı hikayeleri onca yıl geçmesine rağmen hala çok okunuyor. Ülkemizde en çok baskı yapan ve okunan kitapların başında Ömer Seyfettin’in eserleri gelir.
Yazarın en güzel tarihi hikayelerinden örneklerin sunulduğu bu kitapta, Başını Vermeyen Şehit’ten başka, Topuz, Nadan, Forsa, Kütük, Diyet ve Büyücü Doğan hikayeleri de yer alıyor.
Tarihin şanlı sayfalarında dolaşmaya ne dersiniz?

Perili Köşk

Pazar, 23 Eylül 2007



Ömer Seyfettin
ELİPS KİTAP

Milli Eğitim Bakanlığınca Türk ve dünya edebiyatından “100 Temel Eser”in belirlenmiş olmasını, ülkemizdeki okuma oranını artırmaya yönelik bir çaba olarak görüyoruz. Bir başlangıç olarak “100 temel Eser” ümit vericidir; eğer öğretim seviyesindeki gençlerimize bu eserleri okutmayı başarabilirsek, “okuyan toplum” olma yolunda önemli bir adım atılmış olacaktır.
“100 Temel Eser”in bir başka olumlu yönü de; aynı eserleri okumuş, o eserlerdeki dil varlığı ile duygu ve düşünce zenginliğini farketmiş bireylerin oluşturacağı bir toplum daha hoşgörülü, daha paylaşımcı, kültür seviyesi yüksek olacaktır. (daha fazla…)

Mahcupluk İmtihanı

Salı, 18 Eylül 2007



Ömer Seyfettin
ELİPS KİTAP

Ömer Seyfettin, yaşadığı dönemin geleneksel dil ve edebiyat anlayışına bağlı kalmayan yenilikçi kişiliği ile düz yazımızın gelişme aşamasında büyük dönüşümler yarattı. “Tabii lisan, konuşulan lisandır.” ilkesi üzerinde inatla durarak yalın bir anlatım kurdu. Öykünün akışında sağladığı hızlılık, olay kişi çevre bağlantılarındaki doğallık ve en önemlisi ustalıkla yarattığı yergi havasıyla bugün de canlılığını koruyan eserler verdi. Döneminin eski dil beğenisine saplanıp kalan yazarlarını okunmaz duruma düşüren “zaman” onu haklı çıkardı.

Nokta

Salı, 18 Eylül 2007



Ömer Seyfettin
ELİPS KİTAP

Ömer Seyfettin, yaşadığı dönemin geleneksel dil ve edebiyat anlayışına bağlı kalmayan yenilikçi kişiliği ile düz yazımızın gelişme aşamasında büyük dönüşümler yarattı. “Tabii lisan, konuşulan lisandır.” ilkesi üzerinde inatla durarak yalın bir anlatım kurdu. Öykünün akışında sağladığı hızlılık, olay kişi çevre bağlantılarındaki doğallık ve en önemlisi ustalıkla yarattığı yergi havasıyla bugün de canlılığını koruyan eserler verdi. Döneminin eski dil beğenisine saplanıp kalan yazarlarını okunmaz duruma düşüren “zaman” onu haklı çıkardı.