Arkadaşlar bu özetleri kendi ellerimle yazdım.Nette hiç biryerde yok.Ablam bu kitaplardan çok çekti :D ben de siz çekmeyin diye sizlerle paylaşayım dedim.Kaynak gösterilmeden veya izinsiz başka sitelerde yayınlanması yasaktır.Emeğe Saygı…

KİTABIN ADI : Zağra Müftüsü’nün Hatıraları

Bu kitap okunmaz. Niye mi? Çünkü Türk milletinin böyle acılar çektiğini, böyle cefalar gördüğünü çocuklarımıza göstermek, bildirmek istemezler. Çünkü Bulgarlar, Ruslar, Yahudiler bundan utanç duyarlar. Tarih sahnesine bu denli kanlı geçen savaş elbette ki o uluslar için dehşet verici. Bizim Türk-Müslüman yaklaşık yarım milyon insanımızı öldürdüler. Ve bunla da kıvanç duydular. Dünya’da hiçbir millet bu kadar acı ve sefalet içinde katledilmedi. Bunu yapan milletler de şimdiki ABD. Bunlar hayvanları koruma derneği kurdular. Ama nedense 1887’den(93 harbinden) bu yana yaptığı alçakça hareketlerini koruma altına alamadılar.
Bunu Haçlı seferi olarak da nitelendirdiler. Hatta bir toplantıda Başkanları bir gül uzatmış ve “Bu gül Müslüman-Türk çocuklarının kanlarıyla sulanmış, büyütülmüş bir güldür.” demiş küstahça… Bu çocuklar ki daha 9 aylık,1 günlük olan bebeler… Şimdi ise Ermeni Soykırım’ı yaptınız deyip, yaptıklarını güya aklıyorlar.
Eserin yazarı aslında müftü değildir. O muallimlik yapmıştır ama zamanın şartları dolayısıyla müftülük görevinde de bulunmuştur. Rumeli aslında bizim için çok önemli fakat bizim içimize karışan bazı nifakçılar Rumeli’yi bize unutturdular, bizi Zağra’dan, Kızılca’dan mahrum bıraktılar. Keşke diyoruz; Rumeli’yi yeniden alsak. Eski yurdumuzu, şehitlerimizin kanını yerde bırakmasak.
Bulgar Mezalimi’nden etkilenmeyen kimse olmamıştır. İllaki kiminin babası, eşi vs. şehit olmuştur.
Savaşın nedenleri; Rusya eski yenilgilerinin acısını çıkarmak istiyor. Panislavizm politikasını yaymak istiyor. Bu yüzden birçok köyü ateşe verdi, Osmanlıyı almak istiyor.
Niye yenildik; Paşamız bizi bıraktı yerine başkası geldi. Gemimiz, Tuna’da hareket edemedi. Rusya 20 yıldır hazırlanıyordu ve donanması acayip güçlüydü. Ruslar Tuna’dan Ziştovi’ye geçtiler. Bilinçsiz bir şekilde Balkan hattı boşaltıldı. Bizim bilinçsiz halk da sevindi buna. Ziştovi çok müdahalesizdi. Öyle ki silah, cephane azdı ve her şeyimizi kaybediyorduk. Osman Paşa’nın Plevne üzerine askeri çekmesi kararlaştırılmıştı. Onu denemek istedi Serdar ama kumandanları izin vermiyor, iç işlerimize karışıyorlardı. Ama Serdar’ın hala ümidi kırılmadı.
Ruslar Yatak köyünde binlerce evi yaktı, Müslümanları kılıçtan geçirdiler. Onlar firar etmeye cesaret etti ama nedensiz yere önlerine geçildi.
Bizim komutanlar bir garipti. Mesela Miralay Hulusi sanki hiçbir şey yok gibi Müslümanlar ölmüyor gibi telaşa lüzum yok diyormuş. Şaşılacak bir şey doğrusu…
Edirne’den Müslümanları kurtarmaya gelen taburlar yanlarına yemek almamışlar. Açlıktan yollara dökülmüşler. Bu arada daha fazla kayıp verilmesin diye hicret kararı alınıyor. Ama Bulgarlar(casus) kesinlikle hicrete izin vermiyorlar.
Millet zaten korku içinde bir de yalancı Bulgarlar milleti kandırıyor; şu kadar kişi yakıldı, memleket elden gidiyor, size sahip çıkılmıyor diye… Milletin kafası karışık, bir de utanmadan hicret eden Müslümanlardan çocuklarını istiyorlar.
Paşalar ayrı bir dert; hiçbir şey olmuyormuş gibi zevk-i sefasındalar. Kimisi teslim olalım diyor, kimisi kanımızın son damlasına kadar savaşalım!
Asker çok az, cephane yok, yiyecek yok ve düşmen Zağra’yı, köyleri yakıp yıkıyor. Bulgarlar aramızda bize yardım eder gibiler(casuslar) ama öldürülme zamanında bile casusluklarını itiraf etmiyorlar.
Kolları bağlı Müslümanlar meydanda Caminin önünde ellerinden çivilenerek asılıyorlar, acımasızca da yakılıyorlar. Millet’e ; “Size ibret olsun” diyorlar. Bulgarlar, Yahudiler bayram ediyor, çanlar çalınıyor. Bütün Müslümanlardan silahlar toplanıyor saklanıp, pisliklere atanlara da zorla çıkarttırılıyor. 14 Camiyi önce iyice harap etmişler. Sonra da ahır yapmışlar. Hayvan pisliklerini yüzüne sürmüşler, yağmalamışlar. Kur’an ayaklar altına alınıp, eziliyor. Müslümanlar artık dayanamıyorlar. Kendilerini kuyudan atmaya çalışanlar bile oluyormuş. Bütün kapılar kırılıyor, halk toplanıyor. Çünkü Müslümanları öldürecekler. Emin Paşa’ya sığınıyorlar ama nafile. Bizim zengin Paşa Müslümanları eve bile almıyor. Bize garanti veren Gurko, Hacı Gospidin’e bizi kollamıyor musunuz? Diye sorulunca : “ Elimizden bir şey gelmiyor ki” demişler. Çok komik değil mi sizce?
Ağza alınmayacak laflarla 6 Müslüman daha meydanda gözler önünde yakıldı. Gurko yaltaklık yapıp Müslümanları tehdit etmiş, Bulgarlar da idam edilmemizi istemişler. Bir de “600 Bulgar kesmiş Türkler diyerek” yapıkları hayvanlıkları haklı kılıyorlar.
Kadınlar evlere hapsediliyor, yalvarıyorlar. Bizi çıkarın diye… Yıldız Sarayı emir veriyor: “Memurlar yerlerini terk etmesin diye” ama Kaymakam bile Edirne’ye kaçıyor.
Süleyman Paşa ordumuzun fazla olduğunu söyledi ama öyle değilmiş. 8 taburmuş. Bir Papaz da bir Hafız Hoca’yı çağırıp bir şey söylemiş: “ Bu sakal ak kana bulanacak”demiş. Kaç köy ve Müslüman yakıldı. Haddi hesabı yok ki… Gördüğü Müslüman ‘ı vuruyorlar. Hatta bir imamı sakalından tutuşturarak yakıyorlar. Genç bakire kızların önce ırzlarına geçip sonra kazığa oturtmuşlar.
Süleyman Paşa Zağra’yı bırakacağız demedi ama Emin Paşa, Rauf Paşa gibiler ciddiye aldılar ve Zağra’yı bırakmayıp, hicret kararı aldılar. Milleti durdurmak imkânsızdı. İsterse yeniden Osmanlı hüküm sürsün dayanamayız diye kendileri evlerini yakıp hicrete başladılar.
Çocuklarını zulümden kaçarken sizi sonra alacağız diye karda kışta bıraktılar. Çocuklar öldü bazıları ise yolda dayanamayıp bebeğini Meriç’e attılar. Bulgarlar, Yahudiler, Ruslar bunla da kalmadı bir Müslüman kadının göğsünü keserek kanları ile ellerini yıkadılar. Müslüman erkekleri çivilerle camilere astılar.
Emin Paşa iki rolde oynuyor. Kimseyi düşünmüyor, bir de ben bile şu kadarlık altınımdan geçtim diye küstahlaşıyor. Bulgarlar yine durmuyor. Göç eden Müslümanlar yakalanıp samanlığa dolduruluyor, gaz dökülüp “Kebap pişiriyoruz” diye yakılıyor.
Yeni Zağra’ya varan Ahmet diye yaralı delikanlı Rauf paşadan yardım istiyor ama kâfirlere yardım eden paşamız bir Türk’e yardım etmiyor üstelik yakılıyor. Ama bu gibi fenalıklar yapanlar cezasını buluyor yavaş yavaş. Kadınlarımız böyle kalmadı tabi. Çırılçıplak sokaklarda dolaştırıldı ve yakıldılar. Kuyular kazdılar, toplu olarak Müslümanları atıp öldürdüler ve “Buraya bir İslam mezarlığı yapacağız.” dediler.
Yazarımız dahi Edirne’ye vardığında tanınmaz haldeymiş. Yüzü, gözü kir pis içindeymiş.
Neden Yenildik
1) Rusya çok iyi hazırlandı.(50 bin askeri gözden çıkardı)
2) Osmanlının düşmanı çok, yardımcısı az (Bulgarlar, Yunanlar, Ruslar düşman)
3) Askerde itaat ve ahlak zayıfladı. Yüzbaşıya, Binbaşıya değer verilmiyordu.
4) Milli ahlak alçaldı, tembellik, dinsizlik arttı. Herkes keyfine bırakıldı. Dindarlık ve milliyetçilik, Allah korkusu kalmadı.
5) İleri gelenler bozuldu. Sanki başka bir millet için çalışıyormuş, devletin iyiliğini istemiyor gibi oldular. Emin Paşa, Rauf Paşa, Rıfat Paşa örnek.
6) Felaketlerden ders alınmadı.
Ruslar bununla kalmadı; Çoluk çocuk üzerine top ateşi, Kızılay hastanesi topa tutuldu. Hicret edenleri takip edip öldürdüler, yaralı Osmanlı askerleri öldürüldü. Kuyuda kadın ve çocuk cesetleri bulundu.
Demiryolumuz iyi olmadığından, orada da göç sırasında bayağı ölen oldu. Yolda soğuktan çok kişi dondu. Ama gelenlere İstanbul halkı avuç açtı. Onlarla her şeylerini paylaştı. İstanbul adeta mahşere döndü.
* Dikkat edin! “Bizim de ordumuz onların bayağı askerini öldürdü. Rusya sonra o kemikleri topladı ve şehitler anıtı dikti.” Yani Türk mezalimiymiş…SİTE:www.kitaplik.org

Tags: , , , ,

Korku Oyunları

Oss Puan Hesaplama

Komik Videolar


Comments

Name (gerekli)

Email (gerekli)

İnternet sitesi

Speak your mind

  • Son Yazılar

  • Tavsiye Siteler

    Tag Cloud

  • e kitap Kitap Özetleri 23 Nisan
    tracker
    eXTReMe Tracker